













Rusya’nın Gürcistan’a saldırarak Kafkasya krizini [Gürcülerin, muhtemelen en büyük destekçileri olan Amerika’ya özenerek yürüttükleri işgalci faaliyetleri bu krizi başlatmıştı] derinleştirmesi dünyanın büyük bir bölümü tarafından derhal kınamalarla karşılansa da, içlerinde Suriye ile Venezüella gibi bazı Rus hayranı devletlerin bulunduğu küçük bir kesim tarafından da desteklenmişti.
Rusya’yı Gürcistan meselesinde destekleyen devletlerin ortak noktası Amerikan düşmanlığı… Görüldüğü kadarıyla onlar, Rusya’yı, dünyayı felakete götürmekte olan büyük kudretin yerine onu durdurmayı başarabilecek yeni bir büyük kudretin geçmesini istiyorlar. Ancak görmek istemedikleri bir şey var: şu anda pek olası görünmese de, Ruslar, ABD’yi dünya siyasi sahnesinden sildikleri takdirde, onun boşluğunu doldurmakta tereddüt etmezler. 1917 ihtilalından sonra çekirdek Rusya’ya çekilen Rusların, güçlerini toplayarak yeniden Orta Asya’yı işgal ettiklerini hatırlayalım. Eşitlikçi ve adil sosyalist sistemin bölgede yaşayan Ruslar dışındaki halklar için pek de uygulanmadığını unutmayalım.
Suriye’nin Rusya ile ilgili planlarına gelirsek…
Suriye lideri Beşşar Esad’ın Rusya’ya olan yaklaşımına baktığımız zaman aslında bir planın değil de bir umudun gölgesini görürüz. Suriyeliler, ABD ve İsrail tarafından sürekli olarak tehdit altında tutuldukları için adeta bir koruyucu hamiye ihtiyaç duyuyorlar. Geçtiğimiz sene İsrail’in, Suriye’de bulunan bir tesisi söz konusu yerde nükleer araştırmalar yapıldığı gerekçesiyle kolay bir şekilde vurması ve Suriye’nin bu konuda çok etkili bir reaksiyon gösterememesi, Şam’ın savunma kabiliyetinin yetersizliğini ve sahip olduğunu gücün sınırlılığını ortaya koyuyor. Bu bağlamda denebilir ki, Suriye’nin Rusya ile yakın ilişkiler kurma çabası içinde olması güvenlik kaygısından kaynaklanıyor ve son derece anlaşılır bir şey. Bu noktada Esad’ı, ipleri eline alır almaz bir canavara dönüşeceği kesin olan Rusya’nın güdümüne girmek istiyor, diyerek suçlamak değil, onun çaresizliğini anlamaya çalışarak ülkesinin güvenliği ile ilgili çabalarını takdir etmek lazımdır.
Fakat Suriye’nin ince bir diploması ile gücünü arkasına almak istediği eski kurt Rusya, Suriye’nin kendisine neden yakınlaşmaya çalıştığının farkında ve kendisini ABD ve İsrail ile doğrudan doğruya karşı karşıya getirebilecek olan böyle bir yakınlığa şu etapta çok sıcak bakmıyor. Bu nedenle Suriyelilerin, İsrail’i vuracak menzillere sahip olan Rus-İskender füzelerinin ülkelerine konuşlandırılması ve Tartus limanının tıpkı Sovyetler Birliği döneminde olduğu gibi Ruslara tahsis edilmesi yönündeki önerilerine pek sıcak bakmıyorlar. Bu teklifleri cazip bulmamış olmaları değil sorun, Tartus’a geldikleri ve Suriye’ye füze konuşlandırdıkları takdirde İsrail ve ABD ile karşı karşıya kalacaklarını ve belki de bu karşı karşıya kalma durumunun savaşa kadar gideceğini biliyorlar ve Suriye için ABD ile savaşmayı gereksiz görüyorlar.
Evet, Rusya, ABD ve İsrail’e karşı Suriye’yi her zaman destekledi. Hatta eski Lübnan Başbakanı Hariri’nin öldürülmesi olayı ile ilgili mahkemede, Suriye’den yana oy kullandı. Fakat her ülke nihai noktada çıkarlarını düşünmek zorundadır. Bundan dolayı Rusların Suriyelileri desteklemesini güçlü bir dostluğun fedakarca sonucu olarak görmek önemli bir hatadır.
Şuna dikkat etmek lazım: Rusya ile ABD arasındaki gerilim, şu noktada sıcak bir savaşa ve küresel bir çatışmaya dönüşecek gibi değil. Zaten her iki süper güç de böyle bir şeyi istemezler. ABD’nin Afganistan, Pakistan, Irak gibi birçok yerde başı dertte ve dertlerini azaltmanın yollarını arıyor. İran’a henüz saldırılmamış olmasının da nedeni bu aslında, yoksa kendilerine güvenseler hemen bu gece saldırırlar. Rusya’ya gelince, onlar da Amerika’ya rest çekiyor gibi bir hava içine girmelerine rağmen henüz büyük savaşa hazır değiller.
Durumu şu şekilde açıklığa kavuşturmaya çalıştırırsak: Rusya ve ABD birbirlerine ve çevrelerine öfkeyle havlayan iki vahşi pitpull, ancak kendilerini bağlayan sosyal, ekonomik, stratejik, jeo-stratejik vs zincir-halatlar var. Bundan dolayı şimdilik havlamakla yetinecekler, ancak halatlar koparsa o zaman dünyanın nereye sürükleneceğini kimse tahmin edemez.
Yani…
Rusya, Suriye için savaşa, hele ABD ile bir savaşa girmez, girmeyecek… Kafkasya yangınının alevleri henüz Ortadoğu’ya ulaşacak kadar güçlü değil. Bir gün ulaşacak, ama bugün değil… Bundan dolayı Suriye’nin teklifleri Rusya tarafından kabul görmedi. Suriye’nin Rusyalı hesapları şimdilik tutmadı yani… Rusya tarafından, teklif ettiği rüşvet geri çevrilen Suriye, bundan sonra yeni diplomatik bağlantılara yönelmek durumunda. Esad’ın Avrupa diplomasisi bu noktada oldukça umut verici. Beklenen, Suriye’nin Avrupa ile olan bağlarını sıkılaştırmaya çalışması.
Ama bu da dikkat gerektiren bir faaliyet…
Yahudiler sadece Tel Aviv’de değiller çünkü…