Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Mustafa Alican
alicanmustafa@gmail.com
Türkiye model ülke mi?
14 Şubat 2011 Pazartesi 08:47

Ortadoğu’da meydana gelen siyasal gelişmeler, aslında pek de yeni olmayan bir konuyu, Türkiye’nin Müslüman Ortadoğu ülkeleri için “siyasal bir model” olabilirliği konusunu yeniden tartışma nesnesi haline getirdi.

Özellikle Mısır’da yaşanan halk devriminin yorumlandığı televizyon ekranlarında ve gazete köşelerinde Ortadoğu uzmanlarının, tarihçilerin, siyasetçilerin, gazetecilerin ve stratejistlerin konu ile ilgili fikirlerini takip ediyoruz sürekli…  

Sağcısından solcusuna, liberalinden muhafazakârına birçok kişi, “demokratik ve laik Türkiye’nin, otoriter rejimlerin baskısı altında inleyen Ortadoğu ülkeleri için bir model olduğunu, Türklerin demokrasi deneyiminin bölge halklarını etkisi altına aldığını” savunuyor.

“Türkiye’nin modelliği” yalnızca Türkiye’de bulunan belli bir (ya da birçok) kesim tarafından tartışılan bir spekülasyon değil, öncelikle bunun altını çizmek lazım.

Örneğin, BİLGESAM’ın Mısır’da yaptırmış olduğu “Mısır’da Türkiye Algısı” konulu anketin sonuçlarına bakılırsa, Mısırlıların yüzde 63’lük bir kısmı Türkiye’yi model olarak görüyor ve her 4 Mısırlıdan 3’ü Türkiye’nin Ortadoğu’da olduğundan daha aktif bir rol almasını istiyor.

Fakat tam da burada çok önemli bir noktaya işaret edilmesi lazım: “Türkiye özelde Mısır, genelde ise Ortadoğu için bir model ülkedir” diyenlerin tamamı aynı şeyden söz etmemektedir.

Türkiye’nin modelliği herkese farklı bir şeyler çağrıştırmakta, söz söyleyicilerin Türkiye ve Mısır ya da Ortadoğu ile ilgili algılamalarına bağlı olarak, herkesin kendi meşrebine uygun ve birbirlerinden bütünüyle farklı “model” tasarımları üretilmektedir.

Şöyle ki;

“Arap kadınlarına benzemek istemediğini” söyleyen bir kadın milletvekilinin ya da Türkiye’nin demokrasi ve modernizasyon deneyimini otoriteryen laiklikten ibaret sanan ve en önemlisi Türk siyasetinin son on yılda geçirdiği değişimi “bir tür sapma” olarak gören malum zihniyetin “model Türkiye’si” ile söz konusu modellik meselesinde salt İslami hassasiyetleri ön plana çıkaran bir “sınırlılığın” Türkiye modeli hâliyle farklıdır.

Mısır’da yaşananları “dinsel temelli bir hareket olan İhvân-ı Muslimîn”in eseri olarak görüp söz konusu hareketin topluma uyguladığı baskının ülkede “İran benzeri bir sistemin kurulmasına” neden olacağını sananlar ile devrimi “sosyal medyaya” ya da “eğitimli ve laik orta sınıfa” bağlayanların Türkiye’ye atfedecekleri modellik rolü de farklıdır.

Bu modellik meselesi öyle “bir çırpıda” kavranabilecek, mahiyeti doğrultusunda “dört başı mamur” bir karar verilebilecek ve sosyal bir realiteye mütekabil olarak öyle “hemencecik” anlaşılabilecek bir hadise değildir.

Meselâ, yukarıda sözünü etmiş olduğum ankette bulunan “Türkler dindardır ve dürüsttür,” “Türkiye modern bir ülke olup yaşam standardı yüksek bir ülkedir”   ve “Türkiye laik bir ülkedir” gibi yargıların, katılımcılar tarafından sırasıyla yüzde 69, yüzde 72 ve yüzde 66 oranlarında doğru kabul edilmesi, Türkiye’ye modellik atfeden çeşitli görüşlere mensup Türklerin düşünceleri ile paralel olarak incelendiğinde, söz konusu modellik hikâyesinin ne menem bir sağırlar diyalogu olduğu da sarih bir biçimde ortaya çıkar.

Şu kabul edilmeli ki, Ortadoğu ülkelerinin “içinde bulunduğumuz dönem çerçevesinde” Türkiye’de gördükleri model, bizim tarihsel deneyimimiz değil, özellikle son yıllardaki dönüşüm çerçevesinde edindiğimiz liberal ve çoğulcu deneyimimizdir.

Türkiye’nin bugünkü modelliği meselesi, daha önce İranlı Pehlevî ya da Tunuslu Burgiba tarafından görüldüğü gibi “laik modellik” değil, “liberal demokrat modellik”tir.

“(…) onları ‘Türkiye modeli’nin yarı-militarist, lâikçi-otoriyeryen yanı cezbetmiyor; onları asıl cezbeden, bugün için AKP’de sembolleşen ‘Müslüman demokratlar’ın da içinde meşru bir aktör olarak yer alabildikleri bir Türkiye imajıdır.” (Mustafa Erdoğan, “Türkiye’nin hangi ‘modeli’ Araplar’ı cezbediyor?” Star Gazetesi, 12 Şubat 2011.)

“Türkiye modeli, ‘laik sistem-İslam ilişkiselliği’ ve ‘siyasal katılım-İslami kimliğin sistem içi aktöre dönüşmesi’ nitelikleri içinde, dünyaya çok önemli bir deneyimi sergiliyor. Bu nedenle Arap coğrafyasında ve Ortadoğu’da yaşanan değişimin içerdiği belirsizliğin çözümü için Türkiye modeli vurgusu yapılıyor. Dünya bu nitelikleri takdir ediyor. Ama ironiktir, Türkiye’yse kendi içinde tam da bu takdir edilen nitelikleri nedeniyle kutuplaşıyor.” (Fuat Keyman, “Türkiye modeli niçin önemli?” Radikal İki, 13 Şubat 2011.)

Sayın Keyman’ın altını çizdiği gibi, Türkiye’yi uluslararası bir siyasal aktör haline getiren kazanımların iç siyasetteki farklılıkları birbirinden giderek daha da uzaklaştırması ironiktir, fakat daha da ironik olan, iç siyasette rol oynayan aktörlerin, Türkiye’nin elde etmiş olduğu uluslararası itibarı kendi zeminleri üzerinden kurmaları ve bunda da herhangi bir sorun görmemeleridir.

Böyle bir yaklaşımın sonucu, hâliyle “geri kalmış” Mısır ve Ortadoğu, onu ileriye götürebilecek olan ileride bir “Türkiye modeli” tasavvurudur.

Bu tür bir tasavvur, kavrayışın sınırlılığından kaynaklanan yanlış bir tasavvurdur.

Ortadoğu ülkelerine model olabilecek olan şey, Türkiye’nin bizâtihi kendisi (hâlen çözüm bekleyen binlerce faili meçhulü olan bir ülkeden söz ediyoruz, sevgili okur!) değil, (henüz tekemmül ettiği söylenemeyecek olan) siyasal tecrübesidir.

Geçmiş olduğu yollar ve bu yollarda ayaklarına batan dikenler değil, gelmiş olduğu nokta, dermiş olduğu gül buketleridir.

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...
Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR