













Eskiyen yıllar mı kendi dönüşümüne sitemsiz akan. Ve bazen de üzerimize yakışmayan zaman. Daha önce de söylediğim gibi; zaman zaten her zaman, akıp gitmekte zaten kimseye bir şey sormadan…
Bir yılın son günlerine toplanmış kır çiçeklerinin kış tonlarında yağmur. Yağmur kendi sessizliğine çevirirken de yüzünü, farkında mıyız bilmem ama yıllar hala akıp gitmekte zaten kendi çaresizliğine de aldırmadan.
Zaman; kapısını aralarken acımasızlığın
acıtıyor gözyaşlarını
gülümseyişler kalırken geride
buruk anımsanan
avuç içi saflığına da dokunuyor
zaman
Hayatın mistik ve maddesel sürprizlerine kapımız sonuna kadar açıkken, beklenmeyenlere mi şaşkınlığımız. Oysa her an her şeyin olması muhtemel bir akışa heyecanlı değil mi zaten düşlerimiz. Gerçekleşmesi yıllar da alsa. Peşinden koşmanın kaçınılmazlığını her saniye hissettiren zaman.
Yeni bir yıl eskimeyen umutlarımıza usulca yaklaşsın hadi o zaman.
Dalgın ve kırgın bedenler filiz açsın güller yeniden yeni acıtmalarda tomurmadan.
Bizden aldıkları ve bize kattıklarıyla sürüklensin bakalım kendi akıntısında zaman. Haydi, hala hayallerimizin peşinde yaşamaya devam edelim arsız çocuklarcasına geçen yıllara aldırmadan. Ki bir an; anımsanacak sadece geride kalan, kendimizle gülümseyerek yaşanan o zaman.
Bencilliğimizin kapılarını da kapattığımızda içsel devinime bir demet sevgiyle, gülümsenen işte o an. Ne yalnızız ne birlikte, ne mutlu ne buruk. Ne gelmiş ne geçmiş, sadece bir buket umut. Hep birlikte hadi hep beraber tükenmeyen tutkularımızla karşılayalım yeni bir yılı daha şafak kendi sabahına sonsuz denizlerde yalnız uyanmadan. Sevinç dolarak nefesimize tüm cihan da, şen olalım uslu çocuklara da gözkırparak tan ağarmadan o akşam.
O zaman,
yeni bir yıl eskimeyen umut
larımıza da gerçekleşecek
dilek olarak, usulca yaklaşsın hadi o
zaman.
