Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Önder Birol Bıyık
obirol011@gmail.com
Yol Ayrımında Bir CHP
22 Nisan 2011 Cuma 21:33

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu seçim beyannamesini açıkladı.

 

CHP beyannamesini demokrasi ve özgürlükler çerçevesinden çok; güçlü sosyal devlet, istikrarlı büyüme ve rekabetçi bir ekonomi gibi ekonomik politikaları merkez alan bir söylem üzerine oturduğu görülüyor.

 

Bana öyle geliyor ki, bu beyanname dönüşüm süreci yaşayan CHP’nin eski ile yeni arasında bir denge sağlama ve Deniz Baykal döneminden devraldığı milliyetçi çekirdek tabanla, yeni hedef kitle haline gelen yoksulları CHP çatısı altında toplama stratejisinin bir yansıması.

 

Rekabetçi ekonomi vurgusu ise sağ liberal oylara oynandığını işaret ediyor.

 

CHP tarihine şöyle uzak bir bakışla bakıldığında, CHP’nin ikili bir çizgiye sahip olduğu görülür.

 

1970’lere kadar devletin kurucu partisi olarak resmi ideolojinin taşıyıcısı olan CHP, 1970’lerdeki sol muhalefetin etkisi ile görece sosyal demokrat bir çizgiye oturdu ve yoksul emekçi yığınlardan büyük destek gördü.

 

1990’larda ise Kürt sorununun başat sorun olarak ülke gündemini işgal etmesi ile CHP, eski totaliter, devletçi- milliyetçi kimliğine geri döndü.

 

Bundan sonra yoksul ve emekçi kitlelerle bağını kesen CHP, sahil kentlerine ve metropollerin merkezlerine sıkışmış, cumhuriyetçi-modernist yaşam tarzını benimsemiş, statükonun bütün olanaklarından nemalanan, tuzu kuru orta sınıf Türklerinin partisi haline geldi.

 

2000’li yıllardan sonra bu milliyetçi orta sınıf karakterine AKP karşıtlığı ve rejim bunalımına dayanan laiklik söylemi de eklendi.

 

Şöyle de formüle edilebilir bu; rejim krizi CHP krizine dönüşmüştü.

 

Bu haliyle Deniz Baykal’ın CHP’si, AKP için lezzetli ve kolay yutulur bir muhalefetti.

 

Deniz Baykal, tek adam dukalığının bedelini trajik bir biçimde ödeyerek hala üzerindeki esrar perdesi kalkmamış kaset komplosu ile alaşağı edildi.

 

Dürüst ve mütevazı imajı ile kitlelerin büyük sempatisini kazanan yeni başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun en büyük açmazı, yenileşme iddiaları ile yola çıkarken kendisini başkanlık koltuğuna taşıyanların eskinin çelik kadroları olmasıydı.

 

Bu durum Kılıçdaroğlu’nun 8 aylık siyasal çizgisine de damgasını vurdu.

 

Bir yandan ‘Yeni CHP’ söylemiyle, demokratikleşme doğrultusunda sinyaller verirken,  öte yandan bıktırıcı geleneksel politik dille (Türban ve Kürt meselesinde olduğu gibi) birbirine çelme atan açıklamalarda bulundu.

 

Bu şizofronik bir çizgiydi ve bu ikili çizginin bir kavşakta birleştirilmesi gerekiyordu.

 

Kılıçdaroğlu’nun ilk önemli tasfiyesi, kendisini başkanlığa getiren Önder Sav ve ekibini yönetimden uzaklaştırılması oldu.

 

Haziran genel seçimleri milletvekili aday listeleri ikinci radikal tasfiyedir. Ancak asıl mesele de bundan sonra başlıyor.

 

Kemal Kılıçdaroğlu yeni bir CHP’yi yaratırken nasıl bir siyasal yön belirleyecektir?

 

Kürt meselesinde barış ve demokratik açılım doğrultusunda beni bir çizgi oluşturabilecek midir? Kılıçdaroğlu’nun sürekli dile getirdiği AB standartları AB beklentilerine yanıt verebilecek midir? Ermeni sorunu, azınlıklar sorunu, Kıbrıs sorunu, Kuzey Irak yönetimi ile ilişkiler konularında nasıl bir perspektif geliştirecektir?

 

CHP’nin gerçek anlamda sosyal demokrasinin temsilcisi haline gelmesi seçim beyannamesinde ele aldığı konulardan çok bu meselelere ilişkin yaklaşıma bağlıdır.

 

Milletvekili adayları ve beyannamede Türkiye’nin demokrasi ve özgürlükler meselesini teğet geçmesi,   CHP’nin ideolojik kafa karışıklığı içinde olduğunu gösteriyor.

 

Kılıçdaroğlu, ‘herkesin partisi’ sloganıyla Ergenekon sanıklarına ve AKP öncesi merkez sağın önemli isimlerine listede yer vererek hem CHP’nin Deniz Baykal-Önder Sav tasfiyesine öfkeli geleneksel orta sınıf tabanını elde tutmak, hem de AKP dışındaki merkez sağ unsurlara açılma siyaseti izlemektedir.

 

Ülke temel sorunlarının üzerinden atlayarak salt yoksulluk, işsizlik, istikrar ve rekabet üzerine inşa edilmiş bir seçim propagandası ile CHP’yi demokratik ve özgürlükçü çizgide yeniden yapılandırmak mümkün değil.

 

Başta Kürt meselesi ve Türkiye’nin sert demokratikleşme sorunları konusunda katılımcı, barışçıl, özgürlükçü ve ikna edici bir program ortaya koymadan girilecek her seçimin CHP’nin hezimetiyle son bulacağını görmek için kahin olmaya gerek yok.

 

Kanımca Kemal Kılıçdaroğlu'nun, CHP’deki tıkanmayı yeni bir sola açılım hamlesi ile aşma konusunda niyetli olduğu artık açık seçik ortada…

 

Ancak eski ile yeniyi bir çizgide sentezleme çabası yani daha açık ifadeyle CHP’nin devletin partisi kimliğinden vazgeçememesi bütün bu çabalara gölge düşürmekle kalmıyor, üç beş karpuzu bir koltukta taşımak istemesi CHP’yi kişilikli bir politika izlemekten alı koyuyor.

 

Herkesin partisi olma iddiası aynı zamanda hiç kimsenin partisi olamama riskini de içinde taşıyor çünkü…

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...
Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR