













Kendi şehirleri dışında üniversiteyi kazanan öğrencilerin aklında ki ilk soru “ben orada nerede kalacağım?” sorusudur. Çünkü hem sistem hem de üniversite yurtlarının durumu öğrencileri buradan uzaklaştırıyor ve gitmek istemedikleri yerlere mecburen gönderiyor. Oysa anayasasında “sosyal devlet” yazan Türkiye Cumhuriyeti, cumhuriyetin bekçisi olan, ülkenin geleceği olan, bilimle yetişecek olan gençlerinin nerede kalacağıyla pekte ilgilenmiyor. Halkın Kurtuluşu Partisi “ YURT-KUR uyuma, yurt kur” adıyla bir imza kampanyası başlattı. Bu konuda sessiz duran öğrenciler adına umarım iyi bir ışık olur bence böyle bir tepki gerekliydi. Çünkü bu gün Türkiye’de 219 devlet yurdu var. Bunların toplam kapasitesi 200 bin 942. Oysa Yurt-Kurun kendi rakamlarına göre bu yıl 2 milyon 497 bin 473 kişi yurt başvurusunda bulunmuş. Buna karşılık 3 bin 126 tane özel ve cemaat yurdu bulunmakta. Bu ne demektir biliyor musunuz? Bu bir faciadır, bu bir sorumsuzluktur, bu en korunması gereken insanlara yani öğrencilere “ne haliniz varsa görün” demektir, yada daha kötüsü devlet kendi eliyle cemaatlere mensup olan yurtların büyümesini teşvik etmektedir. Ayrıca yurtların sayısının yetersiz olması kadar var olan yurtların durumu da içler acısıdır. Bugün yurt-kurun yani üniversite öğrencilerinin (yani bizlerin) dediği gibi devlet yurdunda kalan insanlarda bulundukları yerlerde memnun değillerdir aksine 3 kişiyi bir araya toplayan, yurttaki milliyetçi öğrencilerin baskısından, kirlilikten, gürültüden kaçarak öğrenci evlerine çıkmaktadır. Ve zaten zor olan öğrencilik hayatı daha da zorlaşmaktadır. Devlet eliyle bir an önce bu yurt sorununa bir çare bulunulmalıdır. Eğer devlet olarak sen sosyal devleti ortadan kaldırır öğrencilerine kalacak yer, aş, teknolojik imkanlar vermezsen birileri çıkar senin yapamadıklarını yapar ve senin gençlerini sana düşman olarak yetiştirir. 1961 anayasasına “faşist” diyenler şimdi bir düşünsün devrimci mi faşist mi? Çünkü ilk olarak 61 anayasasında “öğrencilerin barınmasını sağlamak devletin temel görevidir” dendi. 47 yıl sonra o günleri arıyoruz. Sorsanız uzay çağında yaşıyoruz derler.
TŞK...
devlet mi? iktidar mı? yönetim mi? öğrenciler mi? terör mü?