













Ortadoğu bölgesi tarih boyunca kan ve gözyaşının eksik olmadığı bir yer olmuştur. İstilâlar ve işgaller hiçbir zaman eksik olmamıştır bu bölgeden… İşgalciler tarafından yerli halk acımasızca yok edilmeye çalışılmış, bazı yerlerde var olma hakları bile yok sayılmıştır.
Ortadoğu’da var olma hakları yok sayılan en önemli unsur Filistinliler, Ortadoğu’nun tarih boyunca gördüğü en pişkin ve acımasız işgalci ise İsrail’dir. İsrail’in, I. Dünya Savaşı’nın ardından dünya egemenleri tarafından bölgede bir devlet olarak ortaya çıkmasına izin verdikleri günden beri sürdürdüğü katliâmlar, insanlık dışı cinâyetler ve ürkütücü politikalar, bölgenin mâkus talihinde yeni ve eskisinden çok daha kanlı bir sayfa açmıştır.
1920 ile 1948 yılları arasında bölgede insanlık dışı katliâmlar gerçekleştiren ve İsrail’in kurulmasına zemin hazırlamak için kanlı terör eylemlerine imza atan Haganah isimli terör örgütü ile başlayan Siyonist Yahudi terörizmi, 1948 yılında İsrail devletinin kurulmasından sonra da sürdürülmüştür. İngiliz manda yönetimi tarafından Haganah terör örgütü olarak görülüp yasadışı ilan edilse de, BM’den 1947’deki Filistin Bölüşüm Planı’ndan sonra resmi bir nitelik kazanarak, 31 Mayıs 1948’den itibaren, İsrail devletinin ulusal ordusuna dönüştürülmüştür.
MOSSAD: Resmi Terör Aygıtı
İsrail’in organize terörizminin tek örneği Haganah değildir. 18 Eylül 1947’de, yani Haganah’ın İsrail ordusuna dönüşmesinden kısa bir süre önce kurulan MOSSAD (İstihbarat ve Özel Operasyonlar Enstitüsü) da, Siyonist Yahudi hareketinin benimsemiş olduğu kanlı terör ideolojisini sürdürmüş olan Siyonist bir örgütlenmedir.
Genel anlamda dış istihbarat görevi yapmakta olduğu söylenen MOSSAD’ın en bilinen operasyonu, 1972 Münih Olimpiyatları sonrasında gerçekleştirilen kanlı operasyondur. İsrailli atletlerin Filistinli eylemciler tarafından rehin alındıktan sonra öldürülmesi üzerine devreye giren MOSSAD, atletlerin öldürülmelerinden sorumlu oldukları söylenen eylemcilerin peşine düşerek, çeşitli suikastlar ile onları öldürmüştür.
Dünyanın en güçlü istihbarat servisi olduğuna inanılan MOSSAD’ın, savaş dönemlerinde sayısı 32 bine çıkan 16 bin hücre evi vardır. Dünyanın her köşesinde dükkân açan örgüt ajanlarının 35 bin civarında olduğu düşünülmektedir. Birçok fâil-i mechûl cinâyete imzâ atmış olan MOSSAD, hâlen sözünü ettiğimiz güçlü pozisyonunu sürdürmektedir.
Bir MOSSAD Başkanı: Efraim Halevy
Efraim Halevy, 1961 yılında bünyesinde katıldığı MOSSAD’da önemli görevler üstlenmiş, başkan yardımcılığı ve sonunda da başkanlığa yükselmiştir. 1998-2002 yılları arasında kurumun başkanlığını yürüten Halevy, emekli olduktan sonra anılarını anlattığı bir kitap kaleme almış, söz konusu kitap, Türkçeye, Bir MOSSAD Tarihi, Karanlıktaki Adam, Öcalan’ı Türkiye’ye MOSSAD mı Teslim Etti? Başlığı ile çevrilmiştir.
Halevy’nin kitabı, 1990-2003 yılları arasındaki Ortadoğu tarihine odaklanmaktadır. Kitabın söz konusu döneme ışık tutup tutmadığına okuyucular karar versin, ancak çalışmada, herhangi bir MOSSAD operasyona değinilmemiş olması kitabın ne kadar da değerli olduğunun en önemli göstergesidir. Sürekli Filistinli teröristlerden ve Arafat’ın kötü yönetiminden, terörle olan yakınlığından, zaaflarından, kendi çıkarlarına düşünen bir bencil olmaktan öte pek bir şey olmamasından vs. söz edip duran Halevy, kendisinin ne kadar da barışsever olduğundan, İsrail-Lübnan ve İsrail-Filistin arasındaki barış görüşmelerindeki olumlu ve iyi niyetli rolünden söz etmeyi de ihmâl etmemektedir. Yapıcı yaklaşımlarından ve Arap liderlerle olan olumlu ilişkilerinden ve birçok yanlışa engel oluşundan gururla söz etmekte, teröre karşı sürdürülen küresel savaşta devletinin ve kurumunun yeri doldurulamaz etkisini anlamamızı beklemektedir. Gerçi yazar, bizim merak ettiğimiz, MOSSAD’ın düzenlediği suikastlar, suikast metotları ve yetenekli ajanların etkileyici gösterileri gibi konularda pek bilgi vermemektedir, ancak hakkını da yemeyelim, başkanlığını yapmış olduğu servisin yapmış olduğu insanlığa yararlı işleri öğrenmemiz konusunda da oldukça cömert davranmaktadır.
Halevy’nin Anıları ve Teorik İstihbarat
MOSSAD Eski Başkanı Efraim Halevy’nin anıları, üst düzey bir bürokratın deneyimlerini okuyucu ile paylaştığı bir metinden ziyâde, istihbarat faâliyetinin teorik boyutu konusunda, alanım olmadığı için bilmiyorum, belki de değerli bir çalışmadır. Ancak kitabın Türkçe çevirinin arka kapağında bulunan ve İngiltere Eski Savunma Bakanı Orgeneral Charles Guthrie’nin söylediği ifade edilen, “ Bu kitabı okumadan Ortadoğu ve dünyada ne olup bittiğini tam olarak anlayamazsınız,” şeklindeki özlü sözün, tıpkı kitabın ön kapağına eklenen “ Öcalan’ı Türkiye’ye MOSSAD mı Teslim Etti?” soru cümlesi gibi, reklâm kokan bir hareket olduğunu ve kitabın satışına yönelik bir strateji olduğunu düşünüyorum.
MOSSAD gibi bir kuruluşun başkanlığını yapan, muhtemelen yüzlerce operasyon emri veren ve belki de binlerce ajan raporu okuyan Halevy’den daha iyisini beklemek herkesin hakkı… Sonuçta tam bir kapalı kutu olan söz konusu istihbarat servisi ile ilgili bilgi edinmek için herkesin içini güçlü bir merak duygusu kemiriyor. Bundan dolayı da şahsım adına ben, Halevy’nin anılarından, istihbarat ve strateji ile ilgili paradigmal cevherlerden ziyâde, tarihsel bilgiler elde edebilmek isterdim.
Peki, tüm bunlardan sonra bu kitabın değeri nedir? Okunması gerekmekte midir, yoksa okunmasının bir anlamı yok mudur? Bu soruların cevapları, okuyucunun ne aradığına bağlı olarak değişir. Bundan dolayı, ben yorum yapmayacağım. Ancak benim düşünceme göre, okunmasının bir anlamı olmayan kitap yoktur. Her kitabı okumanın bir anlamı vardır ve Halevy’nin anılarının da bu açıdan anlamı, İsrailli bir üst düzey bürokratın, Ortadoğu bölgesindeki sorunları tamamen kendi demokratik ülkesinin dışında “teröristlerin” neden olduğu sorunlar olarak görmesini ve kurumu ya da devleti konusunda herhangi bir sorgulama ya da kuşku duyma düşüncesi içinde bulunmamasını açık bir şekilde yansıtması noktasında ortaya çıkmakta olup, dikkate değerdir.
Siyon Kare