













Apar topar sporda şiddet yasasını meclisten el kaldırarak geçirenler bugün siyasi arenada ağızlarının ayarını kaçırarak saygısızca birbirlerine sataşıyorlar. İktidarların eğitemediği, öğretemediği ve estetik bir yaşam kültürü katamadığı kitleler, siyasi arenada argodan, ahlaksızlıktan, dilin şiddetinden hoşlanıyor diye vere ağızlarını bozuyorlar. Siyasi atışmaların şiddeti altında yerlerde sürünen politik kültürümüzün erbapları, biçimlendirdiği kitlelerin nasıl da olağan bir sonucu. Toplumsal hayatın şiddet üreten bütün kanallarıyla beslenen yığınlar elbette ortaya yine şiddet çıkaracaktır. Önlerinde model olacak eğitim sistemi, sevgi, hoşgörü, anlayış kültürü ve sosyal, kültürel, sanatsal olanaklar olmayınca kitle açtığınız kulvarlardan ilerleyecektir, kimse şikâyet etmesin…
Durum böyle olunca çıkarılan sporda şiddet yasası neye yarayacak. Medyada program yapanlar saygıdan en küçük nasibini almadan birbirine girerken, politik arenadaki olumsuz üslup miting alanlarını kirletirken, televizyonlar dizilerle, popüler kültürünü yığınlara alıklaştırırcasına dayatırken spor yapan ve onu seyredenlerin şiddete yönelmeme ihtimalleri var mıdır?...
Güya bu şiddet önlensin diye spor yasası falan çıkarılmış. Öncelikle bu yasa yapıcıları aynayı kendine çevirip şiddetin neresindeyim diye sorsunlar. İnsanların insanca bir eğitimden geçemediği, ekonomik, sosyal ve kültürel olanakların sunulmadığı ve vatandaşlarına spor yapma davranışının kazandırılmadığı bir ülkede şiddeti de ancak zavallı şiddet güçlerinizle, insanlık dışı ceza mekanizmalarınızla önlemeye çalışırsınız.
FUTBOL YAZMAK VE KONUŞMAK
Ağzı olanın spor konuşup, konuşanın spor yazdığı spor ortamımızda yazma direncinin kültürel ve sosyal birikimleri yazının altyapısını ne kadar oluşturuyor? Yazar neyle besleniyor? Evrensel kültürden ne kadar nasiplenmiş? Veya hiç de öyle bir kaygısı yok mu?
Herhalde en kolay yazın alanı spor olsa gerek. Spordan ziyade futbol yazan ulusal aydınlarımızın nitelik kapasiteleri, program yapan sosyal sorumlu uzmanlarımız, maç yorumlayan engin futbol bilicileri ne okuyor, ne kadar okuyor ve nasıl düşünüyorlar? Sorularla bir alakaları var mı? Egoist ve saygısız bilinç hallerini hangi duygularla besliyorlar? Canlı yayında kitlenin önünde kavga etme gücü bulan, hatta program kapatacak denli ağzı bozulan futbol adamlarının ve o kategorideki futbol simsarlarının ülke sporuna önemli katkıları olduğu sanırım biliniyordur.
O sığ kültürle yapılan spor yorumları, futbolumuzu baltalayan asıl konular. Şiddeti teşvik eden nirengi noktaları. Umarız meclise girecek spor adamlarımız, o erkek egemen kabadayı kültürüyle beslenen politik ortamda yüce meclisimize hemen uyum sağlamazlar…
FENERBAHÇE GEÇEN YIL NEDEN ŞAMPİYON OLAMADI?
1-Türkiye liginde Avrupa kültürü almış sistem futbolu oynatmayı hedefleyen teknik adamla çalıştığı için.
2- Anadolu ateşinin yangını ivme kazanırken fizik güce dayalı katı savunma futbolu felsefesini anlamakta geç kalındığı ve bu kilidi çözecek anahtar bulunamadığı için.
3- Anadolu ve Akdeniz ruhumuzda Türkiye’ye özgü yerel bir popüler kültür algılamamız nedeniyle donanımı güçlü yerel antrenörlere ihtiyacımız olduğundan.
4-Parayla her şeyi yapabileceğimize olan zavallı inancımız nedeniyle.
5-Futbolun performans kültürünü anlayıp analiz etmiş ve ekip çalışması ruhunu örgütleyemedikleri için.
6- Adınız Fenerbahçe olduğundan ve yıllardır sergilediğiniz egoist ve saygısızlık içeren üslupla sürekli rakiplerinizi motive ettiğiniz için.
FENERBAHÇE BU YIL NEDEN ŞAMPİYON OLACAK?
BİR ve TEK MADDE: Yukarıdaki altı maddenin bir kaçında anlamlı dönüşüm sergilediklerinden…
