













Türkiye’nin en önemli sorunları; işsizlik, terör, trafik canavarı, aile içi şiddet, eğitimsizlik, rüşvet, yolsuzluk, vurdumduymazlık, kan davaları, ahlaksızlık...
Sübjektif olarak bakarsak da kimine göre hükümet sorunların kaynağı durumunda kimine göre muhalefet sorunların kaynağı durumunda...
Sorunlar saymakla bitecek gibi değil...
Tabii bu sorunların insan hayatına yansımalarının faturaları toplum için ağır olmakta...
Kime kızacağını bilemeyenler kaderine kızıp duruyorlar... İyice arabesk durumları yani...
İç borçlar var, dış borçlar var, IMF ile olur mu olmaz mı olursa ne kadar olur ya da olmazsa ne kadar olmaz polemikleri var...
“Asmayalım da besleyelim mi” söylemlerinden kim dedi bilinmez dedi mi demedi mi günahı boynuna “sayın” söylemlerine geçişler var...
Faili bulunan faili bulunmayan birçok cinayetler işleniyor her gün...
İnsanlarda bir tahammülsüzlük, bir hoşgörüsüzlük gözlemleniyor...
Bu topluma bir şeyler oluyor. Toplum değişiyor ama iyiye doğru ama kötüye doğru bir değişim bu... Her ikisi için de güzel örnekler mevcut...
Türkiye’nin jeopolitik konumu ülkeyi yasal olan yasal olmayan her türlü ticaretin geçiş yolu eylemiş durumda... Haliyle ABD’nin Irak’ta bulunan askerleri de geri çekilecekse ülkemiz topraklarından geçerek çekilmek isteyecek...
Parayı ve kazanmayı her şeyin önüne koyan düzen ahlakın yozlaşmasına neden oluyor...
Ne kadar paran varsa o kadar adamsın çünkü satın alamazsan satın alınırsın demektir...
Bir zihniyetin resmidir bu...
İnsan ilişkilerini sınıf yapıları belirliyor adeta... Herkes kendi mahallesinin horozu durumlarında...
Her on yılda bir Estergon Kalesi çalmaya ve dinlemeye, dinletmeye hevesli olan kimilerine göre; “Artık bir şeyin anlamı yok. Eskisi kadar güzel değiller...”
Halın iradesinin önüne hiç kimse geçemez. O, tamam da...
İnsanlar bu değişimin dünya siyasalındaki değişimden kaynaklandığının ne kadar farkında...
