Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Türkiye\'nin tüm demokratları birleşin!
Türkiye'nin tüm demokratları birleşin!
31 Mayıs 2011 Salı 15:30
Marksizm'den dönüşünü, 'siyasette şiddetten vazgeçmek' olarak yorumlayan tarihçi Halil Berktay, bugün kendisini sol-demokrat ve eleştirel bir aydın olarak görüyor.
Sabancı Üniversitesi'nde dersler veren tarihçi Halil Berktay ile söyleşimizin ikinci bölümünde kendisinin ideolojik dönüşümü ve sol ideolojiye bakışını  ile ilgili kısmı yayınlıyoruz. Taraf gazetesinde köşe yazarlığı da yapan Doç. Dr. Berktay'ın hem kendisi hem de sol ideolojinin rotası hakkında yaptığı ilginç değerlendirmeler şöyle: 

- Siz eski Aydınlıkçı geçmişiniz nedeniyle çoğu zaman saldırılara da hedef olan bir isimsiniz. Bugün kendinizi siyasi yelpazenin neresinde tanımlıyorsunuz?
Hayatımda kimilerinin iddia ettiği gibi 3-5 tane zikzak ve tavır değişikliği olmadı. Ailemden, gençliğimden başlayarak, 80'lerin ikinci yarısına kadar sıkı bir Marksist ve komünist olarak geldim. 1968'de Çekoslovakya'nın işgalinden itibaren Maocu oldum. Türkiye'de hayatımın bir 20 yılını o zamanki Maocu Hareket, Aydınlık, Türkiye İşçi Köylü Partisi çevresinde geçirdim. 80'lerin ikinci yarısında Sovyetler Birliği'nin çöküşü, bunun çeşitli anlamları ve dünyanın dönüşümüne bakarak, sadece Maoculuktan vazgeçmedim; daha genel olarak Leninist ve komünistlikten vazgeçmekle kendimi o tarz militan sol siyasetin dışına çıkarmayı birlikte yaşadım. Bu bir dönüşüm anıdır. Benim hayatımda başka dönemeç olmadı. Ben 1980'lerin sonundan beri, 30 küsur yıldır kendimi bir sol-demokrat ve eleştirel aydın olarak tanımlıyorum.

30 YILDIR TAVRIM AYNI 
- Tam olarak neyi kastediyorsunuz?
Benim için şiddete yer vermeyen demokratik siyaset; düşünsel olduğu kadar duygusal ve vicdani ilkeler haline geldi. Bu tavrımı 30 küsur yıldır değiştirmedim. 1915'te Ermenilere gerçekte tam olarak ne yapıldığı konusunda tarihçi olarak aldığım tavır da bu düşünülmüş vicdani sorumluluğun bir parçasıdır; buna karşılık Ermeni milliyetçiliği konusundaki tavrım da; Kürtlerin ezilmişliği, Kürt milliyetçiliğine uzak ve soğuk duruşum ve PKK'ya yönelik eleştirel yaklaşımım da bunun bir parçasıdır. Ben siyasette şiddetin zaman zaman kaçınılmaz ve hatta arzu edilir bir şey olduğu fikrinden tamamen vazgeçtim 80'lerin sonunda. Fransız Devrimi büyük bir eşiktir. 

- Fransız Devrimi nasıl bir eşik oldu?
Fransız Devrimi dünyaya bütün devrimlerin ağababası olarak siyasette şiddeti normal saymak gibi bir çığır açtı. Jakoben terör döneminden itibaren Avrupa ve dünya politikasına bir anormal siyaset yöntemi olarak ihtilal veya darbe umudu veya korkusu yerleşti. Fransız Devrimi'nin tekrarlanacağına, bir sonraki devrimin olacağına ve buna umut besleyenler, hayranlık duyanlar ve bundan korkan, bunu çalışanlar... Politikada böyle bir saflaşma oldu; ihtilal sevenler ve ihtilal düşmanları. İki yüz yıldır bunun gölgesinde yaşıyoruz. Fransız Devrimi, Marks'ı çok derinden etkiledi ve bundan aşırı iddialı sonuçlar çıkardı: 'Tarih hep devrimlerle değişecektir, bir sonraki devrim de işçi devrimi olacaktır, zorunlu ve kaçınılmazdır' gibi...

Sosyalist aydınların 'kitleler nerede' diye sorması lazım
- Türkiye'de sol yapı size göre şu anda nerede?
Ben solu göreli bir kavram olarak kullanıyorum. Solu sosyalistlik anlamında kullanmıyorum. Sağ ve sol kavramları Fransız Devrimi'nden kaynaklanıyor. Aslında krallığın devam etmesini ama belki meşruti olmasını isteyenler kürsüye göre sağda oturuyorlardı, buna karşın Jakobenler ve Montanyarlar solda oturuyorlardı. Bir süre sonra, Rusya'daki Bolşevik Devrimi ile beraber sol; Marksistlik; Leninistlik'le özdeş anlam kazandı ama bu yanlıştır. Ben barışçı, demokratik, ahlaki ve vicdani bir sol hareket derken göreli bir şey kastediyorum. Bu olur mu, nerden filizlenir konusunda aykırı bir fikrim var.

POLİTİK İSLAM KAZANILMALI
- Bu fikrinizi biraz paylaşır mısınız?
Mesela Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloku'na oy verilmesi çağrısında bulunanlar. Nabi Yağcı, Ahmet İnsel, Baskın Oran... Hemen hepsi arkadaşım. Onlar yeni bir sol hareket inşa etmek derken, var olan eski sol örgütlerin kalıntılarını bir araya getirmekten söz ediyorlar. Ben bunun solun eski unsurlarını bir araya getirerek, bir cazibe merkezi oluşturup, bu yolla kitleselleşmek umudunun sıfır olduğunu, bu tarihsel dönemin kapandığını düşünüyorum. MHP'nin tarihsel döneminin kapandığı gibi, eski sol hareketin kırıntılarından yeni bir sol hareket oluşturmaya çalışmanın da tarihsel döneminin tükendiğini düşünüyorum. 
- Sizce ne olmalı?
Seçim sonrası başlayacak yeni mücadelede Türkiye'nin sol, Kürt demokratları ve Müslüman demokratları şu veya bu şekilde daha demokratik bir anayasa ve Kürt sorunun çözümü için yeni bir mücadeleye başlayacaklar. Benim seçimlerden güçlü çıkacağını düşündüğüm AKP önderliğini etkileyebilirler veya etkilemezler. Ama çok şey buna bağlı olacak. Benim özlediğim türden bir sol açısından geleceğin; eski sol örgütlerin kalıntılarını bir araya getirmekten değil; sol demokratları, Kürt demokratları ve Müslüman demokratları bir araya getirmekten geçebileceği kanısındayım. Bu aslında tamamen değişik bir yönelim, oryantasyon gerektirir. Özellikle sol demokratlar ile Müslüman demokratların bir araya gelebilmesi için değişik bir siyasi vizyon ve yoğun çabayı gerektirir. Şu anda Türkiye'deki en önemli kitle ve en önemli kültür dairesi -beğenelim, beğenmeyelim- Müslümanlar ve politik İslam. Solcu, sosyalist ve Müslümanların 'Kitleler nerde?' diye sormaları lazım. Kitleleler orada. Birilerini kazanacaksanız, oradan kazanacaksınız. Demokrasi platformuna yeni ve ileri bir demokrasi platformuna insan kazanacaksanız, birileriyle birleşecekseniz, o kitlelerin demokratlarıyla birleşeceksiniz.

Sahte ve sonradan edinilmiş dindarlık
- AKP de bunu yapmaya çalışmıyor mu biraz?
Benim anladığımda demokratları birleştirmeye çalıştıkları kanısında değilim. Ben Müslüman demokratlar derken Elif Çakır, Elif Şafak, Hilal Kaplan vesaire gibi insanları ve benzerlerini kastediyorum. Böyle bir ciddi kesim olduğu kanısındayım. Solun, sosyalist solun; çok uzun süre çok yabancı kaldığı bu politik İslam dünyasına çok daha ciddi ve yakından bakması gerektiği kanısındayım. Bununla, öyle dindar olmaya çalışmak gibi şeyleri kastetmiyorum. Ben tamamen dinsiz ve dindışı bir insanım. Yani dine saygım veya tarihte dinin rolü hakkında tarihçi olarak düşüncelerim filan başka bir şey. Dolayısıyla öyle sahte ve sonradan edinilmiş bir dindarlık taslamak gibi şeyleri de kastetmiyorum. Çağdaş demokratik asgari müşterekler üzerinde buluşmak çabasını kastediyorum. Mesela bugün şiddet yanlısı olmayan Kürt demokratlarıyla, AKP yönetiminden daha ileri bir demokrasi özleyen Müslüman demokratlarla birleşmenin sol geçmişten gelenler açısından hep kendi aralarında birleşmeye çalışmalarından çok daha önemli olduğu kanısındayım. 

- Sol ideolojiden gelenlerle muhafazakar demokratların bir araya gelmesi nasıl olabilir?
Öyle demokratik, öyle insanlık asgari müşterekleri var ki, pekala olabilir. İdeolojik olarak; sosyalist, Marksist teorik önermelerden türetilmiş bir ideolojik çatıyı kastetmiyorum.

Türk entelijansiyası şiddetten hoşlanıyor
Türkiye entelelijansiyası da Fransız entelijansiyasına benzer. Maalesef sol aydınlar içerisinde de şiddet hayranlığı hiç eksik olmadı ve bugüne dek geldi. Ben geldiğim noktada buna karşı çok büyük tepki duyuyorum. Mesela ben bu Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku'nun desteklenmesi çağrısında bulunan bu sevgili arkadaşlarımın bu mesele üzerinde düşünmedikleri kanısındayım. Dünyayı silahlı mücadeleyle değiştirmek iddiasında olan bir örgüte sonuç olarak oy verme çağrısında bulunuyorlar. Herhalde 'Mesele davanın haklılığıdır, Kürt halkının ezilmişliğidir. Silahlı mücadele, savaş yöntemleri de bir teferruattır' gibi geliyor. Ben geldiğim noktada artık öyle düşünemiyorum. Ben, ahlaki ve vicdani demokratik, barışçıl bir sol hareket özlüyorum. Maalesef pek de göremiyorum.

Şenay Yıldız/ Akşam

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
HABER YORUMLARI
KOMÜNİST
Yorum YANLIŞ YOL
SİLAHLI MÜCADELE TARAFTARLIĞINI BIRAKMIŞIN MARKSİZMİ BIRAKMIŞIN SEN İŞİN EDEBİYATINA DALMIŞIN SAYIN RÖPRÖRTAJ EDİLEN. BUNCA İNSANIN ÇEKTİĞİ SIKINTILARIN HESABINI SORMAK İÇİN EDEBİYATLA GEÇİRECEK VAKTİMİZ YOK VE VAKİT GİTTİKÇE DARALIYOR!
01 Haziran 2011 Çarşamba 15:24
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR