













YSK’nın “kamu haklarından yasaklamayı” öngören mahkûmiyetlerini gerekçe göstererek, BDP’nin 7 bağımsız adayını veto etmesi üzerine çıkan olaylar ve gösterilen tepkiler Türkiye’nin nerelere getirildiğini çarpıcı bir şekilde ortaya koydu.
Öncelikle söylenmesi gereken şudur:
Ortaya çıkan tablonun sorumlusu, yüzde 10 barajını inatla sürdüren AKP’dir. Toplum içinde belli bir tabanı olan her siyasi hareketin, seçimler yoluyla kendini temsil etme olanağını baraj marifetiyle ortadan kaldıran düzenlemede ısrar eden AKP, ortaya çıkan durumun esas sorumlusudur.
Bağımsız adayların veto edilmesiyle, kendini ifade etmek için sahip olduğu tek yolun da kapatıldığını düşünen insanların tepkisi normaldir.
Sokağa dökülen vatandaşın tepkisi açısından baktığımızda olay budur.
BDP’NİN SEÇİM HESABI
Öte yandan yasalarda var olan hükümleri hiçe sayarak aday gösteren BDP yönetiminin ise “yasalar beni bağlamaz”, “Kendi yasamı kendim yaparım” diye düşündüğü anlaşılıyor.
Gerçekte ise BDP yönetimi olabileceklerin farkındadır. Onun için veto edilebilecek bütün adayların yanı sıra, ikinci adaylar da göstererek gerekli başvuruyu yapmışlardır.
Yani BDP’nin adaysız kalması diye bir durum söz konusu değildir.
O halde koparılan bütün bu gürültünün, bilinçli ve tamamen seçime yönelik bir mağdur psikolojisi yaratmaya yönelik olduğu anlaşılıyor.
BDP’nin bu amacına ulaşmada çok başarılı olduğunu da söyleyebiliriz.
Ve BDP ummadığı bir başarı elde etmiştir. AKP’nin ulusal devleti tasfiye etme çabalarının sonunda geldiği yer, tehditlere karşısında iktidarın, mahkeme kararlarını uygulayabilecek bir iradesinin kalmadığını göstermiştir.
ÇİĞNENEN YASALAR
Meclis başkanı Mehmet Ali Şahin’in “YSK’nın bu kararı kamu vicdanına aykırıdır. Düzeltilmesi gerekir” mealindeki sözleri, iktidarın yasa tanımaz anlayışının bir örneği olması bakımından önemlidir.
Sorarlar insana! Eğer mevcut yasalar kamu vicdanına ters düşüyor idiyse, (ki öyledir) dokuz yıllık iktidarınızda o yasaları neden değiştirmediniz?
Ama bilindiği üzere AKP’nin yasa tanımama konusundaki sicili oldukça kabarıktır. Dokuz yıl önce Recep Tayyip Erdoğan; mevcut yasalar seçime girmesine bile izin vermiyorken, o yasa hiçe sayılarak kendisi için bir seçim icat edildi, yasalara rağmen o seçime katıldı ve milletvekili oldu.
AKP ve Fethullahçı ekip şimdi de aynı yolu öneriyor Türkiye’ye…
BAĞIMLI YARGI
AKP yasaları çiğnemekle yetinmiyor. Mahkemeleri de siyasal hedefleri doğrultusunda kullanıyor. Habur’da kurulan çadır mahkemelerinin ardından İstanbul’da, Sabahat Tuncel hakkında daha önce bir buçuk yıl mahkumiyet kararı veren mahkemenin, alelacele toplanarak cezayı altı aya indirip ertelemesini, hiç kimse ‘bağımsız yargı işledi’ diye değerlendiremez.
AKP, Türkiye’yi bölme yolundaki gayretlerine yargıyı alet etmeye devam etmektedir.
ŞİDDETE TESLİM OLAN TÜRKİYE
Ama bütün bunlardan daha önemli olan dün Türkiye’nin dört bir yanında yaşanan manzaraların gösterdiği gerçektir.
Bu gerçek şudur:
AKP Türkiye’yi fiilen bölmüştür.
Türkiye Cumhuriyeti bölücü şiddet karşısında acizdir.
Güneydoğu’yu bir yana bırakalım. Dün İstanbul Taksim’de toplanan binlerce kişi ellerinde molotoflar ve taşlarla Aksaray’a kadar yürüdü. Araçlara ve işyerlerine saldırdı. Bir PTT binasını yakmaya kalktı.
Güvenlik kuvvetleri Aksaray’a kadar bu saldırganlığı seyretti.
Adana’daki manzara bir başka açıdan ibret verici oldu. Toplanan kalabalık Mustazaf Der binasına saldırdı. Hizbullah’ın yasal derneği olan Mustazaf Der yanlıları, bu saldırı üzerine ellerinde sopalar ile toplandılar. İki grup arasında çatışma çıktı.
Devlet gene ortalarda yok…
F Tipi Medya, yandaşlar ve Holding basını söz birliği etmişçesine, estirilen ve estirilecek terör karşısında çözüm olarak mevcut yasalara aldırış edilmemesini, adaylıklara konan vetoların kaldırılması gerektiğini söylüyorlar.
Ve sonunda “veto”ları kaldırttılar.
SONUÇ
Özetleyecek olursak durum şudur:
1. AKP Türkiye’yi fiilen bölmüştür. Şimdi yapılan operasyon, bu fiili bölünmenin Türk milletine kabul ettirilmesinden ibarettir.
AKP, YSK eliyle yaratılan kargaşanın biricik sorumlusudur. Ortaya çıkan tabloyu seçim sonrasında gündeme getireceği bölünmenin anayasasına gerekçe olarak kullanmak hesabı içindedir.
2. BDP ya da PKK; AKP’nin yol açtığı durumu seçimde oya tahvil etme peşindedir. “Mağdur” rolünü oynayarak son dört yıl içinde AKP sayesinde elde ettiği avantajlı durumu daha da pekiştirmiştir.
3. Bütün bu kargaşadan sonra YSK, bazı adaylar üzerindeki vetoyu (eksik evrakların temininden sonra) kaldıracaktır. BDP (PKK) yeni bir zafer kazanmış olarak seçime girecektir.
4. Ama bütün bu gelişmelerin sonrasında Türkiye’nin fiili bölünmesi biraz daha derinleşecek, Türkiye’nin Batı destekli şiddete teslim olması yolunda önemli bir adım daha atılmış olacaktır.
BOP eşbaşkanı “kendisine verilen görevi” başarma yolunda kararlılıkla ilerliyor.
Vaziyet budur.
bölünüyoruz
SAÇMALAMAYIN ALLAH AŞKINA