Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Ali Zengin
alizengin44@hotmail.com
Sırlar Işığında Hayat ve Ölüm üzerine inceleme
09 Haziran 2009 Salı 23:38
               “Sırlar Işığında Hayat ve Ölüm” Ali Zengin
                              *Bahadır Türkmenoğlu

     Akgün Yayıncılığın yayınladığı, Ali Zengin imzalı bir kitap var elimde. “Sırlar Işığında Hayat ve Ölüm”
     Bir kitabın okunabilmesi için ilk önce kapak çalışmasının güzel olması gerekirmiş. Bu benim gibi yeni nesil okuyucuların görüşü. Çoğu okuyucularımdan gelen mektuplara göre en çok dikkat edilen nokta kapak tasarımı. Okuyucuyu raflara, yazarları okuyucu ile buluşturuyor üzerine iyi çalışılmış bir kapak.
     Hayatı ve ölümü anlatan iki ağaç ve siyah ve beyaz renkler. Bu kitaba bundan daha iyi kapak yapılamazdı herhalde. Ön kapak sınıfı geçmişti ya arka kapak… Aynı iki ağaç burada da var ama bu sefer siyah fon üzerine silik iki ağaç…
     “İri gözler sır perdesinde sahibi ile yüzleşince, psikolojik sarsıntıdan önünü göremeyen bir benliğin hikâyesi” yazıyordu ilk cümlesinde. Ürpertici bir cümleydi, her canlının kendi benliği ile yüzleşmesi. Ve hep iri gözler...
     “Hayata yeniden başlamak, bütün sıkıntılara rağmen değer. Yaşamak için mucizeye gerek yok. Sırlar seni buldukça, ölüm seni aradıkça, aşk ateşi ile yaşama gücü kazanacaksın,” diye hayli iddialı kelimeler kullanılmış, arka kapağın devamında.
     En dikkat çekici ve etkileyici bölümü ise hayatın zıtlıklarını gösteriyor okuyuculara… Hayat ve Ölüm, Aşk ve Nefret, Siyah ve Beyaz, Ben ve Sen... Ve kitabın tamamında görülen üç önemli unsur; Ölümün güzelliği, kaderin heyecancılığı, aşkın kuvveti…

     Bazı eleştirmenlerin; “Seksen doğumluların roman yazabilmelerine inanamıyorum.” Sözünü hatırladıkça ne kadar gereksiz bir söylem olduğunu birkaç seksenli yazarın kitabını okuduktan sonra anlamıştım.
    Ali Zengin, asıl yazmaya başladığında Psikolojik bir roman yazmaya çalışmış fakat sosyal durumlar kitabı, sosyal içerikli psikolojik bir roman yapmış. Ana karakterden tutun yardımcı karakterlere kadar hepsini psikolojik yönden irdelemiş, didiklemiş.
    Roman, yetmişli yılların ortaları ve seksenli yılların ortalarını anlatan bir İstanbul romanı. Zaman zaman geri dönüşümlü olarak anlatılan, değişim üzerine kurulmuş bir hayatın portresi. Tam otuz dört bölümden oluşuyor. Hepsi de kendi içinde ayrı ayrı yayınlansa bir hikâye değeri var. Bütünlükten ise hiçbir zaman ödün vermemiş yazar.
    Bazı bölümlerde siyasi olaylara acımasızca yüklenilmiş, ihanetler ve pişmanlıklar yazarın; “Kaç yaşında olursan ol, ne kadar mükemmelim de desen, kendini değiştirecek bir yerin vardır´ ilkesiyle anlatılmış.
    Ali Zengin’e göre bütün dünyayı oluşturan sadece bir kişidir. O iyi olursa, dünya da iyi olur. Her şey o bir kişiye bağlıdır.
    Roman ana karakter Tahsin’in ölümüyle başlıyor. Onu bu ölüme getiren unsurlar sırayla anlatılmış. Karakter sayısı çok fazla değil. Sanki yazar karakterleri okuyucudan kıskanmış gibi, ama şu da var ki, üç yüz sayfaya yakın bir kitap elimizdeki roman. Daha fazla karakter, fazla sayfa demek, Ali Zengin bundan çekinmiş olabilir. İlk roman ve genç bir yazar için bu dikkat edilecek bir husus doğrusu.
     Her bir bölümde karakterlerin farklı özelliklerini bulabiliyoruz. Hep iyiye giden bir değişim izlenirken, dipsiz kuyulara giden karakterler de var. Buna örnek olarak Gültekin verilebilir. Gültekin, Tahsin’in küçük oğludur. Okuyucu onunla kötü bir yüzle tanışır ve her okunulan bir sayfa da daha da kötüleşir Gültekin. Tam artık düşman başına denilirken, onun istemeden sebep olduğu bir haberle bütün iyilikler başlar.
    Romandaki bütün karakterlerin özellikleri ne iyi ne de kötü. Kimse mutlu olarak uzun süre yaşamadığı gibi mutsuz olarak da hayatını geçirmiyor. Yazar, dip kuyudaki adama kurtuluş ipini uzatmayı yerli yerince bilmiş desek yalan olmaz.
     Kırkıncı sayfaya kadar ilk tanıtım anlatımı yapıldığı için biraz yavan ve sıkıcı geçse de, olaylar geçtikçe, işte o kader ve aşk devreye giriyor. Bir kere romanın kurgusu mükemmel. Yazarın, yazılan dönemlerin çoğunda dünyada olmayıp, kısa bir süresinde ise çocuk olduğunu düşünürsek, çok iyi alt yapı ile yazılmış bir eser var karşımızda.
     Ülkemizdeki siyasi ve doğal olayları yerli yerince kitapta bulmak mümkün. Aslında romanı etkileyen en büyük olay, 1939’da ki Erzincan depremi. Romandaki bütün kurguyu bu deprem oluşturuyor. 1976’da ki Van, Çaldıran depremi bile işlenmiş romanda.
      12 Eylül 1980 olayları ve önceki İstanbul’da ki öğrenci olayları, sağ sol siyaseti altında yapılan halkı ezme girişimleri de iyice işlenmiş.
Bu zamana kadar neden romanın ön ismi olan, “Sırlar ışığında” kelimesinin üzerine değinmediğimi merak edebilirsiniz. Romanda karakterleri değişime götüren her olay bir sır ve mucize. Tahsin’in eski ve yeni iki hayatı var. Kötü ve yeni gibi düşünebilirsiniz.
     Tahsin’in hayatı, anne ve babasını evliliğinden kısa bir süre sonra akraba ziyaretine giderken trafik kazasında kaybetmesinden sonra tamamen değişir. Anne ve babasının ölümünü uzun yıllar kabul edemez, kendini at yarışlarına ve kahveye adar. Eşinin üç çocuk dünyaya getirdikten sonra vereme yakalanması ve kısa bir süre sonra da ölmesiyle üç çocuğu ile baş başa kalır. Hayatı yine değişmez, sırf kendi ölümünden sonra çocukları baba acısı çekmesinler diye onlara bir yabancı gibi davranır hiç sevgi göstermez onlara.
İki oğlunun evi terk edip gitmesi bile onun hayatını akışını değiştirmez. Ta ki, kızı Fatma’nın da abilerinin akıbetine uğraması ve geçerken uğradım türünden olan çocukluk arkadaşı Kahraman’ın cenazesi her şeyin başlangıcıdır.
Roman bu girizgâhtan sonra epey hareketli. Karamsarlıkların üzerine kısa sürede beyaz bir çarşaf örtülmüş. Ama bu karamsarlıklar hiçbir zaman Ali Zengin tarafından okuyucuya unutturulmamış. Her an not defterinin bir ucundan bir parça çıkacak gibi bekliyor.
      Kitap yazmak için yazılmış bir eser hiç değil Hayat ve Ölüm. İnsanlığa ufak bir parça olumlu düşünme ve sabır anahtarı görevi üstlenmiş. Kullanılan yeni dil ve duyup da kullanmadığımız Türkçe kelimeler her şeyi ile bir dilcilik örneği sunuyor.
      “Bir insanın değişimi, onun hayat çizgisine giren bütün canlıların yaşamını değiştirir.” Prensibi esasında debelenmeler hep vardır hayatta. Ama asıl sürpriz, hayatınızı cehennem azabına çeviren, kendinize ve yakınlarınıza yaşatan bir ölüm vardır ortada ve o görünüldüğü gibi değildir. Size uzak bir ölümdür. Bunca yıl çekilen cefa kaderin her noktada seni buluşturduğu doğru insanlar sayesinde ölümü doğum da yapar, tekrar aynı acıyı yaşatabilir de. İşte sır budur. Ortaya tek tek açılmaya başladığında, belki bir hayat değişir, kişilik değişir…
     Aşk aslında bir mucizedir, derken, ömür boyu karşılıksız da olsa, habersiz de olsa sevmek, onunla yatıp kalkmak, ne kadar da haksızlık diyor Ali Zengin. Bazen kadını bir tanrıça yerine koyarken, ufak bir şiir ile ya da duygu boşalması ile onun kadınlığına veriyor her şeyi. Öyle ki romana göre kısaca aşkın tanımı şöyledir. Bu Sevgi’nin Tahsin’e hitabıdır.
     “Kendini bu kadar yalnız hissetme. Bak ben varım, yaşıyorum. İster karım de, ister kızım. Arkadaşın olurum. Belki de en yakın dostun. Boynunu büküp, eve geldiğinde o yüzü güldürecek olan benim. Neşelendirecek, kendinden geçirecek...
     Hep ağladığında yanında ben olacağım. Bir mezarlıkta yatan da olsam seni yine takip edeceğim. Yediğin yemeğine, içtiğin sigarana karışacağım. Soğuk su içip, terleme dediğimde çocuk yerine koyduğumu düşünüp gücenme olur mu? Ben senin aşığınım seni bir anne, sevgili, kardeş, dost hatta baba gibi severim. Yani hiç yalnız kalmayacaksın inan bu gözler seni hep izleyecek.”

     Mekân olarak köydeki ev ile İstanbul’daki evin üzerinde durulmuş. Çamlıca tepesinin güzelliği anlatılmış. Yine de mekân yönünden biraz kısır döngü var.
Bazen gereksiz uzun cümleler kurulmuş. Anlatım bozukluğu olmasa da anlaşılmayabilir. Ayrıca oldukça eklemler var. Özellikle zarf fiiller ve sıfat fiiller kullanılarak, nokta koymaya karşı savaş açılmış. Noktalama işaretlerinde de bazı yerlerde kullanım hataları göze çapmıyor değil. Dizgi hatalarına burda pek de değinmek istemiyorum açıkçası.

    Hayata yeniden başlamak, için gerçekten mucizeye gerek yok. İşte genç bir yazardan, olumlu bakarak olumlu düşünme ve yaşama adına yazılmış bir kitap. Yaşama ışık tutan bir roman.
Okumanızı tavsiye edebileceğim bir kitap; “Sırlar Işığında Hayat ve Ölüm”

     *Bahadır Türkmenoğlu - Yazar/Akademisyen
Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
serkan karsli
Yorum yeni yazar yeni piyasa demektir
yeni yazarlara daha cok firsat verilmeli. cünkü yeni yazarlarin okuyucu kitleleri de yeni olacaktir. bu kitap satisinda artirma demektir. ülke ekonomisi icin cok önemli. saygilarimla
02 Ekim 2009 Cuma 00:40
Ulubek Kerim
Yorum 80, 90 bütün yazarlara destek
yeni nesil yazarlarin cikmasi lazim piyasaya. ali zenginden yeni romanlar bekliyoruz
10 Haziran 2009 Çarşamba 14:03
ismail yiğit
Yorum 80 li yazarlarııza destek
bahadır hocamıza yorumlarında dolayı cok tesekur edrım ve sunu anlıorum hangı donemde olursa olsun kendını yetiştimiş kişler roman dayazabılıormış... Ali zengin hocamızın kitabı çok guzel bulmusdum ve ilk romanı oldugunu ogrednıgımde şaaırmısdım amatörce yazılan bi roman bu kadar guzel ise ileride yazacagı romanların daha guzel olacagıı dusnuorum... Türkiyemizin Ali ZENGİN hocamıza ve yenı yazar haytına gıren kardeşlerimize sahıp çıkmalıdır.. yapıcı ve olumlu eleştirler yapalım yazarlarımızın şevkini kırmayalım BAHADIR HOCAM MAKALENIZDEN DOLAYI COK TESEKUR EDERIM .....
10 Haziran 2009 Çarşamba 00:59
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR