













Sen, ben, biz gazeteci miyiz?
Ben, gazeteci değilim… Seni de bilmem…
Peki, “yazar” mıyız?
Seni bilmem ama ben, “yazar” olduğuma inanıyorum…
Tabii, Ahmet Hakan ya da Fehmi Koru’nun bir yazarlık tanımı varsa ki olduğunu düşünüyorum, o tanımlar içerisinde bir yazarlık yaptığımı ve o tanımlamalara göre bir yazar olamayacağımı da biliyorum…
Bunu aşağılık kompleksi falan yaşadığımdan dolayı söylemiyorum…
Kimse bizim yabancı dil eğitimi ve ülkemize döndüğümüz zaman gerekli olan uluslararası bir etiket ihtiyacımızı önemsemez de, karşılamaz da…
Fakat memleket meseleleri hakkında bizim de fikirlerimiz var… Allah herkese akıl, fikir vermiş… Çok şükür halimizi anlatacak kadar dil bilgimiz de var…
Ülkemizde bir kere her işin erbabı mevcut, mesela bu gün bir Engin Ardıç ile ki bazen severek de okurum kendisini, her zaman çekilmiyor, haklı bile olsam bir polemiğe girmek istemem doğrusu… Üstelik adamın bilgi seviyesi ukalalığının da kat kat üzerinde…
Fatih Altaylı’nın da programına çıkmak istemem çünkü o kaçanı kovalıyor ve dağlarda, adalarda röportaj yapmaya pek hevesli…
Okan Bayülgen’nin programı daha eğlenceli, iki dakikada insanı aptal yerine koysa da, onu tercih ederim…
Tabii Melih Gökçek’le de polemiğe girilmez… Bir kere siyasi bir kimlik, siyasiler de her zaman haklıdırlar… Kendisini Allah ömür versin ölene kadar Ankara’nın başında görmek istiyorum… Aslında bir seçime de gerek yok, boşa masraf…
M.Ali Erbil’i insanın yüzü kızarmadan seyredemeyeceğini düşünüyordum, artık düşünmüyorum çünkü gündüz kuşağı kadın programlarının yanında zemzemle yıkanmış gibi kalıyor M.Ali Erbil… Kendisine ihtiyacı olmasa da başlarılar diliyorum…
Askere hiç dokunulmaz zaten netekim... Eleştiri manasında yani… Gerçi ülkemizde basının dokunmadığı hiçbir şey kalmadı ama…
Hele Y.Nuri Öztürk’ü özellikle dini mevzularda eleştirmeye demokrasiye rağmen kim cesaret edebilir?
Ben Rıdvan Hoca’dan maç yorumları dinlemeyi bir Hıncal Uluç’tan dinlemeye tercih ederim… Neden, çünkü Hıncal Uluç her şeyi biliyor sanki Fatih Terim’in saha dışına taşmış hali gibi geliyor insana…
Siyasi parti liderlerini ise ne zaman Levent Kırca taklitlerini yapar ve davalık olmazsa ben de o zaman eleştirmeyi düşünüyorum…
Fakat Maliye Bakanı Sayın Kemal Unakıtan hayatımıza değil de çalışanların ücret ve maaşlarına biraz zam yapmazsa eleştirebilir…
Ben de eleştiririm ha…
Biraz tahammül göstersinler eleştiriye canım… Nihayetinde Kamer Genç kadar eleştirmiyoruz değil mi?
Yıllar boyunca durmadan okudum okudum…
İş hayatına atıldım yine okuyorum...
Benim yazarlığım kendi dünyamın kapılarını okurlarıma hatta onlardan da önce bir yerde kendime açmak anlamında bir gayret…
Liman çok geride kaldı artık açık denizdeyiz…
Bizi bu gemiye alan haberajans ailesine binlerce teşekkürler…
