













“Halk içinde muteber bir nesne yok Devlet gibi,
Olmaya Devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi…”
Cihan padişahları bile sağlık ve sıhhatin önemine vurgu yapmışlar… “İskender” sağlıklı olmazsa “Büyük” olur muydu?
Sağlık deyince insanın ruh sağlığı da toplum sağlığı da işin içine giriyor olmalı… Fıçı içinde yaşayan “Diyojen”in ruh sağlığı yerinde miydi?
Acaba bu toplumun ruh sağlığı nasıl ve nereye gidiyor? “Gölge etme başka ihsan istemem” diyebilecek kaç kişi çıkar bu gün?
Bu soruya karşılık “sana ne” denebilir ya da “başka işin yok mu” da söylenebilecek şeyler arasındadır…
Nasreddin Hoca akşamüzeri evine doğru yürürken, baklava seven bir köylüyle karşılaşır. “Hocam, az önce bir adam büyük bir tepsi baklava götürüyordu.” der. Hoca “ Beni ilgilendirmez!” diye cevap verir. Köylü “Fakat adam tepsiyi sizin eve götürüyordu.” deyince bu defa Hoca “ O zaman seni ilgilendirmez!” der…
Bu toplumda biraz okusan “ …Okuyanlar ne yaptı ki sen okuyorsun…” yahut “…Çok okuma kafayı yersin…” gibi sözlerle “…Kaç paralık adam …”olduğun da sorulabilir…
Bu tarz sorular da en az yirmi yıl okuyup boş gezen üniversite mezunu arkadaşlarımızın bunalımlarını arttırabilir…
Demokrasi herkese mi düşünmek ve paylaşmak hakkını verir yoksa bir eliyle verirken diğer eliyle alır mı?
Genelleyerek düşünürsek hangi konuda olursa olsun fikir üretirken nerede durmak lazım, hangi konular bizi ilgilendirir hangi konular ilgilendirmez…
Yani bir yerde bulunduğun konuma göre düşünüp ona göre söz söylemek ya da fikir üretmek gerektiği toplum tarafından insana empoze edilir…
İnsanın bir hayvaniyet yanı var, yani bedenle ilgili bir hayatı…
Fakat insan için “düşünen hayvan” nitelemesi hem çok kaba hem de çok ruhsuz bir yaklaşım…
Okul yıllarında arkadaşlarımızın günlüklerine yazılar yazardık, bir hatıra olarak kalıcı olması amacıyla… Hemen hemen herkes “…Kalbin kadar temiz bu sayfayı bana ayırdığın için teşekkür ederim…” yazarak düşüncelerini belirtirdi…
O sayfalar gerçekten tertemiz ve bembeyazdı… Ve o yıllarda kaldı…
Günümüzde de saf ve temiz şeyler var aslında…
Birbirini düşünen, birbirine yardım eden, kalbi ve hayatı sevgi ile dolu nice güzel insan var ülkemizde…
Fakat toplumdaki kötü olayları, hoş olmayan durumları, tecavüz ve cinayetleri, hırsızlıkları, terörü, utanmaktan yoksun bazı kimseleri, ahlaki yozlaşmaya zemin hazırlayan magazin programlarını televizyonlar evlerin içine kadar getirip bırakıyorlar…
Bu tür olayları görmezden gelelim demiyoruz ancak olayların veriliş tarzı yeni sapıklıkların ortaya çıkmasına, yeni cinayetlerin işlenmesine, yeni terör olaylarının meydana gelmesine zemin hazırladığı da bir gerçektir…
Hâlbuki bu kadar basın yayın imkânları, toplumları bilinçlendirmek, Devlet Millet bağlarını daha da kuvvetlendirmek için çok daha verimli kullanılabilir, dersen “…Seni ilgilendirmez!” diyen de çok çıkar…
