Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Mustafa Alican
alicanmustafa@gmail.com
Yeni Kürt Açılımı
14 Ağustos 2009 Cuma 20:01

Önce Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, daha sonra da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarıyla, daha önce dile getirilmesine rağmen bir kenarda unutulakalan “Kürt sorunu” ile ilgili münakaşalar yeniden gündemin tepe noktasına oturdu. Liberal eğilimli gazeteciler tarafından hararetle desteklenen “yeni dalga” önemli miktarda insanın iyi niyetli beklentilerine bakarsak, “bu sefer çözümü öteleme değil, iteleme noktasında” başarılı olacak.

Kürt vatandaşların yoğunluklu olarak yaşamakta olduğu Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinden gelen haberlere bakılırsa (gazete ve televizyonlar vasıtasıyla elde ettiğimiz bu haberleri her halükârda ihtiyatla karşılamak gerektiğini düşünenlerdenim) Kürtler, “hükümetin bu seferki Kürt açılımının samimi” olduğunu düşünüyor. Bölgede meskun kanaat önderlerinin optimizmi o dereceye ulaşmış durumda ki, “ya bu hükümetin Kürt sorununu ya da Kürt sorununun bu hükümeti bitireceğini” söyleyenler bile var. Bazı kanaat sahipleri ise meseleye daha “belirlenimci” bir perspektiften bakma taraftarı olarak ortaya çıkıyorlar: “AKP Hükümeti artık kendisine yapışmış olan Kürt sorununu çözmek zorunda.”

Yukarıda özetle ortaya koyduğumuz iyi niyetli kanaatlerin ne derece isabetli olduğunu söylemek için henüz çok erken. Henüz söylemsel teşebbüs aşamasında olan bir takım eğilimleri bir sıçrama ya da önemli aşama olarak görmek, daha önce düşülen yanılgılara yeniden düşülmesine neden olabilir. Nitekim hükümetin Kürt açılımı noktasında takındığı tavır ile CHP ve MHP’nin tutumu arasında çok belirgin bir fark var.

Politik kazanım planları ve sorumluluktan azade olma durumu ile nispeten rahat ve pervasız olan muhalefet, her ne kadar milletvekili sayısı olarak meclisin yeter sayısını teşkil etmese de, kamuoyu oluşturma konusunda önemli bir potansiyele sahip olduğu için, bir şekilde ikna edilmek zorunda. Meselenin çözümüne odaklanmak yerine, meselenin çözümünün rakip olduğu iktidar partisine neler kazandıracağına odaklanarak buna uygun söylem geliştiren muhalefetin, Kürt sorunun, iç siyasete malzeme yapılamayacak kadar hayati bir sorun olduğunu görmesi gerekiyor.

Daha önce bu köşede yayınladığım bir yazıda, Kürt sorunu diye dilimize pelesenk olan şeyin “olgusal bir belirsizlik hali” olduğunu, dolayısıyla sorundan ziyade sorunsal olduğunu ve çözülmesi için de her şeyden önce sorunlaştırılması, üzerinde mutabakat edilen bir sorun kavramı ile belirginleştirilmesi gerektiğini söylemiştim. Nitekim gelişmeler, bu tezin doğru olduğunu ortaya koyuyor.

AKP Hükümeti’nin sorun tasarımı nispeten Kürtlerin sorun tasarımına yaklaştıkça ve iktidar ile Kürtler sorunun çözümüne yönelik ortak (ya da belli ölçüde ortak) bir tavra doğru harekete geçtikçe, bu sefer de hükümetin benimsediği bu paradigma kaymasına, daha önceki sorun tasarımına halen sahip olmayı sürdüren muhalefetten çelme geliyor. Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ın, ziyaret ettikleri yerlerin eski isimlerini telaffuz etmeleri ortalığı karıştırıyor ve artık ihanetten tutun da çeşit çeşit suçlamalar havada uçuşuyor.

Tüm bunlar gösteriyor ki, henüz ortada herkesçe kabul edilen müşterek bir Kürt sorunu yok. Çözüme yönelik çabalar, şu ya da bu biçimde (yanlış olsa da durumu daha da anlaşılır kıldığı için muhalefetin söylemi ile ifade edersek) karşı tarafın paradigmasına yakınlaşmaya başladıkça sonuç veriyor. Yani çözüme yönelik herhangi bir çaba yahut söylem, kendi çevresinde döndüğü sürece, duruşundan herhangi bir taviz verme konusunda ketum davrandığı sürece başarılı olamıyor, hatta her zaman olmasa bile, bulunduğu çizgi itibarıyla daha da radikalleşiyor.

Tüm bunlardan dolayı, eğer Kürt sorunu çözülmek isteniyorsa, hem tarafların sorunu algılama biçimlerinde hem de sorun kavramlarında bir değişimin gerçekleşmesi gerekiyor. Bu seçenekleri dışlayan bir çözüm arayışı, korkarım ki başarısız olacaktır. Ayrıca hem sorunun hem de çözümün, yalnızca Türk tarafını temsilen hükümet ile Kürt tarafını temsilen Kürt liderlerin değil, aynı zamanda her iki tarafın tabanlarının algılayışlarına seslenmesi lüzumludur. Aksi halde yeni “olgusal belirsizlik” durumlarına hazır olunsun.

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
m.sait sütçü
Yorum teşekkür
inşallah bu defa bu sorun çözülüp güzel vatanımız üzerinde kötü emelleri olan kan emicilerin hayelleri boşa çıkacaktır.
18 Ağustos 2009 Salı 16:10
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR