













YGS gibi tüm toplumun gençlerini ilgilendiren bir sınavda şifre ile cevapların işaretlendiğinin veya cevapların şifrelenmiş olabileceğinin uzmanlar tarafından ortaya konulması ile Savcılık harekete geçti. Devlet büyüklerimiz de sırayla açıklama yaparak ÖSYM başkanının açıklamasının kendilerini tatmin ettiğini bildirdiler. Biz de rahat ve huzur ile uykumuza kaldığımız yerden devam ettik.
Oysa başka kamuoyuna mal olmuş davalarda en az ÖYSM kadar seçkin kurumların başındaki veya önemli yerlerindeki sanıklar açıklama yapsa da bırakın açıklamayı savunmalarında ayrıntıları ile suçlamaların gerçek olamayacağını ortaya koysalar da umursamadık. Gerekçemiz de hazırdı; hele bir dava sonuçlansın, hukuk bu konuda gerekli sözü söyleyecektir, yargılama/soruşturma devam ederken fikir beyan etmek doğru olmaz.
Şimdi ise soruşturmanın sonunu hiç beklemeden ikna oluveriyor büyüklerimiz. Diğer soruşturmalardan ve savunmalardan ne farkı var diye düşünebiliriz ama sanırım hepimiz biliyoruz farkı. Çünkü bu soruşturmanın sonu büyük olasılıkla Ergenekon soruşturması gibi olmayacak. Peşi peşine dalgalarla çeşitli alanlardan birçok kişi ivedilikle derdest edilmeyecek. Büyük olasılıkla, Polis Akademisi sınavlarındaki yolsuzluk soruşturması, Deniz Feneri Derneği Davası, İzmir’de seçimlerdeki açıkça oy hırsızlığı yapılması ile ilgili soruşturma gibi olacak bu soruşturmanın sonu da. Zamana yayılan geniş geniş ve rahat bir soruşturma yapılıp tam da dava açılacakken zamanaşımına uğrayacak mesela. Ya da giderek gündemden düşecek tartışmalarla yerinde yeller esecek. Bu nedenle büyüklerimizin şimdiden ikna olması ileriyi görmelerinden kaynaklanıyor olabilir.
Şimdi açıkça bir sınavda yapılan şifreleme yöntemini tartışıyoruz. Oysa uzun zamandır kendi dershanelerindeki sınav sorularını dışarıya çıkarmamakla meşhur ateş gurubu bir o kadar da gerçek sınavda kendi deneme sınavlarındaki soruların aynısının ya da benzerlerinin öğrencilerin karşına çıktığı gerçeğini gizleme gereği duymadı. Konuşulup durdu halk arasında ama bir türlü kimse araştırmadı. Son birkaç yıldır ÖSYM tarafından yapılan sınavlarda sorulan sorularla bu ateşli gurubun dershanelerindeki deneme sınavlarında sorulan soruların bir karşılaştırması yapılsa neler çıkar acaba karşımıza.
İyi de bu araştırmayı kim yapacak. Devlerin yargılamakla yetkili ve görevli kurumları mı? Belki de bu gurubun dershaneleri bu konuda çok başarılıdır kim bilir. Çok iyi tahmin edip çok sıkı yapıyorlardır işlerini. Ancak yine de yargı, sağlık konusunda bir örnekseme yapabilirsek eğer, tedavidir. Yani önemli olan temel hastalıklara karşı aşı ile mücadele etmektir, hastalandıktan sonra tedavi olmak hem pahalıdır hem de zaman alır ve mutlaka bir iz bırakır vücutta.
Aslolan hukukun işlemesinden çok, toplumsal kurum ve kuralların kendiliğinden hakkaniyete uygun işlemesidir. Her konuda yanlışlar yapıp, suçlar işleyip tüm çözümü mahkemelerden beklemek mantıklı değildir. Normal olan suçun ve haksızlığın olmadığı bir düzende yaşamaktır. Buna dair kurumları kurmak ve donatmaktır. Değilse, seçimlerin güvenli olup olmadığından, atamaların liyakate uygun yapılıp yapılmadığından, sınavların güvenliği ve değerliliğinden şüphe ede ede yaşamak bizi yargıya, yani tedaviye muhtaç kılar. Yargı tedavi sonucunda başarılı olsa bile bünyede iz bırakacaktır eninde sonunda.
Ve siz Yargıç ve Savcılarınızı da aynı yöntemlerle belirlerseniz (ki onlar da sınavla alınıyorlar hem de ÖSYM yapıyor yazılı kısmını) o zaman dokunanın yandığı ateş gurubuna karşı yapacak hiçbir şeyiniz kalmadı demektir. Bünyenize aşı da kar etmez artık, tedavi de. Yol yakınken yeniden aşının etkili olduğu bir yol üretmek zorundayız.
Değilse dokunanın yandığı yerde dokunmayanlar Üsküdar’a cipleriyle yanaşıp oranın en işlek yerine alışveriş merkezini kondurma rahatlığına kavuşmuş olacak.
