













Yıllar önce gittiğim bir apartman sitesinde gözüme çarpan tablo her aklıma geldiğinde hüzün verir şahsıma…
Apartman kapısından çıkacaktım ki her nedense gözüm yukarıda ki pencere ye takıldı
Gördüğüm tablo, bir hayli içimi acıttı. 7-8 yaşlarında bir çocuk, balkonda durup dışarıda oynayan diğer çocuklara büyük bir imrenme ve hayranlıkla bakıyordu. Hem bakıyor hem de kendisini teskin edercesine ara sıra bisikletine binip o küçücük balkonda kendi etrafında dönüyordu.
İç geçirirken çoçuğun adına, bu cümleleri kurmadığını kim diyebilirki
Dışarıdaki çocuklar toz toprak içinde idi belki, belki eve gidince anneleri kızacaktı
ama bu eksikliği hissetmeyeceklerdi hiçbir zaman ve annelerinden yiyecekleri hiçbir tokat bu eksiklik kadar koyamayacak onlara.
Anne baba olarak çocuklarımızı korumak adına çoğu zaman onların ruh halini hesaba katmadan yaptığımız düşüncesiz tavırlar, ileriki yaşlarda onların kendisine olan güven yada güvensizliklerinde en büyük rolü oynayacağını neden hesap etmeyiz.
Bir tv kanalında program yapan psikoloji danışman bey efendinin sözlerine kulak kabartalım isterseniz "Biz yedi kardeştik diyor. Birbirimizin kıyafetlerini giyer. Sokaklarda top koşturur, çamura batar, kavga eder, bir hikaye kitabını beş kardeş okur, annemizin önümüze koyduğu yemeği büyük bir hız ve iştahla yerdik. Çünkü biliyorduk ki hızlı olmasak doyamayacağız. Bu yüzden hayatı en başta sofrada öğreniyorduk. Ve sonra kardeşlerimiz vardı. En büyük dayanağımız kardeşlerimizdi, tek değildik ağabeylerimiz ablalarımız vardı, halalarımız, teyzelerimiz. Annemiz bize kızarken kucağına sığındığımız ninelerimiz dedelerimiz vardı huzur limanlarımızdı. Bazen kurtarıcılarımız bazen bize anne- babamızdan gizli harçlık veren çınarlardı. İşte biz bütün ayrıntıları ile yaşadık hayatı ve bütün evrelerden geçtik hızlı olmasını öğrendik hayatta. Çocukluğumuzu tam anlamıyla yaşadık. Yıllar geçti bu alanda uzmanlaştım. Bazen yanıma gelen anne babalara o yıllarda ki tecrübelerimden yararlanarak tavsiyelerde bulunuyorum. Yani çocuklarına güvenmeleri ve güven duygusunu oluşturmayı, her şeyi hazır ve kolay bulmaya alıştırmamalı ve çocuklukta başlayan kendine güveni ve ayaklarının üzerinde durabilmeyi sağlamalıdırlar" diyor.
İşte görüyoruz ki çocukları korumak adına onları hayattan koparmak yerine bırakalım onları yaşamaları gereken çocukluklarını yaşasınlar, arkadaşlık kursunlar, dizleri kanasın bir futbol maçında, çamura batsınlar ve kardeşleri olsun, ninelerini dedelerini unutturmayın , hayatı her yönü ile yaşama alanı sağlayın onlara en azından bunu kendiniz için yapın. Kendi geleceğiniz için. Kendine güveni olmayan bir nesil ne kendine faydalı olabilir ne toplumuna. Hayatı hep sizin sırtınızda bir asalak olarak yaşarlar. Sizin fikirleriniz sizin öngörüleriniz ve sizin hayatınızı yaşarlar aslında.
Bir kez daha kendinizi gözden ve sözden geçirin. Yaptığınız şeyler çocuğunuzun lehine olsa bile onların gelişimi için ilk etapta aleyhine gözüken bazı durumlara uzun vadede onlara ortam hazırlamasını sağlayın.
İnsanları kapalı kutu ortamlardan çıkarmasını bilin. Hiçbir insan kendi doğasının haricinde güdümlü olarak yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdüremez. Bu yüzdendir ki bazen çocuklarımız onları çok sevdiğimiz için en büyük zararı bizden görebilirler.
Sağlıklı nesiller yetiştirmek adına, çoçuğun kendisine olan özgüvenini sağlayıcı unsurlar ve ortamlar sağlayın.
Yeniden merhaba diyebilmek umuduyla
başırılarınızın devamını dilerim