Çelebi, konuşmasında “Atatürk'ün iradesini, şehit ruhlarının dileklerini ve
Türk milletinin vicdanını kendi sesimde toplayarak bütün dünyaya
haykırıyorum: Ben ıslah olmadım” dedi.
İşte Türk subayı Mehmet Ali Çelebi'nin
duruşmada yaptığı konuşmanın tam metni...
Sayın başkan, saygıdeğer heyet,
Mustafa
Kemal’den, onun devrimlerinden millet olarak şahsi çıkarlarımız adına
ödün vere vere Hasdal, Silivri zindanlarına çekildik. Bizi ihanete
uğrayan Atatürk devrimleri buralara attı. Hakikatin ağırlığını
yüklenemeyen geçim kapısı vatanseverliği de burada tutuyor.
İki
sene evvel TSK’nin namuslu ellerinden, birliğimden terörist olma
şüphesiyle alındım. Kuvvetli suç şüphemi oluşturan delil klasörü
incelendiğinde (252 nolu klasör) Kemalizmin terörist ideoloji ilan
edildiğini göreceksiniz. Bilinmelidir ki Atatürk Devrimlerinin nasibi
terör iddianamelerine oyuncak olmak değildir. Bunlar Mustafa Kemal’i
anlayacak kıratta olmayan hastalıklı kafaların, sefil ruhların ürünüdür.
Kurduğu devlette onun sağladığı nimetlerden yararlananlar onu
yargılamaya çalışıyor! Bina mimarı, resim ressamı yargılayabilir mi?
Şaşırmıyorum, çünkü diğer suç unsurum Nutuk’tan bu mikroplara karşı
bağışıklıyım:
“Gelecek kuşakların Türkiye’de Cumhuriyet’in ilan
edildiği gün, ona insafsızca saldıranların başında cumhuriyetçiyim
diyenlerin yer aldığını görerek asla şaşıracaklarını sanmayınız. Aksine
Türkiye’nin aydın ve cumhuriyetçi çocukları böyle cumhuriyetçi geçinmiş
olanların gerçek düşüncelerini tahlil ve tespitte hiç de karamsarlığa
düşmeyeceklerdir.”
Mustafa Kemal’e ait düşüncelerle suçlanıyorum.
Ne güzel benim suçum. Ne güzel benim davam. Zulmün hançerlerini üzerime
çekecek kadar ona bağlı isem ne mutlu bana! Dilerim kuvveli şüphem
katlanarak artar. O zaman hayatım daha da anlam kanacaktır.
Kürsüye
ulaşabilmem 2 senemi çaldı. Yüreğimdeki yurt sevgisi, askerlik gurur ve
şerefimle bir de 26 yaşımla oraya yürüyecek ve savunma vereceğim.
Kanun gücüyle askere diz çöktürmeye çalışanlara,
Bu
devlet, bu millet için peşinen ölüm tercihi yapmış Türk subayını iki
senede iki büklüm yapabileceğini zanneden sığ zihniyetlilere,
Tarihin şanlı sayfalarına layık Mustafa Kemal adını terör sayfalarında lekelemek isteyenlere söyleyeceklerim var!
ISLAH OLMADIM
Bu
toplantıya başkanlık eden, gözleri altında olduğumuz Ebedi Önder
Mustafa Kemal Atatürk’ün iradesini, titremeksizin bedenlerinden vazgeçen
ve şimdi kabirlerinden başlarını kaldırarak bizleri izleyen şehit
ruhlarının dileklerini, Türk milletinin vicdanını kendi sesimde
toplayarak bütün dünyaya haykırıyorum: BEN ISLAH OLMADIM!
Hiçbir güç benim vatana olan sevgim ve onun azametini ıslah edemez.
Beni hıyanetin dostu, karanlığın yoldaşı
olmama suçundan ıslah edemezsiniz! Utanmayanların yüzkarası olmaya devam edeceğim.
Uçurumlar
arasından, ölüm yollarından, topların tüfeklerin namlusundan geçerek
zihnimize, yüreğimize intikal eden Cumhuriyetin, Mustafa Kemal
devrimlerinin en kıskanç neferlerinden olma suçundan ıslah edemezsiniz!
Ne
sandılar Türk subayını? Ben insanlık tarihi boyunca evladı olduğu Türk
milletinin boynuna esaret zinciri geçirtmeyen Türk Ordusu’nun subayıyım.
Bunları suç kabul edenlerin müebbet okları karşısında ürküp
çekilmiyorum. Esaret zincirini gururla bedenime sarıyorum. Görevimi şevk
ve ümitle yüklenip onları istekle karşıma alıyorum.
İnancım odur
ki Mustafa Kemal düşüncesinin takipçisi olmak, Türk milletinin ortak
suçudur, hiç değilse namuslu kalan omurgasız olmayanların ortak suçudur
bu. Türk milletinin her bireyi potansiyel suçludur.
Suç sayılan
eyleme katılmam tam bir inanç ve bilinçledir. Bu uğurda taşıyacağım
prangalardan, mahkûm edileceğim en ağır cezalardan şeref duyarım. Ama
zindandan çıkacağımız gün bizi yeniden mahkûm etmeniz gerekecektir.
Çünkü biz o gün de bugün olduğumuz kadar suçlu olacağız.
Savunma
verdiğimde birtakım ülser kuyusu, ısmarlama basının pis nefesinde
lekelenmiş önyargılı hafızalar; Adaletin sarsılmaz takipçileri, Mustafa
Kemal’e dost vicdanlar; İki sene rehin alınmış bir muvazzaf subayın,
KUVVETLİ SUÇ ŞÜPHESİ’ni görmek üzere,
En azından böyle bir kara lekeye inanırlarsa yüzüme tükürmek üzere burada olmalılar.
Şairin dediği gibi:
Bir şey varsa
Bir şey vardır
Bir şey yoksa
Çok şey vardır
Özdemir ASAF
Vatanıma ihanetten yargılanıyorum. Bir şüphe kırıntısı dahi akıllarda yer ederse eğer, milletimden talebimdir:
Çıkarın o şanlı üniformamı üzerimden.
Yeter olsun! Mübarek vatan havasını ciğerlerime sokmayın.
Lekelenmişse eğer topraklara sürtün alnımı.
Daha fazla değdirmeyin vatan topraklarına ayaklarımı.
Dağ
doruklarına bırakın bu bedeni; kuşlar etimi çeke çeke parçalasınlar
beni. Bütün varlığımı ovalara saçsınlar ki ibret olsun âleme…
Aklın
almayacağı iftira ve isnatlarla bu tezgâhı kuranlar beni iki sene
zindanda tutmakla başarılı olmuşlardır. Ancak ben onların bu küçük
zaferine izin verecek kadar güçlüyüm. Bugün beni burada tutarak başları
göğe erenler, yarın adaletin saf ışığı karşısında başlarını yerden
kaldıramayacaklar olacaktır.
Zaman ve hadiseler her türlü
hakikati ispat eder, fakat bazen böyle helak eden darbeler indirerek.
Aldatmacaların son bulacağı ve kötülüklerin yenileceği gün gelecektir.
Varsın o gün benim zindanımın üzerine doğsun, ne önemi var? O mutlu gün 2
yıldır bulunduğum, zulmün tesis ettiği sabit ikametgâhım! Hasdal’da
beni bulacaktır.
O zaman zulüm adaletin buyruğuna girecek, tarih
hakikati yine göndere çekecek, o sancak yine dalgalanacak ve dosta
düşmana o ulvi düşünceyi haykıracaktır: “HARBİYELİ ALDANMAZ!”
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR