Mustafa Alican
alicanmustafa@gmail.com
Söz Ustasının Muhteşem Dönüşü
28 Eylül 2008 Pazar 00:12
Nobel ödüllü ilk ve tek Türk yazarı Orhan Pamuk’un
Masumiyet Müzesi adlı romanı, bir yıllık bir gecikmenin ardından nihayet yayınlandı. Yazarın, yazarlık kariyeri boyunca kaleme almış olduğu diğer romanlardan farklı olarak bütünüyle
aşk’a odaklanan
Masumiyet Müzesi, üslup açısından da Pamuk’un hayranlarını hayal kırıklığına uğratmıyor ve
klasik Orhan Pamuk üslubuna hayran olanların beklentilerini fazlasıyla karşılıyor.
Masumiyet Müzesi
Orhan Pamuk, hikâyesine, emekli bir büyük elçinin güzel kızı Sibel ile nişanlanmanın arifesindeki zengin bir işadamı olan Kemal Bey’in, sevgilisine hediye olarak pahalı bir çanta almak için girdiği Nişantaşı’nın görkemli butiklerinden Şanzelize’de, uzaktan akrabaları olan yoksul bir ailenin on sekiz yaşındaki güzel kızı Füsun ile karşılaşmasını anlatarak başlıyor.
1975 yılında başlayarak 2000’li yıllara kadar uzanan hikâyesine, Kemal Bey ile Füsun arasında gelişen ve zengin işadamının Hilton Oteli’ndeki gösterişli nişan törenine kadar devam eden cinsellik temelli tutkulu ilişkilerini tasvir ederek devam ediyor.
Okuyucu, daha sonra Füsun’un ailesi ile birlikte ortadan kayboluşunu, Kemal Bey’in Füsun ile ilgili duygularının yürek yaralayıcı bir feryada, yıkıcı bir aşka dönüşmesini, Kemal Bey’in çevresinden tamamıyla koparak nişanlısından ayrılışını, yıllar sonra 23 yaşındaki genç bir sinemacı olan Feridun ile evlenmiş olan Füsun’u buluşunu ve sekiz yıl boyunca, sevdiği kadını görebilmek ve ona yakın olmak için sürekli Füsunlara akşam yemeklerine gidişini okuyor Masumiyet Müzesi’nin ilerleyen sayfalarında. Kemal Bey’in Füsun ve ailesi ile uzun yıllar devam eden tuhaf ilişkisine, yazlık açık hava sinemalarına, hüzünlü Türk filmlerine,
Meltem isimli ilk Türk gazozuna, 56 model Chevrolet’ye, Füsun’un babası Tarık Bey’in ölümüne, mutluluklara, mutsuzluklara, aşka, cinselliğe, kedere, öfkeye, çaresizliğe ve en sonunda da Füsun’un kocası Feridun’dan ayrılarak Kemal Bey ile evlenme kararı almasına şahit oluyor.
Kitap, okuyucuya aşıladığı beklentinin aksine ayrılıkla sonuçlanıyor. 56 Chevrolet ile Avrupa gezisine çıkan yeni çiftin görüntüsü, umutsuzluğa kapılan Füsun’un, otomobili bir ağaca çarpmasıyla kararıyor.
Aydınlanan ekranda parçalanmış Chevrolet’yi, Füsun’un cesedini ve Kemal Bey’in tedavi gördüğü hastane odasını görüyoruz. Sonra sevdiği kadının, yıllardır biriktirmekte olduğu eşyalarını bir müzede sergileme fikrine kapılıyor Kemal Bey, Füsunların Çukurcuma’daki evlerini satın alarak yıllardır akşam yemeklerine gelerek saatlerce televizyon izlediği bu kederli evi bir müzeye, aşkının mabedine çeviriyor. Füsun’un sarı renkli ayakkabılarında içtiği sigaraların izmaritlerine kadar ona ait ne varsa bu müzede sergiliyor. Bu arada da müzesinin katalogu mahiyetinde olması açısından
ünlü yazarımız Orhan Pamuk’a müzenin hikâyesini,
Masumiyet Müzesi’ni yazdırıyor.
Kurgu ile Gerçeğin Flörtü
Oğuz Atay’ın Türkiye’deki öncüsü olarak kabul edildiği postmodern romancılığın günümüzdeki en önemli temsilcilerinden biri olan Orhan Pamuk, daha önceki romanlarından da görüldüğü gibi, kurgu ile gerçek olanı inandırıcı bir şekilde harmanlayarak birbirinden ayrılamaz hale getiriyor. Öyle ki, bir süre sonra Pamuk’un kahramanlarının gerçekten var olduklarına inanmaya başlıyor okuyucu.
Kemal Bey ile Sibel’in Hilton’daki görkemli nişan töreninde
Kara Kitap’ın temel karakterlerinden biri olan ünlü köşe yazarı
Celâl Sâlik ile karşılaşmak bu yüzden heyecanlandırıyor okuyucuyu; Pamuk’un ilk ve tek siyasi romanım dediği
Kar’ın başkişisi
Ka’nın ismine
Masumiyet Müzesi’nin satırlarında rastlamak ve
Sessiz Ev’in kahramanlarından biri olan
şişman tarihçi Faruk Darvinoğlu’nun
Beyaz Kale’ye yazdığı önsözü okumak, sözünü ettiğim bu gerçeklik duygusunu iyice somutlaştırıyor.
Ünlü yazarımızın, romanında Kemal Bey ile Orhan Pamuk arasındaki anlaşma ile ilişkiden büyük bir ciddiyetle söz etmesi, sayfalardan birine Masumiyet Müzesi’ne giriş bileti koyması [elinde bu kitap ve biletle gelenler bir defalığına müzemizi ücretsiz olarak görebilirler], verdiği röportajlarda böyle bir müzenin gerçekten var olduğunu, Çukurcuma’da satın almış olduğu bir evi müzeye çevirerek kahramanlarının kullandıkları eşyaları buralarda sergileyeceğini belirtmesi ve
Kemal Bey ile Füsun’a zarar verebileceği endişesiyle siyasi demeçler vermekten sakınması da Orhan Pamuk’un yarattığı gerçekçi kurgusalın temel karakteristiğini oluşturuyor.
Pamuk’un Rötarlı da Olsa Muhteşem Olan Dönüşü
Orhan Pamuk 2002 yılında, hikâyesi serhat şehrimiz Kars’ta geçen
Kar adlı romanını yayınlamış, kısa bir süre sonra piyasaya sürdüğü
İstanbul, Hatıralar ve Şehir isimli anılarından sonra sessizliğe bürünmüştü. Aradan geçen altı yıllık süre zarfından kendisi ile yapılan röportajlarda bir sonraki kitabının ismini ve yayınlanma tarihini verse de [2007’nin sonbahar aylarını “Masumiyet Müzesi”’nin yayınlanmasını beklemekle geçirdiğimi söylemeliyim] sanırım bazı siyasi demeçlerinden dolayı hakkında açılan davalar, mahkemeler ve kendisi ile meşgul olan gündem ile meşguliyeti heyecanla beklenen bu romanının yayınlanmasını bir süre geciktirdi.
Sonunda kitap yayınlandı ve özlemle bekleyen Orhan Pamuk hayranları kitapçılara koştular. 29 Ağustos’ta piyasaya sürülen “Masumiyet Müzesi”’in yüz bin adet olan ilk baskısının tükendiği, eserin ikinci baskıya gireceği konuşuluyor. Pamuk’un, ilk romanı olan
Cevdet Bey ve Oğulları’ndan sonra en çok sayfaya sahip olan yeni romanının, 30 ülkede bulunan çeşitli yayıncılarla çeviri-telif hakları anlaşmaları yapılmış bile. Almanya’da yayınlanacak olan ilk “Masumiyet Müzesi” çevirisi Eylül’ün ortasında yayınlanıyor.
Orhan Pamuk’un, yeni kitabının nitelikleri, sayfa sayısı ya da çok satması gibi konuların ötesinde, dünya edebiyat tarihinde belki de ilk defa görülmüş olan bir projeyle, roman kahramanlarının kullandıkları eşyaların ve soluklandıkları evrenin sergileneceği Masumiyet Müzesi projesi ile ortaya çıkmış olması, onun dönüşünü muhteşem kılan en önemli faktör. Olağanüstü fikir, mükemmel bir yarı-gerçek kurgu ve okuyucuya, romanın gerçekten yaşanmış olduğuna kelimenin tam anlamıyla ikna edecek bir kanıtlar kümesi, romanın müzesi.
Ne diyelim, teşekkürler sevgili Orhan Pamuk…
Masumiyet Müzesi’nin açılışını sabırla bekleyeceğiz.
Umarım bir sonraki romanınız için altı yıl beklemek zorunda kalmayız.
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...