













Büyük adamların yokluğu her zaman yüksek ses getirmiştir.
Sevenlerine hep öksüzlüğü, yetimliği hissettirmiş, mahzun bıraktırmıştır.
Bazılarını ise kine, nefrete; hırsa, intikama bürümüştür.
Anlayacağınız, büyük adamların yokluğu toplumsal patlamadır.
Bazen de, büyük adam adaylarını büyük adam yapan olaydır: yokluk, ölüm, suikast, mağduriyet…
Gerçek büyükleri, “değeri öldükten sonra anlaşılan” grubuna iteriz.
Belki de bu yüzdendir büyüklüğünü ispat etmek isteyenlerin kaybolma, ölme hissi…
En masumu da kumpasla ölüme, ademe itilen kişilerin, sıçramadan ayağı kırılan lider adaylarının durumu.
MUHSİN YAZICIOĞLU
29 Mart seçimlerine yaklaştığımız şu günlerde, partisinin mitinginden dönen Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopteri düştü.
Helikopterin düşüş sebebi bir yana, kendilerinin durumu dahi bilinmiyor ve hala enkaz bulunamadı.
Zafiyet söz konusu mudur henüz belli değil ama teknolojiden ne kadar yoksun olduğumuz aşikar.
Yazıcıoğlu’nun geçmişine baktığımızda bu gibi sorunların olduğu görünüyor.
ERGENEKON
Teknolojiden yoksunuz, zira Ergenekon kapsamında ilginç bir konuşma iddianamede bulunuyor.
Ergenekon sanıklarının ifadesine göre öyle bir teknoloji var ki, bu teknolojiyle: uydu kanalıyla istenilen uçak düşürülür, arabaya kaza yaptırılır ve gemi batırılır…
Teknolojinin hızla ilerlediği günümüzde öyle ki, depremler, tusunamiler dahi teknolojiyle oluşturuluyor.
Bildiğimiz gibi, tarihte bir çok sinsi oyun düzenlenmiş, darbeler yapılmıştır.
28 şubat, susurluk gibi süreçler hala çözülememiştir.
Başbakanlar devrilmiş ve asılmışlardır.
YENİ BİR ALTERNATİF
Bildiğimiz gibi bugünlerde siyasi bir dehlizdeyiz…
Ülkemize elini uzatan binlerce güç, oynanan büyük oyunlar var.
Hep söylemişimdir: Türkiye halkı mazlumun, mahzunun, çaresizin, mağdurun yanında olmuş; onları kucaklamış, benimsemiştir…
Erdoğan’ın başbakan olma süreci de malumumuzdur: Şiir okudu, hapse düştü, mazlum oldu, meydanlara çıktı ve başbakan oldu.
Eğer Türkiye’ye yeni bir Erdoğan doğurmak isteniyorsa aynı metot kullanmak istenir:
Helikopter düştü, şiiri ortaya çıktı, halk coştu ve seçim var.
Erdoğan’ın saltanatını sarsmak isteyen kişilerin başvuracağı tek çaredir bu güzergah.
İHTİMALLER
Bütün bunları göz önüne alacak olursak akla neler gelmiyor ki…
Yazıcıoğlu’na kumpas düzenlenmiş olabilir…
Zira olay öncesi bir yabancının sonradan alınıp helikoptere bindiği saptanmıştır.
Bundan amaç hem Yazıcıoğlu’nu cezalandırmak hem de birilerine gözdağı vermek olabilir.
Yazıcıoğlu’nun yaptığı siyasi bir show olabilir…
Şöyle ki: Telefonun çektiğini muhabirin ambulansı aramasından anlıyoruz.
Muhabir şarjının bittiğini söylüyor. Diğerlerinin bayıldığını düşünürsek, ayağının kırık olduğunu söyleyen muhabir, diğer kişilerin telefonunu kullanıp arayabilir ve yerlerini belli etmek için bir şey yapabilir.
Milletin tepkisini ölçmek istenip, daha büyük suikastlar düşünülüyor olabilir…
Erdoğan’a da bir çok suikast girişiminde bulunulmuştur.
Ne kadar önlem alınırsa alınsın, suikast yapmak isteyenler böyle bir teknolojiyle dilediğini yapar.
Velhasıl böyle bir teknolojiye sahip birilerinin korkacağı tek şey bu milletin tepkisidir.
Durum her nedir şuan bilinmiyor ama Türkiye üzgün, mahzun ve garip…
Türkiye ellerini açmış dua ediyor…
Yazıcıoğlu’nun “üşüyorum” şiiri de ümitlerimizi üşütüyor, acaba Yazıcıoğlu üşüdü mü dedirtiyor.
Dilerim hayırlı bir sonuç çıkar.
Allah’tan ümit kesilmez…
