











Ruhun sessizliğe büründüğü an,
çekildiği evine güneşin,
ay bile karartmada yüzünü,
ufak dokunuşlarıyla acıtmasız yeryüzünün.
Ellerim üşüdü, yüreğim Kasım ılıklığıyla yüzerken denizde. Sadece ellerim üşüyor, bakamadığım gözbebeklerinde. Gelsen ve bağdaş kursan yalnızlığımın en ücra köşesine. Toplasan avuç içlerinle geçmişimin tüm solgun çiçeklerini. Sonra onlara biraz su serpsen, hepsi yeşerse tekrar gülümseyerek güneşe bakarak mutlu, umutlu.
Umut bebek saflığı olsa yağmur bulutlarının ardından parlayan ışık demetleriyle. Bir tutam umut serpsen sen yine de tüm soru işaretlerimin üzerine. Ve tüm sorular, sorunlar bir kalemde silinse. Sonra sihir, hep içten gülümsese, gülümsese…Bugünlerde sihir lazım. Üşüyorum….
Güven alıp başını uzak karanlık ormanlara gitmese. Beklese, beklese. Gelse duygularımın en hassas kıyısına yerleşse. Kıyılar umarsızca kendine vuran dalgalara güvense. Deniz kokusu tüm insani korkuları alıp içine götürse, yitirse.
Kasım güneşi mi içini ısıtan dalgaların. Kıyıların yalnız kumsallarına vuran bakışları mı kriz dönemlerinin ve sessizliğine koşan yakamozları mı ertelenen hayallerin. Biliyorsun, aniden bastıran soğukların ayazı varya uzaktayken yanında olan yüreğimde. Çöllerin rüzgar esintisi çelişkilerde. Biraz dirençli az yalnız özlem kokusu insanlığın kumlarla savrulan tanelerinde… Üşüyorum anlasana…
Üşüyorum, duysana sesimi. Sesim kendi sessizliğinin hıçkırıkları bu akşamüstü. Hava aslında ılık. Sonbahar renginde gece. Gecenin karanlığı yüreğini mi üşüttü seninde. Töre cinayetlerinde katledilenlere mi üzüldün, yada masum çocukların yanık bedenlerinde mi kurudu gözpınarlarının hassaslığı. Deniz yıldızının nefes aldığı camın ardındaki su gözeneklerinde. Sessizliğin fırtınalara doğduğu an, kasırgaların estiği, kıyametin kendi içinde koptuğu. Krizlerin vurduğu, çıkış yollarının daraldığı.
Adımların ileri giderken duygu adımlarının geri geri gittiği, gidemediği. Bir işsizler ordusu. Üşüyorum, çokkkk üşüdüm.
Kalabalık gelmiyor en işlek sokaklar yanızlığımla yürürken akşamüstü. Yada en yalnız sokaklar yalnız. En acı hayal kırıklıkları acı. En sıradan saniyeler sıradan. En çetin savaşlar çetin. Seçim sandıklarına atılan her oyda kendine kullanman aslında oyunu. Geleceğinle yüzleşmen…
Ve oyun içinde oyunlar, oyun gelmiyor artık oynanırken bildik maskesiyle .
Hala üşüyorum…
ülkeler mi üşüyen, yada üşüten yüreklerini halkın...
ülke