Sertaç Kot
sertackot@hotmail.com
ULUSAL MEDYANIN MİSYONU
20 Kasım 2008 Perşembe 09:08
Türkiye’de Medya denince akla bir çok
soru işareti takılıyor.Çok sayıda ulusal kanalın bulunduğu ülkemizde tv
seyretmek çoğu zaman bir eziyet haline dönüşebiliyor. Bir çok vatandaş
henüz bunun bilincinde olmasa da ülkemizde bulunan tv
kanallarının çoğunun misyonunun, toplum yapısını bozmak olduğu inkar edilemez bir
gerçek.
Şöyle bir göz attığımızda televizyona, en çok karşımıza
çıkan programların diziler olduğunu pekalâ görebiliriz. Bu dizilerde
vurgulanan en gizli gerçek ise çoğu zaman ‘zengin yaşamlar’ olmakta. Refah
düzeyinin tam manasıyla üst seviyelerde olmadığı ülkemiz insanı bu
diziler vasıtasıyla zengin bir yaşama özendirilmektedir.
Genel
olarak baktığımızda bir diğer önemli husus da evlenip boşanmaların,
gayri resmi ilişkilerin gayet normal bir çerçevede servis
edilmesidir. Peki bizim kültür ve ananelerimizde bu gibi toplumun
yapısını bozacak ilişkilerin yeri var mıdır? "Hayır yoktur" deriz tabi
ki. Hiç bir anne-baba kızının ya da oğlunun böyle bir hayat sürmesini
onaylamaz sanırım. Türk Kültür özellikleri ile bahsi geçen tv
kanallarında gösterime giren bu gibi dizi, sinema ve programın bize
alttan alttan empoze ettiği değerleri şöyle bir kıyaslarsak ortak bir
noktanın olmadığını görebiliriz. Keza magazin programlarındaki
saçmalıkları ne yazık ki çoğu aile evladının normal görmeye başladığını
hiç söylememe gerek yok. Ben henüz baba değilim değerli babalar, siz de
görüyorsunuz ki bir çok genç kızımız yeni yeni türeyen artistlere aşık
olma derecesine varırcasına hayran oluyor. Konser veren sözüm ona
starlar genç kızların çığlıkları arasında, görevlerini layıkıyla yerine
getiriyorlar. Tabi bu görev öyle hayırlı bir görev değil. Önce bu
insanlar bizi kendilerine hayran bırakmak için medyanın da gücünü
kullanarak ellerinden gelen hoşluğu ve ezilmişliği sergilerler –hani
ben sizden biriyim lafları var ya- ardından kültürümüzle uzaktan
yakından alakası olmayan yaşantılarını bizim hayatımıza adeta enjekte
etmeye çalışırlar. Bu büyük bir tehlikedir derinden bakıldığında ve biz
bunun farkında olmalıyız.
Bunca eleştirinin ardından televizyonu bir
öcü gibi gösterdiğimi düşünebilirsiniz… Öyle bir niyetim yok. Ben de bir
medya mensubuyum, bu yüzden toplumumuza faydalı olabileceğini
düşündüğüm bilgileri sunabileceğim bir aracı kötülemek istemem. Demem şu
ki insanlık tarihinde bir çok icat vardır. Televizyon da bu önemli
icatlardan bir tanesidir. Fakat biz insanoğlu en verimli nimetlerden
dahi birbirimize zarar verebileceğimiz bir canavar çıkarabiliriz
ortaya. Bizim görevimiz, nimetleri en verimli bir şekilde kullanmaktır,
yoksa maazallah verem mikrobu gibi musallat olur yaşantımıza da hiç
farkında olmadan tehlikenin, birden kararıverir dünyamız.
Benim
amacım medya mensubu olarak, kameraların arkasındaki insanların
misyonunu sizlere elimden geldiğince gösterebilmektir. Benim misyonum da
bu olsun istedim. Çünkü televizyonun önü, arkasından çok farklı, her şey
göründüğü gibi değil.
Sevgiler, Saygılar
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...