













18 Ağustos 2007 tarihinde Kayseri’de düzenlenen ve Türk Tarihinde ve Kültüründe Avşarlar adını taşıyan sempozyumun açılış konuşmasını yapan Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun söyledikleri kendisini Türkiye’nin en çok konuşulan gündem maddesi haline getirmişti.
Halaçoğlu konuşmasında Kürt olarak bilinen pek çok insanın Türkmen asıllı, Kürt-Alevi olarak bilinen birçok insanın da maalesef Ermeni kökenli olduğunu söylemişti. Fakat olayın kamuoyuna yansıması daha farklı olmuş, TTK Başkanı’nın, Kürtlerin Türkmen, Kürt-Alevilerin ise Ermeni dönmesi olduğunu söylediği iddiaları ayyuka çıkmıştı.
Daha sonra gazetelerde, televizyonlarda ve sair yayın organlarında bir kutuplaşma meydana gelmiş, Halaçoğlu’nun haklılığı, devletin Kürtlerle ilgili bazı planlar yaptığı ve radikal milliyetçiliğin hortladığı düşünceleri arasında çeşitli renk ve şekillerde bir yığın yazı yazılıp çizilmiş, binbir türlü fikir beyan edilmişti.
Ünlü tarihçinin; elinde liste olduğunu ve belgesiz konuşmadığını açıklaması tartışmaları farklı noktalara çekmiş, devletin fişleme mi yaptığı sorusu sorulmuş ve tüm bu müsâdeme-i efkâr birkaç ay ülke gündeminden düşmemişti.
Prof. Halaçoğlu’nun konuşması ile başlayan ve kısmen de olsa halen devam eden etnik tartışmalar sürecinde birçok yazı yazıldı ve birçok yayın organı TTK Başkanı ile röportaj yaptı. Gazetelerde Halaçoğlu’na açık mektuplar ve tarihçinin bu mektuplara yönelik cevapları yayınlandı.
Tüm bu yazılı materyaller, tartışmalar bazen kabak tadı verse de, halkın bilmediği birçok şeyi öğrenmesine vesile teşkil etti. Kimi zaman ortalarda uçuşan bölücülük suçlamaları negatif olsa da, bütüncül bir yaklaşımla, kamuoyunun öğrenmesine yaptığı katkıdan dolayı ben bu tartışmaların faydalı olduğu kanaatindeyim.
Sözünü ettiğimiz tartışmaların getirisi olan bazı yazı ve röportajlar, Yusuf Halaçoğlu tarafından düzenlenerek Tarih Gelecektir adıyla kitap halinde yayınlandı.
Türkiye’nin gündemini meşgul eden etnik tartışmanın yarattığı bilgi dağarcığının çabuk tüketilen günlük gazetelerin sütunlarında unutulup gitmesi kuşkusuz büyük bir kayıp olurdu. Bu açıdan çok önemli olduğunu düşündüğüm bu çalışma, Etnik Yapı Tartışmaları ve Ermeni Soykırımı Meselesi başlıklarını taşıyan iki bölümden oluşuyor.
Kürt meselesi ve 1915 olayları ile ilgili belgelere dayalı genel bilgiler ve rakamsal verilerle destekli ikna edici argümanların ortaya konulduğu bu yazı ve röportajlar bütününde kamuoyunun ilgiyle karşıladığı ilginç bilgilere de yer veriliyor. Mesela Kürdoloji Enstitüsü projesi…
Kürdoloji Masası Kuracaktım
Nuriye Akman’ın Prof. Halaçoğlu ile yaptığı röportajda TTK Başkanı’nın düşünce dünyası ile ilgili bilgilerin yanı sıra, 1988 yılında, Kürdoloji ile ilgili bir araştırma biriminin kurulmasına yönelik bazı girişimlerde bulunulduğunu öğreniyoruz.
Kitabın 50. sayfasında, Benim yasam çıkmış olsaydı ben Kürdoloji masası kuracaktım, diyen Halaçoğlu, Akman’ın, Bu görüşünüzü devletin üst kademesiyle paylaştınız mı?, sorusuna şöyle cevap veriyor:
1988’de MGK’ya böyle bir teklifte bulunmuştum. Bir Kürdoloji Estitüsü ile Ermeni Araştırmaları Enstitüsü kuralım demiştim. Bu konuda bir çalışma da başlatılmıştı. Teoman Koman, MGK Genel Sekreterliği Toplumla İlişkiler Başkanı idi o zaman. Bir ay sonra MİT müsteşarlığına geçti. Ve bu iş kaldı.
Halaçoğlu’nun, genellikle Rus ve Fransız bilim adamları tarafından çalışma alanı olarak kullanılan Kürdoloji konusundaki bu yaklaşımı, Türkiye’de Kürt kimliği ile ilgili çalışmalar yapılması noktasında bir gerekliliğin en yetkili ağızdan kabul edilmesi anlamına geliyor.
Yine TTK Başkanı’nın ağzından, 1989 yılında Avrupa’da yapılan bir çalışmada Anadolu’nun köy köy etnik haritasının çıkarıldığını, daha sonra da bu konu ile ilgili atlas yayınlandığını öğrenmemiz de (s. 42) Türkiye’nin etnik kimliği ile ilgili çalışmaların en başta bu topraklarda yaşayan bizlerin ödevi olduğunu vurgulaması bakımından önemli.
Bunun yanında Ortadoğu ile ilgili oryantalist çalışmaların hangi amaçlara hizmet için kullanıldığına sık sık yakından şahit olmamız da, tarihçimizin konu ile ilgili düşüncelerinin akl-ı selim ile değerlendirilmesi gerektiğini açık bir biçimde ortaya koyuyor.
Tarih Gelecektir
Osmanlılarda aşiretler, iskan siyaseti ve 1915 olayları konusunda uzman olan ve bu konularda çeşitli eserler kaleme alan Yusuf Halaçoğlu’nun, yarım asırdır uluslar arası arenada Türkiye’nin başını ağrıtan ve küresel siyasetin aktörleri tarafından Türkler üzerinde baskı kurmanın bir yolu olarak algılanan Ermeni tehciri meselesi ve Kürt etnisitesi ilgili yaklaşımlarını yansıtan eser, özellikle Ermeni olaylarının kökenleri konusunda oldukça aydınlatıcı bilgiler sunuyor.
Ayrıca 1915 olaylarından hareketle, tarihin, şimdi ve yarın üzerindeki etkisini vurgulayan Halaçoğlu, kitabına verdiği ismin de kaynağı olduğu anlaşılan Panorama Dergisi’ne verdiği röportajda şunların altını çiziyor:
Türkiye Cumhuriyeti’nin ihtiyaç duyacağı tarihi, sadece geçmiş olayları ortaya çıkarmak olarak görmüyorum. Geçmiş olayları inceleyip oradan ulaşacağınız bilgilerle ulaşacağınız tecrübenin geleceğinize yön vereceği anlayışıyla değerlendiriyorum. Bu çerçevede tarihi geçmiş olarak görmüyorum; gelecek olarak görüyorum.
***
TTK Başkanlığı görevinde bugün Prof. Dr. Ali Birinci bulunuyor. Kısa bir süre önce Halaçoğlu bu görevden alındı.
Her ne kadar bu görevden alma olayını Halaçoğlu’nun Ermeni meselesi ile ilgili çalışmalarına bağlayanlar olsa da, hocanın da açıklamış olduğu gibi, durumun, görev süresinin sona ermesi ile ilgili olduğu söylendi.
Fakat son günlerde gelişen Türkiye-Ermenistan ilişkilerini dikkate aldığımız zaman, 1915 olayları ile ilgili görece sert bir tutum sahibi olan Halaçoğlu’nun söz konusu tutumundan dolayı görevinden alındığı yönündeki iddialar da yabana atılır olmaktan çıkıyor.
