Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Mustafa Alican
alicanmustafa@gmail.com
Türkiye-Ermenistan İlişkilerinde Yeni Bir Döneme mi Giriliyor?
05 Eylül 2008 Cuma 00:44

Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, yarın Erivan’da oynanacak olan Türkiye-Ermenistan maçını birlikte izlemek için Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ü ülkesine davet etmiş, bu davet Türkiye-Ermenistan ilişkilerini yeniden gündeme getirmiş, gazetelerde ve televizyonlarda Cumhurbaşkanı Gül’ün bu daveti kabul edip etmeyeceği, etmesi mi ya da etmemesi mi gerektiği tartışılmıştı. Günlerdir merakla beklenen karar nihayet verildi ve Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi, Gül’ün, Sarkisyan’ın davetini kabul ettiğini açıkladı.

 

Köşk’ten yapılan açıklamadan anlaşıldığı kadarıyla, Ermenistan ziyareti futbol maçının ötesinde anlamlar içeriyor. Bu ziyaretin, iki ülke halklarının birbirlerini anlamaları açısından önemli fırsatla sunmakta olduğunun vurgulanması da bu anlamlara bir gönderme niteliğini taşıyor. Futbol karşılaşmasının ve ziyaretin, Türkiye tarafından ortaya atılan Kafkasya Platformu projesinin konuşulduğu günlere denk gelmesi de bu açıdan mutluluk verici bir rastlantı olarak göze çarpıyor. Ayrıca Sarkisyan’ın Kafkasya Platformu’nu memnuniyetle karşıladıklarını açıklaması da bu ziyaret sırasında Platform ile ilgili müzakerelerin yapılacağı düşüncesini güçlendiriyor.

 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, Sarkisyan’ın davetini kabul ettiğini açıklamasının dünya basınında önemli bir yer bulması ve bu ziyaretin büyük umutların başlangıç noktası olarak görülmek istenmesi, tüm dünyada, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin yeni ve olumlu bir döneme girdiği yönündeki beklentinin bir göstergesi… Peki bu beklenti ne derece temelli bir önermeye dayanıyor? Gerçekten Ermenistan ile olan sorunlarımızın çözülebileceğini ummalı mıyız? Yoksa tüm bu olumlu hava, bir özlemin yarattığı iyi niyetli iyimserliğin sonuçsuz kalacak bir yansıması mıdır?

 

Bu soruların cevaplarını vermek şimdilik çok da kolay değil. 7 Eylül’den sonraki gelişmelerin ardından neler olacağını hep birlikte göreceğiz. Ancak hem Türkiye’de, hem Azerbaycan’da, hem de Ermenistan’da bulunan rasyonel grupların (Batı’nın da desteklemekte olduğu) sorunların çözüleceği güzel günler ile ilgili beklentileri üzerinde düşünebiliriz.

 

Bilindiği gibi, sınır kapıları birbirlerine kapalı olan Türkiye ile Ermenistan arasında herhangi bir resmi ilişki bulunmuyor. Bunun nedeni çoğumuzun sandığı gibi Ermeni soykırımı iddiaları değil, Ermenilerin, bağımsızlıklarını kazandıktan sonra Rusların desteğini de arkalarına alarak silah zoruyla mevcut sınırları değiştirme çabaları ve bu çabaların sonucunda Azerbaycan topraklarının yüzde yirmisini işgal ederek Türkiye’den de toprak talebinde bulunmaları. [Türkiye ve Ermenistan arasındaki problemlerin kaynakları ile ilgili aydınlatıcı bilgiler için Uluslar arası ilişkiler ve Ortadoğu uzmanı Sedat Laçiner’in Azerbaycan’ı Verip Ermenistan’ı Alamamak başlıklı makalesine bakılabilir. Makaleye internet üzerinden ulaşmak için: http://www.usakgundem.com/haber.php?id=107]

 

Yukarıda künyesini verdiğim makalede de belirtildiği gibi Türkiye, bağımsızlığını ilan etmesinden sonra Ermenistan’ı tanıyan ilk devletlerden biridir. Levon Ter Petrosyan döneminde Ermenistan ile iyi ilişkiler kurma girişimleri olmuştur. Ilımlı bir siyaset takip eden ve Karabağ konusunun anlaşma ile çözülebileceğini düşünen Petrosyan’ın döneminde, onun, Batı’daki Ermeni diasporası tarafından pompalanan soykırım iddialarının ikinci planda tutularak sosyal ve ekonomik işbirliğine gidilmesi yönündeki düşünceleri Türkiye’de sempati toplamıştır. Ancak onun iyi niyetli çabaları, ülkesindeki sertlik yanlısı radikallerin baskısının altında ezilmiş, Ermenistan’ın Karabağ’daki tutumu, Türkiye’nin onlarla diplomatik ilişkilerini keserek sınırları kapatma kararı almasına neden olmuştur.

 

Türkler ezelden beri Ermenilerle düşman değildir. Osmanlılar tarafından Millet-i Sâdıka (sadık millet) denilerek yüzyıllarca el üstünde tutulan ve en önemli bürokratik makamlara getirilen Ermeniler de bu durumun bilincindedirler. Robert Koçaryan döneminde Türkiye’den toprak talebinde bulunma imalarına kadar varan anlamsız sertlik, artık gücünü kaybetme noktasına gelmiştir. Ermenistan’da yoksulluk ve sefalet içinde yaşamakta olan Ermeniler, Amerika ve Avrupa’daki rahat koltuklarında viskilerini yudumlayarak soykırım edebiyatı yapan zengin diaspora mensuplarının yüzünden mahkûm oldukları bu sefaletin, yine onların yarattığı düşmanlıktan kaynaklandığını artık görebiliyorlar. İçinde bulundukları korkunç yoksulluk ve mutsuzluğun, göbeklerinden bağlı oldukları tarihsel komşularından ayrı düşmekten ve onlarla düşman olmaktan kaynaklandığını bilmektedirler. Bundan dolayı, bin yıldan beri Anadolu topraklarında yan yana yaşayan Türklerle Ermeniler, topraklarında gözü olan yılanlar tarafından zehirlenmiş bilinçlerini artık tedavi etmeleri gerektiğini öğrenmek durumundadırlar.

 

Cumhurbaşkanımızın Erivan ziyaretinin, on yıllar boyunca Ermenilerin ve Türklerin içinde [öyle ya da böyle, herhangi bir şekilde] biriken nefret ve öfke kütlesini bir anda tuzla buz ederek yok etmesini, hemen sınırların açılmasını, mutlu Türklerle mutlu Ermenilerin el ele tutuşarak eski tatlı günleri yad etmelerini beklemek fazla iyimserlik olur. Ancak sözünü ettiğim şiirsel tablonun belki de bir gün oluşabilmesi için bu adımların atılması ve şu ya da bu şekilde iki ülke arasında ilişki kurulması gerekiyor. Konuşmadığınız birisiyle anlaşmayı nasıl bekleyebilirsiniz ki!

 

Bunun dışında Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi Kafkasya’nın selâmeti açısından da son derece önemli. Aksi halde, Amerika’yı arkasına alan Gürcistan ile Rusya’yı arkasına alan Ermenistan’dan oluşan çift kutuplu bir Kafkasya, öfkenin ve düşmanlığın kol gezdiği yeni bir Ortadoğu olabilir. Bu noktada önem kazanan Kafkasya Platformu’nun bir şekilde inşa edilmesi, henüz belirginleşme aşamasında olan söz konusu kutuplaşmanın önüne geçilmesi, dolayısıyla Ermenistan ile diyaloga girilmesi gerekiyor.

 

Konuyu çok fazla dağıtarak toparlayamayacağımız bir noktaya getirmeden yazımızın başlığındaki soruyu yeniden soralım: Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde yeni bir döneme mi giriliyor?

 

Evet, anlaşılan o ki, Türkiye ile Ermenistan arasında yeni bir dönem başlıyor. En azından, her iki ülke hükümetlerinin ilk defa bu kadar kararlı olduğunu görmek, bu yöndeki bir beklentiyi haklı kılıyor.
Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...
Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR