Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Mustafa Alican
alicanmustafa@gmail.com
Talât Paşa’nın “Soykırım” Savunması
21 Şubat 2009 Cumartesi 16:34

Ermeni meselesi, son yıllarda uluslar arası platformda Türkiye’nin en çok başını ağrıtan sorunların başında gelmektedir. 1915 yılında Türkiye tarafından atalarına soykırım uygulandığını iddia eden Ermeniler, bu iddialarını 17 ülkenin parlamentosuna kabul ettirmişlerdir ve içinde bulunduğumuz günlerde de, ABD yönetimine “soykırım” tezlerinin kabul edilmesi için baskı uygulamaktadırlar.

 

Bir asır boyunca iddialarını desteklemek amacıyla yüzlerce kitap kaleme alan, binlerce konferans düzenleyen ve dünyanın çeşitli yerlerinde soykırım anıtı ve soykırım müzeleri inşa eden Ermeniler, son yıllarda internet ortamını da kullanarak yüzlerce internet sitesinden de iddialarını dillendirmektedirler. Ermeni müddeîlerin bir asırdan daha uzun süre devam ettirdikleri bu çabalar sonuçsuz kalmamıştır ve günümüzde, dünyanın çeşitli yerlerinde (Bu çeşitli yerlere Türkiye de dâhildir), sayısız insan Türklerin Ermenilere soykırım uyguladığına inanmaktadır.

 

Son yılları dışarıda tutacak olursak, Türklerin Ermeni iddia ve propagandalarına vermiş oldukları karşılık son derece cılız ve yetersizdir. Konu ile ilgili yoğun çalışmalar yapan ve yeni çalışmalara öncülük eden Türk Tarih Kurumu Eski Başkanı Yusuf Halaçoğlu “faşist” olarak damgalanmış, görevinden ve kamuoyunun gözü önünden uzaklaştırılmıştır. Türkiye, Ermenistan’a, “karşılıklı olarak arşivlerin açılmasını ve konunun tarihçilere bırakılmasını önermektedir,” ancak Halaçoğlu örneğinde görüldüğü üzere tarihçilerin sesleri pek de ciddiye alınmamaktadır. Öte yandan arşivler açıldığı takdirde Ermenistan’a giderek Ermeni kaynakları üzerinden inceleme yapabilecek bir tarihçimiz de mevcut değildir. Çünkü kimse Ermenice bilmemektedir ve Ermenice öğrenilebilecek bir platform ya yoktur, ya da yok denecek kadar azdır.

 

 Konu ile ilgili olarak yapılan popüler çalışmalar, yaraya merhem olabilecek kudretten maalesef yoksundur. Ya tarihsel temelleri olamayan duygusal söylemlerle aşırı derecede hamâset yapılmakta, ya da liberalliğe hâlel gelmemesi adına, empatinin ucu kaçırılarak “soykırım” iddiaları tanınmaktadır. Dönemin aktörlerinin dünyasını anlayabilecek çalışmalar pek yapılmamakta, genellemeler üzerinden kesin yargılara gidilmektedir.

 

Birey Eksenli Çalışmalar

 

Bu tür meselelerde, konunun özüne inebilmek adına tümdengelimsel bir yaklaşımın aksine, tümevarımsal bir bakış açısını benimsemek daha yararlıdır. Toptancı bir yaklaşımla genellemeler yapmak, araştırıcıyı meselenin özünden uzaklaştırabilir. Nitekim Türk araştırıcıların Ermeni meselesine olan yaklaşımları bu tür bir metodolojinin ürünü olup, soğuk bir objektivizm içermektedirler. Bu durum, Türk bakış açısının, Ermeni propagandaları karşısında görece başarısız bir grafiğe sahip olmasının en önemli nedenlerin biri olarak görülmeli ve Türk tarihçilerin konuya olan yaklaşımları daha bireysel bir metodoloji ile revize edilmelidir. Aksi takdirde, önümüzdeki yılarda Ermeni iddialarını onaylayan parlamentoların sayısının artacağı kesindir.    

 

Ermeni iddialarına bakıldığı zaman, “soykırım” savunucularının da bu tür bir metot benimsedikleri görülmektedir. Aile arşivleri, bireylerin birbirlerine gönderdikleri mektuplar, resimler ve kişisel arşivler, Ermeni iddialarında önemli bir yer işgal etmektedir. Ermeni meselesinin, ideal anlamda tarihçilere havale edilmesi gerekliyse de, Ermeni müddeîlerin “soykırım” iddialarına karşı dünya kamuoyuna karşı inandırıcı ve başarılı bir duruş sergileyebilmek için, suçlamaların yapıldığı metodolojik bağlamdan yararlanılması zorunluluktur. Bu noktadan hareketle, Ermeni meselesi ile ilgili çalışmalar yapan araştırıcıların, kişisel arşivlerden daha çok yararlanmaları ve söz konusu tarihsel dönemi yaşamış olanların psikolojik durumlarının anlaşılabilmesini sağlayacak belge ve bilgilerin hayatî bir öneme sahip olduğunu unutmamaları gerektiği kanaatindeyim.

 

Talât Paşa’nın Evrak-ı Metrûkesi

 

Sözünü etmiş olduğumuz metodolojinin öneminin farkında olan araştırıcılarımızdan birisi Murat Bardakçı’dır. “Profesyonel uzmanlarımız fikirlerini ve vardıkları akademik neticeleri bugüne kadar dış dünyaya kabul ettirememeleri bir yana, üzerinde ciddi şekilde tartışılan tek bir eser bile veremediler” diyen Bardakçı, yayınlamış olduğu “Sadrazam Talât Paşa’nın özel arşivinde bulunan Ermeni tehciri konusundaki belgeler ve hususî yazışmaları” içeren “Talât Paşa’nın Evrak-ı Metrûkesi” ile bu farkındalığı açık bir şekilde ortaya koymuş olmasının yanında, zannediyorum, Ermeni meselesi üzerinde çalışan araştırıcılarımız için de iyi bir örnek olacaktır.

 

Bugüne kadar Ermeni meselesi ile ilgili birçok eser kaleme alınmıştır. “Soykırım” iddialarına karşı birçok önemli tez ortaya atılmış, tüm dünyaya, “soykırımın hayal ürünü” olduğu haykırılmıştır. Ancak tehcir kararını veren en önemli Osmanlı bürokratlarının konuya olan yaklaşımları bağlamındaki bir bakış açısı, “Talât Paşa’nın Evrak-ı Metrûkesi” ile ciddi olarak ilk kez denenmektedir. Bu açıdan, Bardakçı’nın takdire şâyan çalışması devrimsel bir önem taşımaktadır.

 

Tehcir yılların Dâhiliye Nâzırlığı (İçişleri Bakanı), sonraki yıllarda ise Sadrazamlık (Başbakan) yapan Talât Paşa’nın kişisel arşivindeki belgeleri ve arkadaşları ile olan mektuplaşmalarının ilk kez yayınlandığı eser, bir anlamda, Talât Paşa’nın soykırım tartışmalarına bizzat katılması anlamında okunabileceği için önemlidir. “Soykırım sanığı” Talât Paşa, bu eserde yayınlanan belgeler ile kendisini savunmakta, konuyu, tehcir kararını alan karar vericilerin gözleri ile okumamıza olanak sağlamaktadır.

 

Bardakçı’nın çalışması dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, I. Meşrûtiyet’in ilan edildiği 1876 yılı ile 1916 yılları arasını kapsayan 40 yıllık dönemde gerçekleşen nüfus hareketlerinin bir çerçevesini çizmekte, Balkan savaşından sonra Türkiye’ye gelen Müslüman göçmenlerden, Rum nüfusundaki değişmelerden, Arap ailelere yönelik tehcir uygulamalarından, kısacası, Osmanlıların, dönemin siyasi konjonktürü bağlamında yürütmüş oldukları nüfus politikalarından söz etmektedir. İkinci bölümde, Talât Paşa’nın kişisel arşivinden çıkan ve Ermeni tehcirinin vilâyetlere göre dağılımını gösteren listelere dikkat çekilmekte, üçüncü bölümde ise Talât Paşa ile diğer İttihatçıların, Paşa’nın dava arkadaşlarının mektuplaşmalarına yer verilmektedir. Dördüncü ve son bölüm, Murat Bardakçı’nın, ölümünden kısa bir süre önce, Talât Paşa’nın eşi Hayriye Hanım ile yapmış olduğu röportajın tam metnini içermektedir.

 

Ses kasetlerinin noktasına-virgülüne dokunulmadan, doğrudan metinleştirilmesi olduğu anlaşılan röportaj metni ve eserin sonundaki resim albümü, yazımızın başından beri önemle vurgulamaya çalıştığımız “bireysel eksende algılama” için, bugüne kadar kamuoyu tarafından bilinmeyen değerli verilerden müteşekkildir. Tehcir meselesinin insani açıdan okunması noktasında son derece hayati bir rol oynamaya kâdir olduğunu düşündüğüm bu verilerin daha önce yayınlanmamış olması bir tür talihsizlik olsa da, bu yayın, tehcirde ve tehcirin yaşandığı dönemde önemli roller üstlenmiş olan tarihsel bireylerin kişisel arşiv ve veri bankalarına ulaşılması noktasında bir milat olabilir.

 

Bardakçı’nın, çalışmasının önsözünde, “Talât Paşa’dan sonra Enver ve Cemal Paşa’nın arşivlerini de yayınlayacağını” yazmış olması, yazarın “kişisel arşiv” konusundaki hassasiyetini göstermekle birlikte, onun, konuya yönelik metodolojinin gözden geçirilmesi noktasındaki zorluğu fark etmiş olduğunu da göstermektedir. Bu da, 1915 olayları ile ilgili tartışmaların bu kitaptan sonra farklı boyutlara taşınacağını ve “soykırım” kısırdöngüsünden kurtulacağını müjdeleyen önemli bir işarettir, diye düşünüyorum.

 

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...
Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR