













Özür dilemek kimi durumlarda yüce gönüllülüğe işaret eder. Kişinin hatasını görünce kabul etmesi bir erdemdir.
Bu davranışı gösterebilen kişi yücelir.
1918 yılında kurulan Ermenistan Devletinin ilk Başbakanı, Taşnak Partisi yöneticisi Ovanes Kaçaznuni, 1923 yılında Bükreş’te toplanan Yurtdışı Konferansı’na bir rapor sunar. Bu raporda özetle şöyle demektedir:
‘1914 kışı ve 1915 yılının bahar aylarında kayıtsız şartsız Rusya’ya yönelmiş durumdaydık… Gönüllü birlikler oluşturduk ve Türkler daha Savaş konusunda tarafsız konumda iken onlara karşı askeri operasyonlara giriştik.
‘Aklımız dumanlanmıştı… Herhangi bir gerekçe yokken zafer havasına kapılmıştık; sadakatimiz, çalışmalarımız ve yardımlarımız karşılığında Çar Hükümeti’nin (Güney Kafkasya Ermenistan’ı ile Türkiye’nin Ermeni vilayetlerinden oluşan) Ermenistan’ın bağımsızlığını bize armağan edeceğinden emindik….
‘1915 Yaz ve Sonbahar döneminde Türkiye Ermenileri zorunlu göçe (tehcir) tabi tutuldu, kitlesel sürgünler ve baskınlar gerçekleştirildi. Bütün bunlar Ermeni meselesine ölümcül bir darbe vurdu…
‘Türkler ne yaptıklarını biliyorlardı ve bugün pişmanlık duymalarını gerektirecek bir husus bulunmamaktadır; sonradan da anlaşıldığı üzere, Türkiye’de Ermeni meselesinin temelli çözümü açısından bu yöntem, en kesin ve en uygun bir yöntemdi…
‘Kendimiz dışında bir suçlu aramayalım…
‘Taşnaksutyun’un artık yapacak bir şeyi kalmadı… İntihar etmeyi öneriyorum.’
Bu saptamalar, aynı zamanda bir özür dilemedir. Bir dönem, en sorumlu konumda bütün sıcaklığı ile olaylar yaşadıktan sonra bir muhasebe yapmaktadır. Hatalarını ve sorumluluklarını ortaya koymaktadır.
Ve yaşanan süreçte Türklerin bir sorumluluğunun olmadığı gene açık yüreklilikle söylemektedir.
Tarihi gerçeklere ve kendi halkına karşı duyduğu sorumluluğun gereği olarak Ovanes Kaçaznuni erdemli bir tutum takınmaktadır. Hiç şüphe yok ki Kaçaznuni emperyalist oyunlara karşı olan bu tavrıyla yücelmiştir. (Kaçaznuni’nin sözkonusu Raporu, Mehmet Perinçek’in Moskova’daki araştırmaları ile açığa çıkarıldı ve Kaynak Yayınları tarafından kitap olarak basıldı.)
TARİHİ GERÇEKLER
Adlarının önünde Prof. sıfatı bulunan Ahmet İnsel, Baskın Oran ve Cengiz Aktar ile gazeteci Ali Bayramoğlu, “Ermeni kardeşimden özür diliyorum” başlığı altında açtıkları imza kampanyasıyla, Ermenilerden; 1915 uğratıldıkları “Büyük Felaketten” dolayı kendi adlarına özür diliyorlar.
Bu davranışın ne anlama geldiğini anlamak için birkaç hatırlatma yapalım.
Çarlık Rusyası, parçalanacak olan Osmanlı Devletinden kendi payına düşeni almak için harekete geçti. Ermeni örgütleri Rus Orduları ile birlikte hareket ederek cephedeki Osmanlı Ordusu’nu arkadan vurmaya başladılar. (Bkz. Kaçaznuni)
Türkler, vatanlarına saldıran Rusya ve onlarla işbirliği yapan Ermenilere karşı vatanlarını savundular.
İnseller ve Oranlar, Türklerin vatanlarını savunmasından dolayı özür diliyorlar.
Ama daha önemlisi aradan 80 – 90 yıl geçtikten sonra özür dilemeleri. Onu da kendileri akıl etmedi.
Soykırım iddiaları ilk defa 1980’lerle birlikte Amerika tarafından dile getirildi. Amerika’yı diğer emperyalist ülkeler takip etti.
Emperyalizmin Dünya çapında saldırıya geçtiği ve Devrim dalgasının geri çekildiği koşullarda, Ermeni meselesi bir kez daha Batılı devletlerin Türkiye’ye yönelik sömürgeci emellerinin bir aracı olarak iyasaya sürüldü.
Hedef, Büyük Ortadoğu Projesi’nde sınırlarının değişmesi öngörülen Türkiye Cumhuriyeti’dır. Ermeni Soykırımı yalanları şimdi, Türkiye’ye yönelik bu emperyalist emellere meşruiyet kazandırmak için dillendiriliyor.
Bir yalanı kabul ederek, “özür dileme” adı altında, kendi milletine karşı emperyalist merkezlerden organize edilen saldırıya katılan kişi ise alçalmaktadır.
yücelmek
Yukarıdaki yazıyı okuyan kardeşlerimden ricam.