Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Mustafa Alican
alicanmustafa@gmail.com
Vahşetten İdeoloji Devşirmek
08 Mayıs 2009 Cuma 12:32

Mardin’de kırk dört vatandaşımızın acımasız bir şekilde katledilmesinin başlı başına teşkil ettiği trajedi bütün ülkenin yüreğini dağlarken, bir kısım aymaz kimselerin acıya karşı gösterdikleri körlük ve vahşete yönelik tuhaf açıklama girişimleri, insanı gerçekten de dehşete düşürecek cinsten… Ortada hiçbir sosyal bilimsel veri ile açıklanması mümkün olmayacak kadar büyük ve kuşatıcı bir acı varken, bilinçli ya da bilinçsiz bir biçimde meselenin özünü ıskalayarak sözü edilen vahşet ile ilgili ideolojik kaygılar türetme bencilliğine gitmek, en hafif tabiriyle bencilliktir.

 

Ülkemizin en büyük gazetelerinden birinde yazan ünlü bir köşe yazarının, “…tüm bu köhneliklerin de ‘Kürt’ olduğunu söylemekten caymayacağını” söyleyecek pervasız bir faşizanlık sergilemesi ve Mardin Valisi Hasan Duruer’in, “sorunun temelinde cehalet yattığını, özellikle kadınların ve kızların okutulması konusunda bu cehaletin çok kapsamlı olduğunu ve bu eksikliğin giderilmesi için de gerekirse karma olmayan okulların açılması gerektiğini” söylemesi karşısında, “Mardin Valisi’nin sözleri karşısında dehşete kapıldığımı söyleyebilirim. Gerçeklik duygumu kaybediyorum böyle durumlarda ben” diyen ve “Birtakım kız çocukları cahil oldukları için devletin silahlarını ellerine aldılar ve gidip bu taramayı yaptılar. Yani bu nasıl bir açıklama… Erkeklerden ayrı eğitilecekler. Neden? Örfümüze, adetimize aykırı… Ben hayatımda artık absürt şeyler duymak istemiyorum. Bütün yüreğimle Mardin Valisi’ni kınıyorum” diye de ekleyen ünlü sanatçımız acaba hangi ülkede yaşadıklarını bilmiyorlar mı, diye düşünmeden edemiyor insan…

 

Tüm bu köhnelikleri etnik bir temele dayandıracak kadar gerçeklik duygusunu kaybetmiş bir köşe yazarı ile karma olmayan bir eğitim ile cehaletin giderilebileceğini ima eden bir söze tahammül edemeyen ve bu tutumuyla karma eğitimin insan canından daha da önemli olduğunu düşündüğü izlenimi veren sanatçının ülkelerinin gerçekleri ile uzaktan yakından ilişkili olmadıkları görmek ne kadar da incitici bir şeydir! İstanbul’da rahat bir yaşam süren ve karma eğitimi herkesin kendisinin anlaması gerektiği gibi anlaması gereken bir aşkınlık olduğunu düşünen ya da tüm bu köhneliklere etnik anlamlar yükleyen bir zihniyet, kesinlikle mücadele edilmesi gereken bir zihniyettir!

 

Valinin söylediklerini içeriğinden arındırarak ilerici kaygılarla “kızlar ayrı okula gönderilmeli” şeklinde anlayan / anlamaya çalışan kesimlerin, katliamın boyutlarını değil de valinin söylediklerinde gömülü olan gerici niyetleri fark etmesi ne kadar da manidar bir durumdur! Türkiye insanının bu tür bir zihniyetle malul kibirli bir sözde aydınlar güruhuna maruz kalmak zorunda kalması ne büyük bir acıdır!

 

Kimsenin düşüncelerini kınamak kimsenin haddi değildir. Bu yazı, bu tür bir kınama girişimi değildir. Yazarın parmak basmak istediği nokta, kendi hayat algılarını tek gerçek ve doğru hayat tasarımı zannedenlerin, yüzlerce kilometre uzaktan, hiç bilmedikleri, görmedikleri, anlamadıkları, anlamak için çaba göstermedikleri bir sosyal yapılanmanın kendi içinden kaynaklanan bir takım aksaklıklardan dolayı ortaya çıkan trajediyi kendi hayat görüşleri ile açıklama çabası içine girmeleri, modern dünyanın en önemli kazanımı olan hoşgörüden yoksun olmaları ve bunu ideal bir şey zannetmeleridir.

 

Ülkemizin bütün problemlerinin temelinde yatan şey tam olarak da bu bakış açısıdır: İnsanların, ne olursa olsun, bütün meseleleri kendi anlam kategorileri ile anlamlandırması, kendi doğruları dışında başka doğru tanıma konusunda tutucu olmaları…

 

Karma eğitimin iyi ya da kötü olduğu, karma eğitimin şu ya da bu biçimde çağdaş olmadığı ya da Kürt etnisitesinin ve bu etnisiteye mensup bireylerin ürettiği düşünüş biçimlerinin değeri, doğruluğu ya da yanlışlığı vb konularda görüş bildirmek yeri geldiği zaman elbette düşünce özgürlüğünün sınırları içine girer ve bundan dolayı kimse suçlanmamalıdır. Ancak bizim konumuzu teşkil eden olayda, mesele bunlar değil, insanın kanını donduracak kadar korkunç olan bir katliamdır.

 

Böyleyken, meseleyi başka noktalara çekerek katliamı nispeten kötücüllüğünden soyutlamak gibi bir sonuca varılmasına neden olmak ve çok daha başka bir hat üzerinde incelenmesi gereken bir olguyu bu acı olayın konuşulduğu bir platformda dile getirmek için, kesinlikle ideolojik temelli zihinsel bir engelle malul olmak gerekmektedir.   

 

 

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...
Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR