Fatoş Karakaya
fatoskarakaya@hotmail.com
Yürüyoruz…
15 Nisan 2010 Perşembe 22:31
Geceler sığmaz mı düşlerinin
esrik siperine
Niye öyleyse
Niye gem vurursun ki
devasa içtenliğine...
Dönüp dönüp kendi içine
Sessizleşme
Sessizleşme
yitik bulutların
umarsız bencilliğinde
Bir serin ıslık çal
sonsuz gecelerin
uykusuz düşlerinde
akşam üstlerinin
kırık bakışlarını
uyut gizemin ninnileriyle
Sonra da sar kır çiçeğini
gecenin sakin elleriyle
Baharın ilk göz kırpmalarına karşı
Bak göz kırpan sesleri boğulmuş
yıldızların içselliğinde.
Yürüyoruz..
Kumsallar ayağıma dolanıyor hazince. Gün kirpikleri ıslak bir türkü tutturmuş,
Tınılar yüreğinden kopuyor günün. Zaman gözeneklerinden sıyrılmaya çalışıyor, arsızca göz kırparak zamansızlığın kıvrımlarına,
Yürüyoruz…
Yaşam iki ucunda iki soluk kadar yakınken ölüme, bülbüller en verimli şarkılarını söylüyor mutlu güne. Ve bulutlar ülkesinde mavi bir kuş uzaklık,
Ayağı takılıyor karamsarlığa, gecikmiş bir kırlangıcın. Duruyor ve nefes alıyor, soğuk gözlerinden çabanın. İyimserliğin gözleri gözleri sözleri bir noktada kilitlenmiş, hayalleyemiyor artık yaşanamayacak ufukları. Bir beşik gıcırdıyor yüreğimin dipsiz derinlerinde, ulaşabilmek için geceyaralarının issiz çığlıklarına.
Yürüyoruz…
Sarsıntıların sabrı kalmadı belki de baharı karşılamaya. Bahar, bir bayram sabahı çocuk sevinci eşiklerden dışarıda. Yanar-kanar, kanar-çarpar bir sökün parçalanan duyguların ince zerreleri,
Gümüş haleler oynuyor aşkın gözbebeklerinde, yağmur damlaları nazlı nazlı vururken cama. Yüreklerin gel-gitleri çaresiz hatta sevimsiz. Mandalin kokuları kırık dökük aynalara gülümsüyor, ve dilsiz izdüşümlerin sıyrık umutlarında kıvılcımlanıyor umarsızca.
Yürüyoruz…
Ya da bir dalyanın kaybolan ıssızlığına paralel mi yüreklerinizin ateş başı. Kopup giden hangi damarların heyecanı sismik bir güzergahta. Sembolize edilemeyen yitik hayaller mezarlığı mı kimsesizliğiniz.
Yürüyoruz…
Dönüp dönüp kendi içine
Sessizleşme
Sessizleşme
yitik bulutların
umarsız bencilliğinde...
Bir ormanın gözleriyle bak kendine
sesini dinle yıllanmış çınarların
ne kadar içten
görkemli
Ne kadar bir o kadar biz
ve ne kadar da bizsiz
Düşündün mü hiç şu geçen yılların
kendinden uzaklığını
Ne kadar bir o kadar biz
ne kadar da gerçek ve sessiz
Acılarını sal uçurumların
derin mağarasına
halatın ucuna düşlerini bağla
Geçilmesi zor dediğin kovuklarda
cesaretinle salla bacaklarını
kaygan eskimiş çamura
Daraltma umutlarını
Yücelt
Azaltma ufuklarını
Genişlet
Bir selam ver kendine
Yüreğine
Seslice
gürce
Ve anlık umutların takılsın
paylaşmanın
gülümseyen
ufkuna...
Fatoş Karakaya “Metanoya” kitabından…
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...