













26 Eylül 2008 tarihli yazımda “Yapılan operasyonlara “Ergenekon” adını kimin verdiği bile belli değil… Artık operasyonun içeriği adından daha önemli…” demişim ki hala o noktadayım…
Bakalım, dağ fare doğuracak mı? Eğer öyle olursa yeni ufuklarda yeni “Ergenekon”lar ya da isim babalığını kim yaparsa yapsın benzeri davaları daha çok görürüz…
“…Delinin biri yolun kenarındaki uçurumda durmuş aşağıya bakarak "13, 13, 13...." diye söyleniyormuş. Oradan geçen biri, delinin ne yaptığını merak etmiş, yanaşarak "ne yapı...." diyemeden deli onu birden uçurumdan aşağıya atıvermiş ve devam etmiş "14, 14, 14......" gözaltına alınanların sayıları 14’ün katlarına ulaştı artık…
Arkası yarın durumları beklentisi içindeyiz doğrusu…
Rüzgar çatıda…
Kiremitler sallanıyor, yalıtım iyi mi değil mi, belli olur yakında…
Sorun artık yargının ne kadar bağımsız olduğu tartışmalarına geldi dayandı… Bu nasıl bir örgüt, nasıl amaçlara hizmet ediyor ki gece ile gündüz kadar karanlık ile aydınlık kadar birbirlerine uzak görünen insanlar aynı dava ile ilgili tutuklanabiliyor… Gerçi suçluluğu ispatlanana kadar herkes masumdur derler ancak çamur at izi kalsın durumları da ortaya çıkabilir…
Hatta suçlu bulunanlar olursa da üzülmelerine gerek yok çok değil birkaç sene sonra iade-i itibar verilebilir kendilerine…
O kadar önemli hizmetlerde bulunmuş emekli ya da halen görevde olan komutanların devlet millet aleyhine bir suç işleyeceğine bir ihtimal bile vermiyorum şahsen…
Kim bu milletin hayrına iyiliğine hareket ediyorsa onlarla beraber ıslanalım bu yağmurda, onlarla yola devam edelim…
Fakat küçük adamlara kefil olamam… Olmayalım...
