Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Fatoş Karakaya
fatoskarakaya@gmail.com
Üşüyorum
19 Kasım 2008 Çarşamba 12:47

 

Ruhun sessizliğe büründüğü an,

çekildiği evine güneşin,

ay bile karartmada yüzünü,

ufak dokunuşlarıyla acıtmasız yeryüzünün.

 

 

Ellerim üşüdü, yüreğim Kasım ılıklığıyla yüzerken denizde. Sadece ellerim üşüyor, bakamadığım gözbebeklerinde. Gelsen ve bağdaş kursan yalnızlığımın en ücra köşesine. Toplasan avuç içlerinle geçmişimin tüm solgun çiçeklerini. Sonra onlara  biraz su serpsen, hepsi yeşerse tekrar gülümseyerek güneşe bakarak mutlu, umutlu.

 

Umut bebek saflığı olsa yağmur bulutlarının ardından parlayan ışık demetleriyle. Bir tutam umut serpsen sen yine de tüm soru işaretlerimin üzerine. Ve tüm sorular, sorunlar bir kalemde silinse. Sonra sihir, hep içten gülümsese, gülümsese…Bugünlerde sihir lazım. Üşüyorum….

 

 

Güven alıp başını uzak karanlık ormanlara gitmese. Beklese, beklese. Gelse duygularımın en hassas kıyısına yerleşse. Kıyılar umarsızca kendine vuran dalgalara  güvense. Deniz kokusu tüm insani korkuları alıp içine götürse, yitirse.

 

Kasım güneşi mi içini ısıtan dalgaların. Kıyıların yalnız kumsallarına vuran bakışları mı kriz dönemlerinin ve sessizliğine koşan yakamozları mı ertelenen hayallerin. Biliyorsun, aniden bastıran soğukların ayazı varya uzaktayken yanında olan yüreğimde. Çöllerin rüzgar esintisi çelişkilerde. Biraz dirençli az yalnız özlem kokusu insanlığın kumlarla savrulan tanelerinde… Üşüyorum anlasana…

 

 

Üşüyorum, duysana sesimi. Sesim kendi sessizliğinin hıçkırıkları bu akşamüstü. Hava aslında ılık. Sonbahar renginde gece. Gecenin karanlığı yüreğini mi üşüttü seninde. Töre cinayetlerinde katledilenlere mi üzüldün, yada masum çocukların yanık bedenlerinde mi kurudu gözpınarlarının hassaslığı. Deniz yıldızının nefes aldığı camın ardındaki su gözeneklerinde. Sessizliğin fırtınalara doğduğu an, kasırgaların estiği, kıyametin kendi içinde koptuğu. Krizlerin vurduğu, çıkış yollarının daraldığı.

Adımların ileri giderken duygu adımlarının geri geri gittiği, gidemediği. Bir işsizler ordusu. Üşüyorum, çokkkk üşüdüm.

 

Kalabalık gelmiyor en işlek sokaklar yanızlığımla yürürken akşamüstü. Yada en yalnız sokaklar yalnız. En acı hayal kırıklıkları acı. En sıradan saniyeler sıradan. En çetin savaşlar çetin. Seçim sandıklarına atılan her oyda kendine kullanman aslında oyunu. Geleceğinle yüzleşmen…

 

Ve oyun içinde oyunlar, oyun gelmiyor artık oynanırken bildik maskesiyle .

 

Hala üşüyorum

Bu yazı toplam 2085 defa okundu.
Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Fatoş Karakaya
Yorum ülkeler mi üşüyen, yada üşüten yüreklerini halkın...
Ülkeler mi üşüyen, yada üşüten yüreklerini halkın. Yaz sıcağında, güneş altında...Belki de evet ihanet gibiyse değil, ihanetse özlemi...
03 Aralık 2008 Çarşamba 14:17
ömer demir
Yorum ülke
belkide üşüyen bir ülkedir ihanet gibiyse özlemi.kimliksiz geceler olursa üşür insan.bir akşam sadece bir akşam yakışmadı bu ülkeye.adın ateş de olsa yaz da bile üşürsün.bana ısınmaktan söz edemesin bu ülkede.
01 Aralık 2008 Pazartesi 13:00
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Kim Terörist: İsrail mi Hamas mı?
Kim Terörist: İsrail mi  Hamas mı? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR