Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Mehmet Bedri Gültekin
mbgultekin@haberajans.com
Vahşi Kapitalizm
27 Kasım 2008 Perşembe 11:07

 27 Aralık 2008

 

            20 Kasım 2008 akşamı 32. Gün programında bir grup iktisatçı, Prof. Erdoğan Alkin, Yiğit Bulut,   Prof. Kerem Alkin, Meliha Okur, Prof. Rızanur Meral ve bir Profesör daha Kapalı Çarşı mekânında   esnafın da katıldığı bir toplantıda ekonomik krizi tartıştılar. AKP’nin ekonomi politikalarını başarılı bulan Profesör Rızanur Meral, diğer konuşmacıların; ‘krizle birlikte işyerlerin kapandığı ve insanların işsiz kaldığını’ söylemeleri üzerine şöyle bir cevap verdi:

            “Bu durum doğaldır. Afrika’da kuraklık zamanlarında bir kuş türü, yavrularını besleyemez duruma gelince önce en zayıf yavrusundan vazgeçer. Diğer yavrularını kurtarmak için ölüme terk eder.. Kuraklık devam ederse ikinci yavrusunu, sonra üçüncü yavrusunu ve bu durum bu şekilde devam eder. Bazen bütün yavrularını feda ettiği de olur. Ama sonunda kendisi kurtulur. Kuraklık geçince ve yeterli beslenme olanaklarına kavuşunca yeni yavruları olur ve hayat bu şekilde devam eder.”

            Adının önünde profesör ünvanı bulunan bu zat, desteklediği AKP’nin ve bu Partinin de arkasında duran Amerikalı Neoconların görüşünü dillendiriyor.

            Kriz varsa en zayıf olanlar ölsün! Yeter ki sistemin efendileri hayatta kalsın!

            Ölecek olan insanmış, bunun bir önemi yok. Önemli olan kapitalizmin temel direği olan büyük tekellerin yaşamasını garanti altına almaktır.

            Nitekim Amerika’da birkaç tane büyük Tekel’in yaşaması için aktarılan toplam kaynak, tüm dünyada kamu iktisadi kurumlarına, tüm devletlerin bugüne kadar aktardığı kaynaklardan belki de daha fazladır.

           

ADAM SİMİTH

            32. Gün Programında en çıplak haliyle “Vahşi Kapitalizmin” savunulmasına tanık olduk. Rızanur Meral vahşi kapitalizmi savundu.

            Kapitalizmin en büyük teorisyeni Adam Simith, sistemin temel ilkesini “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” diye tarif etmişti. Simith’e göre piyasanın işleyişine karışmamak gerekirdi. Girişimcilerin kârlarını en fazla yapma çabası, bütün kaynakların en verimli şekilde dağılımını ve kullanılmasını sağlardı. Bunu yapamayan ise sahneden çekilmek zorunda kalacak, böylece piyasada en verimli, tüketicinin talebini en uygun şekilde karşılayanlar kalacaktı.

            19. yüzyılın ortalarına kadar hakim olan bu anlayış, Avrupa’da emekçilerin 16 saat, 18 saat neredeyse karın tokluğuna çalıştırılmalarını, köylülerin topraktan zorla koparılmalarını, dünyanın geri kalanının ise sömürgeleştirilmesini, köleleştirilmesini ve bu ülkelerdeki tüm zenginliklerin Avrupa’ya akmasını sağladı.

            İşte bu “vahşi kapitalizm”dir. Vahşi kapitalizm döneminde 10, 15 yıllık dönemlerle tekrarlanan yapısal krizler zayıf olanları eledi. “Kuş”un zayıf yavruları öldü. Güçlü olanlar yaşadı. Ölenlerin yiyeceği de kalanlara kaldığı için daha da palazlandılar.

            Kapitalizm, tekelci aşamaya böyle geldi.

 

KEYNES DÖNEMİ

            Vahşi Kapitalizmi önce, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren adım adım gelişen Bilimsel Sosyalist ideoloji, işçi sınıfının mücadelesi ve sendikal hareket sınırladı.

            20. yüzyılın başındaki Büyük Ekim Devrimi’nin ve Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın önderlik ettiği Sosyalist Devrimler ve Milli Devrimler ise “vahşi kapitalizme” büyük darbeler vurdu.

            Kapitalizmin 1929 yılındaki büyük buhranı kapıyı çaldığı zaman, artık geleneksel yöntemlerle krizle baş edilemeyeceği ortaya çıktı. Çünkü kitleler artık eskiden olduğu gibi çaresiz değillerdi. Sovyet Devrimi ve Türk Devrimi seçenekleri vardı insanlığın önünde.

            Keynes, “sosyal devlet” açılımıyla kapitalizme yeniden hayat verdi. Artık piyasaları seyreden devlet değil, piyasalara müdahale eden devlet vardı.

            Çalışanların durumunun nispeten iyileştiği, sosyal hakların genişlediği bu dönem yaklaşık 50 yıl sürdü.

            Sovyetler Birliği’nde kapitalizme geri dönüş, Devrim dalgasının dünya çapında geri çekilmesi, Vahşi Kapitalizm özlemcilerini yeniden harekete geçirdi.

 

FATURA

            Dünyamız son otuz yıldır, yüzyıl öncesinin vahşi kapitalizmini yeniden hayata geçirmek isteyen Amerikalı Neoconların yol açtığı felaketi yaşıyor.

            Irak ve Afganistan başta olmak üzere ezilen dünyanın çok sayıda ülkesinde milyonlarca insan, bunun için öldürüldü.

            Doğa, vahşi kapitalizm özlemcilerinin ihtiraslarının gerçekleşmesi uğruna yok ediliyor.

            Yaşamakta olduğumuz son büyük kriz de, vahşi kapitalizmin yapısında vardır.

 

SON SÖZ

            Vahşi Kapitalizmde insan yoktur, “kâr” öznesi olan “kişi” vardır. Kuraklıkta ölen kuş yavrusu ile, krizde ölen emekçi arasında bir fark yoktur.

            Dünyanın kaynakları Citi Grup’u kurtarmak için akıtılsın! Çünkü Citi Grup “Ana Kuş”tur. Sistemin yaşaması için gereklidir!

Ama Kayseri’deki, Gaziantep’teki, Maraş’taki, Denizli’deki ve Niğde’deki fabrikalar kapansın. Onlar sistemin esas unsurları değil, yavrularıdır.

Evet bu görüş, Türkiye’nin bir televizyonunda AKP’nin, gerçekte Amerikalı neoconların avukatlığını üstlenmiş bir Prof. tarafından dillendirildi.

Diğer konuşmacılar ise onu sadece dinlediler.

Ama Devrimin yoluna girecek olan milyonlarca emekçiyi ve ezilen milletleri unutuyorlar. Son sözü onlar söyleyecek.

                                                                                              mbgultekin@ip.org.tr

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...
Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR