Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Mehmet Bedri Gültekin
mbgultekin@haberajans.com
Sorumluluğa davet
21 Ocak 2009 Çarşamba 18:09

Ergenekon iddianamesinin 653. sayfasında; Türkiye’nin Genelkurmay Başkanı’nın, Kara Kuvvetleri Komutanı’na suikast düzenlediği yazılıyor. Suikastı düzenleyen Hüseyin Kıvrıkoğlu, suikast düzenlenen ise Hilmi Özkök.

            Aynı paragrafta, Türkiye’nin iki Genelkurmay Başkanının, 60 milyon dolar rüşvet alıp paylaştıkları yalanı da yer alıyor. Burada suçlananlar ise Genelkurmay Başkanlarımız Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu ile Org. Yaşar Büyükanıt.

            Bir savcı bu tür suçlamalarda bulunuyorsa ve üstelik bu suçlamalarını iddianame sayfalarına almışsa, normal olarak adı geçen kişilerin sanık olması gerekir.

            Ama adı geçen değerli komutanlar Ergenekon davasının sanıkları değiller. Suçla veya suçlananlarla bir ilgileri yok. Ama iddianamede çok ağır suçların failleri olarak yazılabilmişler.

            Buradaki amacın, kurum olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinin yıpratılması olduğu anlaşılmaktadır.

            Açıkça suç işlenmiştir. Dünyanın her ülkesinde ve Türkiye’de, ancak düşman ülkeler tarafından yürütülebilecek bu tür psikolojik savaş faaliyetlerinin cezai yaptırımı vardır.

            Şimdiye kadar ki gelişmelere bakacak olursak Türkiye’de bu suçun cezası yok.

            Öte yandan üzerinde konuşulması bile gereksiz olan bir gerçektir ki, ülkeler kendilerini savunmak için Silahlı Kuvvetler oluştururlar. Ordunun uğradığı saldırılara karşı durmak, Vatan savunmasının bir parçasıdır.

            Ordusunu savunamayan, Vatanını savunamaz.

            Türk Ordusu’na yönelik saldırı ve Psikolojik Savaş, Ergenekon davasının savcıları Zekeriya Öz, Nihat Taşkın ve Mehmet Ali Pekgüzel tarafından yürütülmektedir.

 

HEDEF TSK

            Her sayfasının altında adı geçen Savcıların imzasının bulunduğu Ergenekon iddianamesi, baştan sona kadar Türk Silahlı Kuvvetleri’ni ve Komutanlarımızı hedef almakta, Ergenekon’un kurucularının ve önemli yöneticilerinin asker olduğunu söylemektedir. (s. 117)

            İddianame sayfa 121’de; patlayıcılar, suikast silahları ve el bombalarının TSK’den elde edildiği yazılmaktadır.

TSK ile ilgili suçlamalardan diğer bazıları ise şunlardır:

            Genelkurmay, Abdullah Öcalan’ın şartlarını kabul etti ve bunlar aynen uygulandı. (s.278 – 279)

            Genelkurmay, PKK’ya 6 bin silah verdi. (s. 297)

            Komutanlardan bir grup, PKK’ya silah sattı. PKK ile birlikte uyuşturucu trafiğini yürüttü. (s.283)

            Org. İlker Başbuğ’un da katıldığı, ATO’daki ‘Devrim Yasaları’nın 80. yılı’ Panelinde yeni bir oluşumun kurulduğu duyuruldu. (İddianame s.1488)

            Bütün bu iddiaların dayandığı herhangi bir kanıt yoktur. Dolaysıyla Ergenekon İddianamesi, gerçekte Türk Silahlı Kuvvetlerini, İşçi Partisi’ni ve tüm yurtseverleri hedef alan bir “iftiranamedir”.

            Cumhuriyet Savcılarının “iftiraname” yazmak gibi ayrıcalıkları olamaz.

 

HAKİMLER SAVCILAR YÜKSEK KURULU’NA BAŞVURU

            Bu noktada kritik soru şudur:

            İddianame yerine iftiraname yazan bir Savcı, Savcılık görevine devam edebilir mi?

            Kanıtsız iddialar ve yalanlarla TSK’nın değerli komutanlarını ve TSK’ne saldıranlara uygulanacak bir kanun maddesi bu ülkede yok mudur?

            İşçi Partisi daha önce tam beş kez, kanunsuz faaliyetlerinden dolayı Zekeriya Öz hakkında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na başvurdu.

            HSYK’nın, Zekeriya Öz hakkında herhangi bir işlem yapmasını Adalet Bakanı önledi.

            İşçi Partisi şimdi bir kez daha, bu son derece önemli konuyu tüm Türkiye’nin dikkatine sundu. Aydınlık Dergisi konuyu kapak yaptı.

İşçi Partisi en kısa zamanda Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na Zekeriya Öz’ü ve diğer Ergenekon savcılarını bir kez daha şikayet etti.

Cumhuriyetin Savcıları, hiçbir kanıt göstermeden Türk Silahlı Kuvvetlerine ve onun değerli komutanlarına saldıramaz.

            Saldırırsa Cumhuriyet Savcılığı görevinde kalamaz. Kalmamanın ötesinde bu suçtur ve cezai yaptırımı vardır.

            Hiçbir suç cezasız kalamaz. Hiç kimsenin suç işleme ayrıcalığı olamaz.

 

TSK’NI SAVUNMAK VATAN SAVUNMASININ BİR PARÇASIDIR

            Ergenekon savcıları bu ülkenin Genelkurmay Başkanını suikast yapmakla, 60 milyon doları kendi aralarında bölüşmekle, TSK’nın komutanlarını PKK’ya silah vermekle, PKK ile birlikte uyuşturucu işi yapmakla suçluyorlar.

            Bütün bu pervasızlıklara karşı İşçi Partisi dışında, sorumlu durumdaki kurum ve kişilerin yapacağı bir şey yok mudur?

            Bütün bu saldırıların hedefi olan TSK’nın, yasal haklarını kullanarak savcı Öz hakkında gerekli yasal girişimlerde bulunması gerekir. Ordunun, psikolojik savaşa karşı kanunların kendisine verdiği yetkiye dayanarak kendini savunması, vatan savunması görevinin bir parçasıdır.

            Örneğin, bu ağır saldırılara karşı, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’ndan duruma müdahale etmesini istemek, TSK’nın yasal görevidir ve sorumluluğunun gereğidir.

            Başta CHP olmak üzere siyasi Partilerimizin de HSYK’ya başvurarak Türk Ordusu’na yönelik bu saldırıya tavır alması gerekir.

                                                                                                        
Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...
Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR