Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Tekin Erdoğan
teerdmavikalem@hotmail.com
Size Kalan...
10 Aralık 2009 Perşembe 17:16

             Bugün değinmek istediğim konu, bağamlılık. Öncelikle bağımlılığı tanımlama gereği duyuyorum. Bağımlılık;doğal ihtiyaçları, yönelimleri ve içgüdüsel gereksinimleri karşılamayan, dışında kalan, kontrol edemediğimiz ve yapıp yapmamak konusunda kendimizi denetleyemediğimiz her yönelim bağamlılıktır, daha da özetlemek gerekirse kontrol edemediğimiz ikincil olguların tümüdür.

             Birçok bağamlılık türü vardır ve genelde en önce akla gelen, en kolay gözlemlenebilen madde bağımlılıklarıdır. Fakat bağamlılıklar bunun dışında ve çok güçlü bir merkezde hayat bulurlar. Bu bütün ruhsal durumları gerçeğe dönüştüren hipotalamus ve emirerleri, görevlileri olan peptitlerdir. Hipotalamus her ruhsal durum ve bağımlılıkların doyumu gibi durumları, akla gelebilecek bütün yaşantıları ürettiği peptiler ve kombinasyonlarıyla bize yaşatır. Esas olan bağımlılıklarımız maddesel olmayan ikincil bağamlılıklarımızdır ve birçok türevi vardır; sosyal, inançsal, davranışsal, cinsel, zihinsel bağamlılıklarımızla biz kendimizi oluşturur ve tanımlarız.

               Bizler bin yıllar süren biyolojik ve sosyal olarak sürekli gelişip evrilirken özellikle sosyal gelişim hızımızın yüksekliği ve getirdiği nimetleri farklı yorumlar yaparak asıl amaçları dışında kullanmaya başladık ardından bu davranışlar bizde bağımlılıkların temellerini attı. Gelişim aşamamız artıkça daha karmaşık bir örüntüsel hayata sahip olmamız bizim bağamlılıklarımızı da, mücadelesi ve hatta tanımı bile daha zor hale getirdi.

               Yaşadığımız bütün ruhsal durumların, kimyasal yansımalarıdır, gerçek olmasını sağlayan, biraz önce belirttiğim gibi, bunu hipotalamus ürettiği peptitlerle yapar ve biz aslında her durumu ,yaşantıyı bu sayede yaşarız. Aşkın, öfkenin, sevginin, kırgınlığın, nefretin, heyecanın... hepsinin kimyasl bir kombinasyonu vardır.

                Peki bağamlılıklarımız bize neler yapar ve ne hale getirir? Bunu uzun uzadıya açıklamayacağım. Sigara her yıl kaç insanı öldürüyor? Aşkına karşılık alamayan kaç insan aşık olduğu kişiye ya da kendisine zarar veriyor , yılda. Cüzdanızızda kaç kredi kartı var ve kaç lira ödediniz bu kartlara bugüne kadar ,faiz olarak? Her gün kaç saat televizyon izliyorsunuz? Marka imtiyazına sahip misiniz, en basidi ayakkabı, telefeon ve kıyafet markalarınız ve marka giymediğinizde nasıl hissettiğiniz? Daha uzayıp gider bu liste, insanlarla ve kendinizle ilişkiniz bağamlılıklarınızca zaptedilir ve kontrol onlardadır, siz bir süre sonra bağamlılıklarınıza dönüşürşünüz. Ve illa ki sistem sizi daha bağımlı hale getirmeye çabalar ve bunu başarıp başaramadığına varın siz karar verin...

Eğer gerçekleri farkedebildiyseniz bu aşamadan sonra kimseyi suçlayamazsınız çünkü aklınız bir bağamlılığını sonlandırmış bulunuyor bu farkedişle ve gerisi size kalmış...

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
can akdoğan
Yorum bize kalan
sayın erdoğan güzel bir konuya değinmişsiniz.elinize sağlık.hoş güzel bunları yazarken kimyasal ve biyolojik değişimlerin ve bir takım hormonların nöronları haerkete geçirerek bu olayların vuk-u aldığını söyledınız.bende bunlara ilaveten işin aslı id-ego- süper ego üçlemesinin bilinç ve bilinç altı durumlarınıda harekete geçirmesi üzerine kişinin tatmim olma dürtüsü ile bunları yaptığını söyleyebiliriz.iyi akşamlar sayın erdoğan..
10 Aralık 2009 Perşembe 21:25
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR