













Açık öğretime YÖK’ün Türk Dili Edebiyatı bölümü açmasının nedenlerini öğrenmek isteği içimizde depreştiği için bu yazı kaleme alınmıştır.
İlk önce bu bölüme kontenjan sınırlaması olmadığı için 42000’in üzerinde öğrencinin kayıt hakkı kazanmasının izahını bekliyoruz. Bu kadar Türk dili ve Edebiyatı mezunu işsiz gezerken YÖK’ün nasıl bir mantık yürüttüğünü öğrenmek örgün öğretimde okuyanlar için hak değil mi sizce? Dört yıl sonra açık öğretim 10000 mezun verirse nasıl bir yol izleyecekler acaba?
Osmanlıca, Eski Türkçe, Orta Türkçe, Dil Bilimi, Lehçeler gibi örgün öğretimdeki öğrencilerin bile zorlandığı derslerde nasıl bir öğreticilik göstereceklerini YÖK’ün açıklaması gerekmez mi?
Ya da sınav sistemini bir açıklasalar çok iyi olacak. Osmanlıca sınavında (Arap harflerini sorarlar sanırım.) Yüz kelimelik kompozisyon bile yazmadan mezun olan on binlerce Türkolog yetiştirmek amacındalar ise örgün eğitimdeki bütün sözel bölümler kapatılmalı! Gerek yok çekilen bu kadar eziyete…
Eğer amaç devletin para kazanması ise, Tıp fakültelerini açık öğretimde sunup kontenjanını sınırlamazsanız biçilen her fiyatı ödemeye hazır bir milyon insan bulabilirsiniz.
En önemli soru ise neden acaba Okul öncesi öğretmenliği ve İngilizce bölümleri gibi 80- 100 kişiyle kontenjan sınırlanmadı.
Kimse bize zaten çoğu kişi mezun olamayacak demesin. Türkoloji eğitimini ayaklar altına almanız bile susmamamız için yeterlidir. Ya da rekabet düzeninde iyi olan kazanır da demeyin. Bu bölümü özel üniversitelerde okuyanları da düşünün. Belki son yıllarda buralarda bile kaliteli öğrenci gelmemesinden dolayı eğitim laçkalaşsa da yılda 25000 lira masraf yapıp okuyanların suçu ne? Bu kadar çekilen gurbetler, imkânsızlıkların bedelini kim ödeyecek? Kredi ile bölümünü bitirmeye çalışan öğrencileri düşünün! (Sayın Yekta Saraç hocam bu durumları sizin pekâlâ biliyor olmanız lazım.)
Yatırım yapmış özel üniversitelerin suçu ne? Niye tercih edilsinler ki… Öğretim görevlileri üç yıla kadar fellek fellek kendilerine bir üniversite bulmak için arayışlara başlayacaklardır.
Akademisyenlerin susmaları da garip açıkçası. Üniversiteler hiç mi haklarını aramazlar. Özellikle özeller… Üç yıl sonra Türk Dili ve Edebiyatı bölümleriniz kapanacak duruma gelecektir. Bu yıl Boğaziçi, İstanbul gibi büyük üniversitelerin Türk Dili Edebiyatı bölümlerini kazananlar, mezun olduklarında bu 10000 kişi ile devlet nezdinde aynı statüdeler. Sevgili hocalarımız, siz de bir şeyler yapın! Sizin verdiğiniz eğitime de yazık. Derslere devam kıstasını nasıl uygulayacaksınız acaba?
Bizim şu anki ruhi durumumuz, kimsenin önünü kapatma, çekememe gibi bir durum değildir. Nasıl 165 puan ile bu bölümde okuma hakkını kazananlar için bu şans değilse, 330 puan ile kazananlar içinde şanssızlıkla ifade edilemez. Bu hakkın elinde alınması bir tür gasp edilmesidir.
Bu sistemle örgün eğitimi seçmek aptallık olur. Test sistemi ile mezun olan bir açık öğretimli her zaman örgün öğretimle mezun olan öğrenciden daha fazla ALES sınavına hazırdır. Eğitim dersleri ve yüksek lisans için neredeyse bu sınav yüzde 70 etkili ülkemizde. 4.00 ile mezun olan bir öğrenci Ales sınavından 5 puan düşük aldığı 2.50 not ortalaması ile mezun olan öğrenciye tercih edilen bir sisteme sahibiz. Yani Açık öğretim Türk Dili ve Edebiyatında okumak; Boğaziçi, Ege, İstanbul, Marmara, Ankara gibi üniversitelerde okumaktan daha mantıklı değil mi sizce?
Türk Dili Edebiyatı için bir tür intihar olan bu sistemden vazgeçilmeli.
En büyük hayalinin YÖK’ü yok etmek olduğunu söyleyen sayın başkan ÖZCAN, Türk Dili ve Edebiyatı bölümünün yok olmasını da mı istiyor acaba?
YÖK üyeleri bu kararı nasıl aldıklarını da kamuoyuna açıklamalılar. Özellikle PROF DR M.A. YEKTA SARAÇ bu durumda nasıl bir tavır sergiledi bunu merak ediyoruz. Malum kendisi de Türkolog’dur.
yalçın
10 000 kontenjan
Kalksın artık bu belirsizlik