













Cevabını çok iyi bildiğim ama gene de kendi kendime zaman zaman sormadan edemediğim bir soru vardır: Dönekler, çukurun en dibine kadar yuvarlanmak zorunda mıdırlar? Bazıları için de olsa orta yerde bir durak yok mudur?
Ne yazık ki yoktur? Döneğin içinden bir ses, öğrenmeye çok hevesli çocuk iştahıyla sabah akşam sorar ona: “Ne yaptın, rahat mısın?”
Dönek, tarif edilemez bir işkencenin pençesindedir. Huzura ermenin tek bir yolu vardır: Sabah akşam durmadan soru soran içindeki çocuğu öldürmek.
Dönek, sadece ve sadece tek bir şekilde rahat edeceğini düşünür. Saflarını terk ettiği Devrimci Parti yok olursa, içindeki soru soran çocuktan kurtulacaktır. O zaman o çocuğa dönüp, “Bak, görüyorsun, işte Parti yeniliyor ve yok oluyor. Ben hatalarından dolayı yok olmaya mahkûm bir yeri terk ettim, yanlış bir şey yapmadım” diyebilecektir.
Devrimci Parti’nin yaşaması ve mücadele etmesi, devrimcilerin başı dik duruşları ise Döneği çıldırtır. Çılgınlık onu, içine düştüğü çukurun yeni derinliklerini keşfetmeye zorlar.
29 Ocak tarihli Taraf gazetesinde Halil Berktay, Doğu Perinçek’in Silivri’deki savunması üzerine tam da bu söylediklerimize uygun bir çırpınış sergilemiş.
DÖNEĞİN KULLANIM DEĞERİ
Döneğe piyasada, “kullanım değeri” kazandıran özelliği, onun bir zamanlar devrimci saflarda yer alması ve devrimciyken edindiği “bilgi yığını”dır.
Eline kalem alan dönek, bunun bilincinde olarak önce bu özelliğini ortaya koyan bir malumatfuruşlukla yazıya başlar. Halil Berktay da öyle yapmış. Marks’ın “Louis Bonaparte’ın 18. Brumaire”i hakkında bilgi verdikten sonra kitabın ilk paragrafında Hegel’e yapılan göndermeyi ele almış. “Her tarihsel olay ve kişinin iki sefer sahne aldığını” söylediği ünlü deyişini...
İşte bu, Döneğe “kullanım değeri” kazandıran malumatfuruşluk oluyor.
Sonra Doğu Perinçek’e saldırıyor Dönek: “12 Mart mahkemelerinde komünist idin, 12 Eylül mahkemelerinde militarizme ve darbeciliğe karşı idin, şimdi ise faşizan bir ideoloji adına militarist, şoven ve darbeci oldun.”
Oysa Doğu Perinçek; 12 Mart’ta da, 12 Eylül’de de, bugün de emperyalizme karşı. 40 yıldır emperyalizmin tertiplediği darbelere karşı. Bu anlamda durduğu yerden milim kıpırdamamış Doğu Perinçek.
40 yıl önce emperyalizme karşı mücadele saflarında olan Halil Berktay ise bugün Obama’ya ve işbirlikçilerine methiyeler düzen Dönek Halil’e dönüşmüş.
Değerlendirme farkı buradan geliyor.
TEFERRUAT
Halil Berktay, Saddam ile Miloseviç’e “eli kanlı diktatörler” diyor ve Doğu Perinçek’i de onlarla aynı kategoride olmakla suçluyor.
En büyük emperyalistin avukatlığını yapmaya başlayan Dönek, Irak’ta katledilen iki milyonu aşkın Irak’lıyı görmez. Yugoslavya’da katledilen 600 bin insanı da görmez.
Daha doğrusu ne Irak’ta ölen iki milyon kişi, ne de Yugoslavya’daki 600 bin kişi Döneğin nezdinde insan olarak görülmüyor. Dolaysıyla emperyalistler, herhangi bir katliamın sorumlusu değil.
Tam tersine onlar “demokrasi” ve “özgürlük” savunucuları olarak görülüyor.
Böyle olunca, Amerikan emperyalizmine karşı savaşan Saddam Hüseyin ve Miloşeviç gibi liderler “eli kanlı diktatörler” oluyor.
Oysa tarih, Saddam’ı da, Miloseviç’i de vatanlarını emperyalist işgale karşı savunan kahramanlar olarak kaydedecek. Hiç şüphesiz Doğu Perinçek’i de…
Onların “eli kanlı diktatörler” olduğunu söyleyen Amerika. Tekrarlayan ise yalakalaşmış Dönek.
Ve gene Tarih Saddam ve Miloseviç’i katleden Bush’u, “Hitler’in çizmelerini giymiş cani” olarak not edecek.
Ve Tarih hiçbir zaman hiçbir döneği, herhangi bir tarihsel olayın öznesi olarak kaydetmemiştir.
Onlar teferruattır.
ZAVALLI VE YALAKA
Halil Berktay, Doğu Perinçek’in başı dik duruşunu, Silivri Mahkemesinde Amerika’nın F tipi örgüt eliyle sahnelediği Ergenekon tertibinin ipliğini pazara çıkaran mücadelesini, Hitler’in ve Göring’in tutumlarına benzetiyor.
“Nürnberg pardon Silivri” diyerek aklınca, Devrimcilerin onurlu mücadelesini, İkinci Dünya Savaşı’nın faşist suçlularının yargılandığı davayla karıştırıp bir mesaj vereceğini zannediyor.
Zavallı Halil… Finansmanı emperyalist kaynaklardan sağlanan, CİA ve Fethullahla ilişkili kişilerin yönetiminde, temel görevi Türk Ordusu’na, Atatürk’e ve İşçi Partisi’ne saldırmak olan Taraf gazetesinde kendisine ayrılan köşesindeki makalesine, Barack Obama’ya methiyeler düzerek başlamış. Barack Obama “Türk siyasilerinin sahip olmadığı zeka ve derinliğe sahip”miş! “Hem radikal hem de kucaklayıcı olmayı becermiş.” “Konuşmasında kutuplaşmanın alternatifinin ilkesiz uzlaşmacılık, ya da milli birlik beraberlik klişeleri olmadığını göstermiş.”
Hitlerin çizmelerini giyen Amerikan emperyalizminin elebaşına böylesine methiye düzdükten sonra, ömrünü emperyalizme ve faşizme karşı mücadeleye adayan Devrimciyi, Hitler ve Göring’e benzetmek gibi her türlü ar ve utanma duygusundan azade bir saldırıyı ancak ve ancak bir dönek yapabilir.
Öte yandan Dönek, hiçbir zaman bir Hitler veya bir Göring olamaz. Ama Dönek çok iyi bir Hitler veya Göring yalakası olur.
Tıpkı Halil Berktay’ın Obama yalakalığı yaptığı gibi.
