













Doğduğum bu günde bu haftanın ilk gününü ayakta karşılayanlardan biri olarak;
Şöyle demiştik bir yazımız da
Toparlanma vaktiydi, zira Pazartesi ağır misafirdir, ayakta karşılanması gerek…
Siyaseti ve siyasetçileri anlamak hiç mümkün değil, özellikle de liderleri. 23 Nisan geldi geçti ama liderler arasında ki soğukluk gerek medyada gerek insanlar arasında çok konuşuldu. Lider, adı üstünde memleketi yöneten isimler, en tepede ki insanlar. Her hareketleri ile örnek olması gereken şahsiyetler.
Bizim duyacağımız mutluluk, heyecan ya da güveni bize hissettirecek kişiler onlar. Bizim güzel ülkemizin, liderleri ne yapıyor? 23 Nisan çocukların bayramını, herhalde yanlış algıladıklarından olsa gerek, çocuk gibi davranıp hal ve davranışları ile haberlere konu oluyorlar.
Anıtkabire gidiyorlar, suratları beş karış. Deniz Baykal Başbakan'dan, Başbakan Baykal'dan, Bahçeli'den Bahçeli de diğerlerinden, vebalıdan kaçar gibi kaçıyor. TBMM'de törene gidiyorlar, aynı hareketleri orada da sürdürüyorlar. Sanırsınız ki tiyatro oyununda, oyuncak yüzünden kavga eden çocukları canlandırıyorlar. (Biz ilkokuldayken yapardık hatta benim pembe bir topum vardı 23 Nisan günü patlamıştı da şimdi Sivas’ta okuyan dostumla küsmüştük) Hepsinin kafası havada, kaşlar aşağıda, gözlerinden öfke saçılıyor. Paylaşamadıkları ne peki? Pembe top mu? Memleket tabii ki. Yahu adı üstünde burası Demokratik bir Cumhuriyet, İktidar olmazsa muhalefet olur mu? Muhalefet olmazsa iktidar olabilir mi?
Ama bunu unuttukları ortada. Birbirleri ile aynı düşünmüyorlar diye küsüyorlar, hadi küstünüz, Ülkenin en önemli bayramında verdikleri pozlara dahi dikkat edemiyorlar. Sonra 70 milyona her biri çıkıp, Bize inanın, biz doğru söylüyoruz diyorlar. Söyledikleri ile yaptıkları birbirini tutmayan, eleştirileri bile kaldıramayıp, çocukların bayramını dahi küs geçiren, Bu liderlerin hangisine inanıp, hangisine güveneceğiz? Mutlu olmak isteyen milyonlarca insanı önemsemeyen, meydanlarda birbirlerine hakaret edip mahkemelik olan liderlere mi güveneceğiz? Siyasetin bu kadar anlamını yitirdiği tek ülke;
Türkiye mi acaba?
KİME VE NASIL?