Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Mehmet Bedri Gültekin
mbgultekin@haberajans.com
Üç Konu
24 Mart 2009 Salı 17:23

            Bugün değinmemiz gereken üç konu var. Birinci konu:

29 Mart seçimlerine 3. gün kala İkinci Ergenekon iddianamesi açıklandı. Çarşamba günü akşamından başlayarak bütün televizyonlar “Ergenekon” ve “darbe” haberleri ile doldu. Öyle görünüyor ki seçim gününe kadar bu haberlerle yatıp kalkacağız.

            Bu iddianamenin açıklanmasının seçimden üç gün öncesine getirilmesinin masum bir tesadüf olduğunu kimse iddia edemez.

            Cumhuriyet tarihinde hiçbir seçime iktidar tarafından bu kadar açık bir müdahale olmamıştır.

Sadece bu bakımdan bile 29 Mart seçimleri tarihimizin en şaibeli seçimleri olacaktır.

 

GÜL’ÜN IRAK GEZİSİ

            İkinci konu:

            Abdullah Gül, Irak’ın Kuzeyindeki kukla yönetimden bahsederken “Kürdistan Bölge Yönetimi” ifadesini kullandı.

            Kullanılan bu ifade, Kürtlerin yaşadığı bir bölgeyi tanımlamak için sarf edilen masum bir ifade olarak değerlendirilemez.

            Amerika’nın Irak’ı işgali sonrasında kurulan Kukla Devlet’in adının telafuz edilmesi, Amerikan işgalinin ve bu işgal ile amaçlanan hedeflerin kabul edildiğini gösterir.

            Amerika’nın hedefinin, “Türkiye himayesinde Kürdistan Planı”nı hayata geçirmek olduğu biliniyor.

Irak’ta saplanmış olduğu yenilgi batağından kurtulmak için Amerika’nın, şimdi bu plana adeta bir cankurtaran simidine sarılır gibi yapıştığı da herkesin gördüğü bir gerçektir.

 

GİZLİ ANLAŞMA UYGULANIYOR

            Abdullah Gül, 3 Nisan 2003 günü, ABD’nin Irak işgalinin daha yeni başladığı günlerde, Ankara’da, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile yaptığı görüşmede iki sayfa dokuz maddelik gizli bir anlaşma imzaladığını, daha sonra 24 Mayıs 2003 tarihli Vatan gazetesinde yayınlanan söyleşisinde Sedat Sertoğlu’na itiraf etmişti.

            AKP iktidarı ve Abdullah Gül, takip eden yıllar içinde bu gizli anlaşmayı harfi harfine uyguladılar.

            Abdullah Gül’ün Bağdat ziyareti ile bizzat kendi açıklamasında belirtilen hedefler de bu gizli anlaşmada yazılıdır.

Söz konusu gizli Antlaşma 16 Temmuz 2003 tarihinde İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek tarafından kamuoyuna açıklandı. Bu gizli Antlaşmanın 4. maddesi Irak’ın Kuzeyinde kurulan kukla devletin Türkiye tarafından resmen tanınmasını ve Türk devletinin bu tanımanın önünde engel olan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi kaldırılacak, 5. maddesi ise PKK’ya geniş kapsamlı bir af öngörmekteydi.

AKP iktidarı 7 yıllık iktidarı süresince bütün gücüyle bu planı uygulamak için çalıştı. Bugün ise söz konusu planın uygulanmasında son adımlar atılmaktadır.

 

DİĞER MADDELER

            Gizli anlaşmanın diğer maddelerine baktığımız zaman son 6 yıl içinde AKP iktidarı tarafından Türkiye’ye karşı işlenen suç bütün çıplaklığı ile ortaya çıkmaktadır. Gizli anlaşma; Türk askerinin Kuzey Irak’tan çekilmesini, sınır ötesi harekatlara son verilmesini, PKK’ya yönelik askeri harekatlar için ABD’den izin alınmasını, ABD’nin Bölgedeki askeri harekatlarına aktif katılımı, Türk Ordusu’nun asker ve silah gücünde indirim yapılmasını, belediyelere özerklik verilmesini, adım adım aşamalı olarak bir Türk-Kürt federasyonuna geçişi, Kıbrıs’ta Denktaş’ı devre dışı bırakmayı ve Annan Planı’nı uygulamayı, Ege’de, Yunan taleplerine esnek tutum alınmasını ve Ermenistan’a yönelik kısıtlamaların kaldırılmasını içermekteydi.

            AKP iktidarı dönemindeki uygulamalarına baktığımızda, 2003 yılının Nisan ayında Amerika ile yapılan bu gizli anlaşmanın hemen hemen tamamen uygulandığını görüyoruz.

           

“YENİ VE FARKLI IRAK’A VERİLEN DESTEK”

Abdullah Gül; “ziyaretinin yeni ve farklı Irak’a verilen destek anlamına gelmesi bakımından özellikle önemli olduğunu” söylemektedir.

“Yeni ve Farklı Irak” Amerikan işgali altındaki Irak’tır. Mezhep farklılıkları ve etnik farklılıklar temelinde bölünmüş olan Irak’tır.

Sadece son savaştan bu yana bir buçuk milyon yurttaşını kurban vermiş olan bir Irak tablosu ile karşı karşıyayız.

İşte böyle bir Irak’a Abdullah Gül’ün vermiş olduğu destek, aynı zamanda AKP’nin nasıl bir Türkiye hedeflediğini göstermesi bakımından önem taşımaktadır.

 

SEÇİMDE DOĞRU TAVIR

            Üçüncü konu:

            Gerek ekonomide, gerek dış politikada, gerekse ülke güvenliği ile ilgili olarak yaşadığımız her gelişme; Türkiye’nin AKP’den kurtulmasının neden yaşamsal önemde olduğunu tekrar tekrar kanıtlıyor.

            Abdullah Gül’ün Bağdat ziyareti ile bu temel ihtiyaç bir kez daha kendini gösterdi.

            29 Mart günü bütün Türkiye sandık başına gidecek.

            İşçi Partisi’nin de seçim politikası olarak belirlediği üzere, AKP ve Bölücülüğe karşı her seçim çevresinde en güçlü aday etrafında milletin birleşmesi, oyların bölünmemesi son derece önemlidir.

            İl Genel Meclisi seçimlerinde ise oyun boşa gitmesi diye bir durum sözkonusu değil. İl Genel Meclisi seçiminde oyların, Amerika’nın Büyük Ortadoğu Projesine en kararlı tavrı alan, Haçlı irtica ve Bölücülüğe karşı en kararlı mücadeleyi yürüten, Kemalist Devrim Programını tamamlamayı hedefleyen, Halkçı Devletçi Ekonomiyi savunan Siyasi Parti’ye verilmesi biricik doğru tutumdur.

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...
Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR