













En sonunda söyleyeceğim şeyi söyleyerek başlayayım: CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın olduğu ileri sürülen kamera görüntülerini çekmek, yayınlamak, bu görüntülerden siyasal anlamda bir çıkar elde etmeye çalışmak ve yıllardır CHP’nin başında olan ve hiçbir şekilde parti liderliğinden uzaklaştırılamayan Baykal’ı bu şekilde egale etmeye çalışmak, hiçbir insanlık kriteri ile açıklanamayacak kadar insanlık dışıdır.
Siyaset, meşru rekabet çerçevesinde yapılmalıdır her zaman.
Salt siyasetçi değil, hiçbir insan evladı kamusal alanda bu şekilde rencide edilmemelidir.
Eşi, çoluğu, çocuğu ve hatta torunları olan, uzun yıllar Türkiye’nin siyasi hayatında şu ya da bu şekilde etkili olan yaşlı bir adama ise, yapılabilecek bir şey değildir bu!
Umarım, en kısa zamanda sorumlular tespit edilerek en ağır bir şekilde cezalandırılırlar.
* *
Yazılarımı takip edenler, CHP ve Deniz Baykal ile ilgili yazılarımda genel olarak eleştirel bir zeminde kalem oynattığımı bilirler.
Deniz Baykal’ın liderliğindeki CHP’nin günübirlik, günü kurtarmaya odaklı siyasal yaklaşımlarından hoşlanmam genelde…
CHP’nin her halükarda sürdürmeye devam ettiği zeminsiz muhalefetten, iktidar ile kurmuş olduğu, yalnızca iktidar ve muhalefet olma durumunda temellenen dikotomik ilişkiden, dini siyasal anlamda çıkar elde etmek için bir araç gibi kullanmaktan çekinmemesinden (bkz. çarşaflı vatandaşlara rozet takma olayı) ve yine isminde halk kelimesi olmasına rağmen halk düşmanlığının nadir örneklerini yine bizzat sergilemiş olmasından (bkz. Mersin’de çarşaf yakma olayı) hazzetmem.
Ancak…
Türkiye’nin, Atatürk tarafından kurulmuş olan en eski partisi olmasını, bozuk bir saat bile günde iki kez doğru zamanı gösterdiğine göre, uzun yıllar boyunca sürdürdüğü iktidarında muhakkak bazı iyi şeyler de yapmış olabileceğini, örneğin içerisinden DP’yi çıkarmasını, çok partili sisteme geçişte şu ya da bu şekilde olumlu bir rol oynamasını da unutmam.
Unutulmasını da istemem.
Bundan dolayı, CHP ile ilgili en samimi isteğim ve beklentimdir ki, parti bir an önce kendine gele, diktatöryel eğilimli idari yapısından bir an önce kurtula, uzun yıllardır ülkemizde ve siyasetimizde eksik olan gerçek muhalefeti yapabilecek düzeye erişe!
Yani gerçekten de siyaset yapan bir siyasi partiye dönüşe!
* *
CHP ile ilgili duygu ve düşüncelerim bunlar:
Parti bir an önce değişmeli, gençleşmeli, liberalleşmeli ve ülke siyasetinde etkili olan ve bütün vatandaşları kucaklama çabası içinde olan bir siyasal organizasyon haline gelmeli…
Bunun içinde tabi ki öncelikle Sayın Deniz Baykal emekli olmalı…
Ancak Deniz Baykal ya bir seçim sonucunda halk tarafından tasfiye edilmeli ya da partililer tarafından bir şekilde emekliliğe ikna edilmeli.
Bu şekilde alicengiz oyunları ile onuru kırılarak ve zorunda bırakılarak değil.
* *
Deniz Baykal’a yönelik karalama kampanyası, alçakça bir odağın haince bir teşebbüsüdür.
Tıpkı Sayın Ahmet Türk’e yapılan saldırı gibi, ülkenin istikrarına yönelik olarak planlanmış olan kötü niyetli bir provokasyondur.
Bundan dolayı da kimse tarafından (özellikle sorumluluk sahibi olduğunu iddia eden) medya tarafından ciddiye alınmamalı, resmi kurumlar, olayla ilgili gerekli takip, tespit ve cezalandırma faaliyeti için aceleci davranmalıdırlar.
* *
Anlaşılan o ki, Baykal’a yönelik bu onur kırıcı saldırının amacı, yaklaşan CHP kurultayı ile ilgilidir ve Baykal, CHP üzerinde emelleri olan odaklar tarafından tasfiye edilmek istenmektedir.
Sayın Zülfü Livaneli’nin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı tasfiye etmeye çalışan odakların, bunu, karşısına kendisi ile savaşabilecek bir lider çıkararak, bunun ilk adımı olarak da Deniz Baykal’ı siyasal anlamda bitirerek yapmak istedikleri şeklindeki düşünceleri dikkate alınmalıdır.
Herkesin de bildiği gibi, yüzde yirmi seçmen bandını korumakla iktifa eden ve anlaşıldığı kadarıyla iktidarda gözü olmayan Deniz Baykal’ın partinin başında olmasının, AK Parti’nin yararına olduğunu düşünen önemli bir kesim mevcuttur.
Dolayısıyla, Baykal’a yönelik operasyon, Türkiye’nin siyasi dengelerini değiştirmeye yönelik bir girişimdir ve başarılı olduğu takdirde hem siyaset daha da kirlenecek hem de CHP şantajcı bir aklın egemenliğine geçme tehlikesiyle yüz yüze kalacaktır.
Umarım, Baykal bu badirenin de üstesinden gelir ve daha sonra, kendi isteği dışında olmaksızın, partiyi ileriye götürecek genç isimlere teslim eder de ardında bir hoş seda bırakır.
