Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Ali Butaku
alibutaku@haberajans.com
Simitçi
12 Eylül 2009 Cumartesi 05:30

Herkes bir şeyler yazacak bugün bu konuda… Kimi “Türkiye’nin en huzurlu günleriydi” diyecek kimi “Türkiye’ye en büyük yumruğun vurulduğu gündür” diyecek. Bizi takip etme inceliği ni gösteren dostlar 12 Eylül Amerikancı faşist darbenin bize neler kaybettirdiğini bileceklerdir. Tekrara düşmemek adına sadece bir kısa anekdotla olayı özetleyelim.

12 Eylül Amerikancı faşist darbe ilan edildikten 2 gün sonra 8 devrimci genç askerler tarafından yakalanır. Karargaha telsizle haber verilir:

- “Beklenen 8 misafirimiz geliyor.”

Askerlerin ihmalinden kaynaklanan bir boşluğu yakalayan devrimci bir genç askeri arabanın dorsesinden atladığı gibi ara sokaklarda kaybolur, askerler yakalayamaz. Askerlerin başındaki subay ne yapacağını bilmez. Karargaha 8 kişi diye haber verilmiştir ve şu an elinde 7 kişi vardır. Köşe başında duran simitçinin getirilmesini emreder.

-“Karargaha 8 kişi diye haber verdim. Sen gel komutan seni görsün ben tekrar seni serbest bırakacağım” der. Fukara simitçi ses çıkaramaz karşı çıksa da götürüleceğini bilir ve mecburen kabul eder yollanır ufak ufak askeri araca. Karargaha götürülürler. Simitçi dahil hepsinin ifadesi alınır ve cezaevine gönderilirler. Cezaevinde simitçiyi gören genç bir devrimci:

-“Seni bırakmadılar mı, ne işin var senin burada?”

-“Komutanla konuştum şu kağıdı imzala mahkemede ben sana yardımcı olacağım dedi bende imzaladım ilk mahkemede serbest bırakacaklar.”

Genç devrimci üzülür simitçinin haline ama elden gelen tek şey mahkemeye dilekçe yazmaktır. 2 ay zarfında onlarca dilekçe yazılır mahkemeye simitçinin suçsuzluğu üzerine. Ama heyhat… Simitçi ilk mahkemede serbest bırakılmaz, ikinci mahkemede de serbest bırakılmaz. Üçüncü mahkeme simitçi hakkındaki kararını verir. İDAM… Genç devrimci itiraz dilekçelerine devam eder daha fazla dilekçe yazar mahkemeye, gazetelere mektup yazar simitçinin durumunu izah etmeye çalışır ama ne kendisini nede simitçiyi kurtaramaz. Genç devrimci Erdal Eren kendisini idamından hemen önce ziyaret eden Savaş Ay ve Emin Çölaşan’a “ Avukatıyla görüştürülmediğini, 18 yaşının altında olmasına rağmen idam edilmek istendiğini, yaşının 18'den küçük olduğunu tespit edecek olan kemik testi yapılması talebinin kabul edilmediğini, vurduğu söylenen jandarma erine çok uzaktan ateş açtığını ama otopside yakın atışla öldüğünün kanıtlandığını, kendisini ibret olsun diye asacaklarını ve ölümden korkmadığını anlattıktan sonra simitçinin durumundan da bahseder. Erdal Eren’den birkaç gün sonra simitçi 12 Eylül adaletiyle idam edilir...

            *           *           *           *           *           *

Bugün aynı zamanda bir şairin bir aydının doğum günü. O her ne kadar 12 Eylül’e denk geldiği için 18 yaşından beri kutlamasa da doğum gününü bizim kutlamamız lazım bugünün 12 eylül olduğunu bile bile..

Doğum günün kutlu olsun Sunay Akın. Daha nice senelere Sunay Akın…

" 20 tane yumurta haşlamıştım, 12 eylül sabahı için... Gülhane Parkı'na gidecektik, arkadaşlarımla beraber... Ben, Sunay Akın, 18 yaşına giriyordum o gün! kimimiz peynir, kimimiz, zeytin, domates ya da sigara böreği getirecektik... Gülhane Parkı'nı çok sevdiğimi biliyordu arkadaşlarım. havuzlu bahçe'de ibiş seyretmek çocukluk yıllarımızın en mutlu anlarıydı. bu yüzden, doğum gününde nereye gitmek istersin, dediklerinde hiç düşünmeden 'Gülhane parkı' demiştim!.. Besim Ömer Paşa, gericilerin tüm karşı çıkmasına rağmen ilk doğumevini orada kurmuştu; Gülhane hattı-ı hümayunu var bir de. Hem, harf devrimi de orada ilan edilmemiş miydi? Olmadı!.. Sokağı çeviren askerler evimize dönmemizi söyledi o sabah... O yıllarda 18'ine girenler 'reşit' oldukları için idam edilme yaşına gelirlerdi... darbe oldu, bana idamlar armağan
edildi... En acısı da, Erdal Eren'in katledilmesiydi... Hayır! Kutlamıyorum...
1980 yılından beri doğum günümü kutlamıyorum. Eşim, çocuklarım, dostlarım,
okurlarım kutluyorlar, ama ben kutlamıyorum!"

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
AZRA DENİZ
Yorum ...
Geçmiş adına söylenen gerçekleri keşke geçmişimizde bırakabilseydik. Ama ne yazikki bu düşünce sadece düşlerde kaldı. Yaşananlar yine yaşanıyor... suçsuzların infazı veriliyor... yüce adalet kusursuzca işleniyor... o büyük adamlar da yüce zaferlerine tutulan alkış şamatasında övünç kaynaklarımızcasına gerinip etrafta geziniyorlar... İşte adalet sağlandı. Tanrıya şükür...
19 Ekim 2009 Pazartesi 18:41
ali kaya
Yorum takvimden çıkarılması gereken günlerden biri...
Bu güzel yazıya bir eklenti yapmak istedim. 12 Eylül adaletini, asmayıpta besleyelim mi tezini geliştiren katilleri günümüz gençliğinin daha yakından tanımasına katkı olması için... Darbenin sıcak günlerinde esen soğuk rüzgar başta öğrenci, emekçi ve aydınlar olmak üzere toplumun önemli kesiminin ensesinde hissediliyordu. Yer Zafer Çarşısı. Merdivenlerden çıkan askerler önlerinde yürüyen, üniversite hazırlık öğrencisi 3 gence yolun karşısında parketmiş olan askeri aracı gösterir ve doğru arabaya der. 3 genç kendilerini ifade etmeye çalışıyor olsa da darbe mantık dinlemez. Askeri aracın kasasında 4 kişi daha vardır ve öğrencilerle 7 kişi olmuştur. Askerlerin dışında araçta 1 kişilik daha boş yer vardır. Komutan emir verir. 1 kişi daha alın gelin. Askerler Zafer Çarşısı'nın girişinde sohbet eden 2 kişiden birini alır ve Mamak Cezaevi'nin yolu tutulur. 8 kişi tek sıra dizilmiştir. Binbaşı içeri girer ve herkese sorular sorar. Sıra son alınan kişiye gelir. Binbaşı sorar; TKP'limisin sen? Hayır komutanım, Mardinliyim ... Ve Mardin'den o gün Ankara'ya gelen, Enerji Bakanlığı'nda çalışan bir akrabası ile karşılaşan kişiye fatura kesilir, yasadışı örgüt kurmak ve yönetmekten 36 ay ağır hapis. Nereden bilebilirdi başına gelecekleri. Elbette bu binlerce, onbinlerce masum insandan yalnızca biri. Darbenin adaleti kararı verdi ve uyguladı... Darbecileri yargılamak yetmiyor, darbe günlerini takvimden çıkarmak gerekiyor aslında diye düşünüyorum.
12 Eylül 2009 Cumartesi 19:16
Umur Sedat ÖRKMEZ
Yorum ...
Güzel kalem,güzel derleme devamını dilerim..
12 Eylül 2009 Cumartesi 14:27
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR