













Şimdi okuyacaklarınız eskillerden bu güne yazdıklarımdan kısa kısa kesitler karın doyurmak için değil tadımlık niyetine…
***
Küçük devrimlerle hareket ettirip yüreğini,
büyük depremlerin habercisi olarak işe başlayan bir adam kaldı sonra geri.
Aşkı unuttu, bir de içinde kendini. Baş başa yolculuklara alıştırdı kaderiyle birlikte. Ağladı, ağlattı. Küçük bir çocuk ölmeye başladı
*
Keşke şimdi yazacaklarım yalnızca benim paronayak teorilerimden ibaret olsaydı...
*
Günümüz batı gençliği tam bir hürriyet ve kimlik buhranıyla yaşamaktadır. Ne yapacağını bilmeden, nereye ait olduğunu anlamadan, hedefsizce kendisini büyük bir boşluğun içinde görmektedir , sürekli kendisi için hazırlanan ütopya ve fıtratındaki hayat arasında gidip gelmektedir. Bu nedenle doğu mistizmine yönelen birçok arkadaşım var bilirim.
*
Sormadan olmaz kendimize '' Çocukken bile en sevdiğimiz oyuncaklar hep elimizde kırılmazmıydı?''
*
Kimbilir belki tasvir hatasıydı bu aşk , belkide nihavent makamında bir nakarattı sadece...
*
Düğünlerde zorla halaya kaldırmak yasaklanacak! Tüm köylere trafik lambası konulacak! El elin eşeğini türkü çağırarak aramayacak!
*
Mahalleler arası 3 tekerlekli bisiklet yarışları düzenlemek, uçurtma yapma konusunu ticaret konusu haline getirmek misket oyununda belli bir felsefe oluşturmak ve herkesi yutmak, zillere basıp kaçamamak. Aklına her geldiğinde içinde bir burukluk yüzünde kocaman bir gülümseme oluşturan anılardır ÇOCUK OLMAK…
*
Bir parktaki iki kör dilenciden bahsederler. Beş on metre oturup iki kör dilenci. Birisi ellerini açıp, köre yardım edin,köre yardım edin,diye seslenir, diğeri boynuna bir yazı asmıştır: ‘’Bahar ne kadar güzel ama ben körüm.’’ İnsanlar birinci dilencinin önünden yüzüne bile bakmadan geçerken, diğerine avuç avuç para verirler. İstemeyi bilmek çetin mesele…
*
Vefa nedir? Kime vefalı denir? Yoksa sadece bir semt adımı?
Tüm ideolojik aygıtlarıyla, bu tabloyu kendi renklerine boyamaya çalışan emperyalist iktidarlar, bir taraftan işçi sınıfının mücadele tarihi ve geldiği nokta adına kara tablolar çizerken, onların tanımıyla içinde bulunulan global çağ ve yeni dünya düzeni ise toz pembe çizgilerle boyanarak sunuluyor bize. Peki, durum gerçekten de böyle mi? Ne yazık ki durum böyle…
*
Gurbet nedir diye sorarlarsa; karnım doysa da, ruhumun aç kaldığı, kulaklarımın bildik hoş türküler aradığı, gece başımı koyduğumda yastığa, sabah uyandığımda mutlu olamadığım herhangi bir yerdir, demelisin…
*
Adı Müslüman, kendisi Hıristiyan… Obama' ya karşı, Hüseyin'den de gelme bir sempati var.
*
Örneğin, ’’ haberajans yazarlarından Özden Arslan’ ın yazdıkları çok etkileyici." cümlesinde "etkileyici" sözü duygusaldır. Kanıtsız etkiler. "Bomba gibi..." sözcüğünün iması da duygusaldır.(ki bu örnek dostluğumuza vesile olmuştur)
*
Aslında şöyle bir manzarayı bekliyorum. Biraz gülmek, biraz da ironi olsun diye. Erbakan ve Demirel partilerinin başında ve 2011 seçimlerinde ortak liste ile seçime giriyorlar. Amaç AKP yi devirmek. Ve yaşları 80 ve üzeri olanların oylarına talip oluyorlar.
*
Ömür Biter Dalga Bitmez dedik...
*
Toparlanma vaktiydi, zira Pazartesi ağır misafirdir, ayakta karşılanması gerek…
*
Halkların kazanacağı belki meçhul. Ama hafızaları zehir. Yani bir halk kendine yapılan iyiliği de yapılan kötülüğü de unutmaz. Hele de o Millet en büyük tecrübelerinde acıyla sınanmışlarsa…
*
Ne diyelim? Vatanın yedirdiği ekmekle, içirdiği suyla, teneffüs ettirdiği havayla büyüttüğü niceleri var.
*
Belki de bir özenti vardır Orhan Pamuk misali ödüller almaya Sayın Uzuner’de.
NE DERSİNİZ!
*
Bu ülkenin “tam bağımsızlık” çı çocuklarıydılar…“Yaşasın Türk ve Kürt Halklarının Kardeşliği” sloganı ile ölüme gitmenin kitabıydılar…
*
En sevilen türkücüyüm diye gezersin
Kan, ölüm , tehdit diye türkü söylersin
Ne Karacaoğlan , Aşık Veysel, Mevlana bilirsin
Senin gibi türkücünün yediden yetmişini değil 777 sini…
*
Kadavradan ibaret bir gövde, imlası bozuk bir cümle, bükülen bir kelime sökülen bir alfabe Ve üstüne edilemeyecek kelime AŞK…
*
Bir dost meclisinde Türkü’lü bir gecede bir köşede eşlik ediyorum öylece inceden Türkülere. Bağlamayı çalan o güzel sesi ile o gece oradaki herkesi ben dahil alıp götürüyor. Bir sigara molası verelim arkadaşlar deyince yaklaştım yanına. Ortak bir arkadaşın sayesinde tanışıyorum kendisi ile. Daha sonra muhabbete başlıyoruz o güzel insan ile ve ben aslında o ana kadar düşünmezken böyle bir yazıyı daha oracıkta şekilleniyor Onur Kocamaz ile aramızda geçen muhabbet.
*
Bu arada bizim bir zamanlar Küçük İbo’ muz vardı. Onur(...)umuz vardı. Seniha’mı Semiha’mı diye biride vardı şimdi nerdeler gören veya bilen var mı?
*
Artık köşe yazıları da siyaset ve sermayenin emrine girdi artık iş çok zor…
*
Kirve haklısın Yara En Çok Kanarken Yakışır Acıya…
*
22 yıl içinde PKK 45 bin 722 saldırı gerçekleştirdi. Sivilleri saymıyorum. TSK 4 bin 354 evladını şehit verdi.9 bin 722’de yaralı Mehmetçik var. Peki ya polislerden; 272 şehit verdi. 1547’de yaralısı var. Evvelden beri anlamadığım bir yöntemdir zaten bu. Şunu biz çözeriz iktidara gelince, bunu biz çözeriz... Devlet adamıyım diyenlerin bencilliği bırakıp, ya da çocuk kandırma sanatını bırakıp, varsa bir bildikleri söylemeleri gerekir.
Çocuktum Kürtler in kuyruğundan bahsedilirdi
Nicedir uyruğundan bahsediliyor.
Ve kim ne söylese bu mühim mesele hakkında
Mühim kanamalar tespit ediliyor hastanın dosyasında.
Ve diyorum ki ben bazen
bu iki sevgilinin arasında
ve ikisinin eşit derecede akrabası
ilk kez bir düğünde adam hem erkek hem kız tarafı…
demiyor mu şair…
*
Nerden çıktı, neden yazdım derseniz Kral’dan çok Kralcının olduğunu gördüm de ondan…
*
Vakitlice gelen vakitsizlerin yarattığı vakti dolan dostluğa özgü; zamana kazık attığımız o yerde, yeni hayallere sevdalanacağımızı nerden bilebilirdik ki…
*
Sillesine alıştığımız yaşama yağdırırken küfürleri
, pislik bulaşan satırlar arasından seçip çıkardığım kelimelerime anlam veren bir sen kaldın Dost…
*
Yılmaz Özdil gibi yazılarımda ironiler kullanıp, en ciddi mevzularda dahi okurlarımı gülümsetebilmeliyim.
*
Türk Silahlı Kuvvetleri ve Polis Akademisinden atılan (800) sekiz yüz öğrenci; dilediği üniversiteye elemesiz giriyor!
*
12 Eylül 1980 günü…
Dönemin Amerikancılarının, Batıcılarının, bunların ajan provokatörlerinin, bir günde önünün açıldığı gündü.
*
Vesselam aşk;
Aşık olmak erkeğe yakışır. Kadına asla. Kadına yakışan sadece aşktır…
*
Kenarı dantelli mendiller, parlak kağıda sarılı şekerler, madeni bayram harçlıkları yoktu belki ama bir küçük haber vardı dostlardan, uzun süredir karşılaşmadığın, hala aynı adreste olup olmadığını bilmediğin...
*
Ben hüzne yakışan bir mevsimden ekledim sesini bu şiire.
Yazmış nice şair seni defterine ama; Ahmedim Arifim sonuçta.
Tutmadı ondan sonra fidan bile toprakta,
Celal
’in sesinden bitti yeşil çınar bahçada.
Şimdi nereye dokunsam türkü oluyor sen kokuyor.
Oysa yaşam kendi akordunda.(şehrime)
*
Bu şehrin bütün özürlerini eskilerden sonra sahiplendim.
O, mükemmel kalsın diye... .(şehrime)
*
“Mahmurdan geleni yedi dakikada serbest bırakırken, Sözde Ergenekon’dan içeri aldıklarını 18 aydır hapiste tutuyorsun... Bu mu adalet?” derse vatandaş şaşırma…
*
Vesselam aşk;
Kazandığın savaşta yitirdiğin evlat gibidir…
*
Başkalaştık işte değiştik, nihayet çıktık özümüzden genetiğimizi resmen değiştirdik. GDO'luyuz hepimiz. Artık son kalıntılarımızı da temizliyoruz aramızdan. Direnen son kuşak da gidiyor yavaş yavaş bu dünyadan.
*
Benim bu naçiz satırlarım elbet bir gün “delete” olacaktır ama Google ilelebet payidar kalacaktir.
*
Memleketi oturduğu yerden kurtarır Fakat sağlık bakanının, kültür bakanının fotoğrafını tanımaz Sağcıdır, solcudur, milliyetçidir Ama savunduğu görüşün Aslında ne olduğu ile hiç ilgilenmez. Kuran okur anlamını merak etmez.
*
Ne Denir ki...
Mağrur olma Padişahım senden büyük Allah var...
*
Bizde ki yılbaşı anlayışı ise, sokaklara çıkıp, diskolara barlara doluşup, deli gibi içmek, sarhoş olup taşkınlık yapmak, nedenini bilmedikleri halde kıpkırmızı donatılmış çarşıdan, pazardan kırmızı olan ne varsa almak, popülist bir söylem gibi gelse de öyle olmadığını bildiğimiz kapitalist sistem!
*
Acaba neler bekliyor bizi 2010'da? Bilmiyoruz ama bildiğimiz tek şey 1 Ocak 2011'de yine dolacak bu sayfa Yaşanmış ve bitmiş sayısız olayla…
*
Biz çekmişiz aşk yolunda çileyi,
Aşka düşmeyenler bilmez vesselam.
İbadettir dostun dosta selamı,
Selamı almayan bilmez vesselam…
