













Yedi kişi tutuklandı. Şüphelilere yöneltilen suçlamalar şöyle: DHKP/C’nin talimatıyla “Güler Zere’ye özgürlük” demek, Mahir Çayan’ı anmak ve Nevruz’u kutlamak. Fakat polis fezlekesine göre, ‘suçlar’ bu kadarla bitmiyor, dahası var: TBMM önünde “Parasız eğitim istiyoruz” eylemi, “İncirlik Üssü kapatılsın” diye meşaleyle yürümek, Tekel mitingine destek...
Zere 15 yıl önce DHKP/C üyesi olduğu ve örgüt adına eyleme katıldığı savıyla 34 yıl hapse mahkûm oldu. 34 yaşındayken damak kanserine yakalandı. Şubat 2009’da Elbistan Cezaevi’nde ameliyat edildi. Ancak hastalık cezaevi koşulları ve bakımsızlık nedeniyle yinelendi. Artık iyileşemeyecek kadar hastalandığı süreçte kamuoyundaki yoğun tepki ve talepler sonucu Zere, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün onayıyla 6 Kasım 2009’da tahliye edildi. Ancak 5 Mayıs 2010’da öldü.
Zere eylemi, Çayan’ı anma...
Zere’nin ölümünden yaklaşık 1.5 ay sonra, 15 Haziran 2010’da, Zere ile aynı görüşü paylaşan, tahliyesinden önce ve sonra kendisi için eylem yapan Halk Cephesi üyesi 29 kişi gözaltına alınırken, bir şüpheli bulunamadı. Aralarında, kızları Canan ve Zehra Kulaksız’ı ölüm orucunda yitiren Ahmet Kulaksız’ın da olduğu yedisi tutuklandı. Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün 18 Haziran’da Ankara Başsavcılığı’na gönderdiği fezlekeye göre, şüpheliler, DHKP/C’nin ‘talimatı’ doğrultusunda Zere kampanyası yürütmekle suçlanıyor. Suç olduğu öne sürülen eylemler şöyle sıralanıyor:
* Zere’ye özgürlük, hasta tutsaklar serbest bırakılsın’ kampanyası.
* Kampanya çerçevesinde 12 Ağustos 2009’dan itibaren her çarşamba Adalet Bakanlığı önünde açıklama yapmak.
* Zere’nin tahliyesinden sonra her cumartesi yapılmaya başlanan ‘Hasta tutsaklar serbest bırakılsın’ eylemi.
* Zere’nin ölümünden sonra, 14 Mayıs’ta Sakarya Caddesi’nde toplanılıp temsili kefen giyilerek, ‘Zere’nin katili AKP iktidarıdır’ yazılı dövizlerle AKP önüne tabut bırakmak.
* Yüksel Caddesi’nde, ‘Güler Zere şehit düştü’ yazılı bildiri dağıtmak.
Fezlekeye göre, bir diğer ‘suç’ da 30 Mart 1972’de öldürülen Mahir Çayan ve dokuz arkadaşının ölüm yıldönümünde Halk Cephesi üyelerince anılmasıydı. Değişik şehirlerden gelenler Abdi İpekçi Parkı’nda toplanmış, “Amerika defol, bu vatan bizim”. “İncirlik üssü kapatılsın” diye slogan atmıştı.
Son ‘suçlama’ ise 21 Mart 2010’da, çeşitli sol grupların Tuzluçayır’da gerçekleştirdiği Nevruz kutlaması oldu.
Şüphelilerin katıldıkları diğer etkinlikler de ‘suç’ başlığı altında fezlekeye konuldu. Şüphelilerin katıldığı eylemlerden bazıları şöyle:
* TBMM’nin kapısında 1 Ekim 2009’da ‘Parasız eğitim istiyoruz’ diye eylem yapmak.
* YÖK protestosu
* Erzincan ve Edirne’de Halk Cephesi üyelerine yönelik linç girişimlerini protesto
* Tekel mitingine katılmak
* Kadınlar Günü kutlamasına katılmak
Şüphelilerde herhangi bir silah bulunmadı. Bolca politik dergi ve kitabın ‘ele geçirildiği’ bu aramalarda, bir ‘Dev-Genç’ şapkasına, Karl Marx’ın ‘Komünist Manifesto’suna, ‘Che’ adlı kitaba ve türkücü Özlem Özdil’in bir kasedine el konuldu.
İsmail Saymaz / Radikal
