













Şimdi uzağındayız, zamanın ve kaygıların
Korkuların, umutların ve ölümün…
Sevişmelerin ıtırını anımsamıyoruz, çoktandır.
Gözlerimiz görmeyeli hayli oluyor.
Duymadık çatlayan tohumların seslerini,
Kokusunu duymuyoruz ne sevgililerimizin ne mevsimlerin.
Duygularımız var mı bu koordinatlarda,
Ya da hatıralarımız öbek öbek?
Şimdi uzağındayız emeğin ve alın terinin.
Ellerimizin ustalıkları haylidir suskun
Ne incelikleri kaldı, yazmanın ya da resmetmenin,
Ne de nasırları – kazma, kürek, balta- çalışmanın.
Ne kaslarımız işler ne de terleriz…
Buharı tüten bir lokma ekmek,
Ya da bir acı kahve belki de konyak,
Geçmeyeli kursağımızdan, ömürler olmuştur.
Artık anımsamıyoruz hiçbir türküsünü, haklarımızın…
Şimdi uzağındayız yaşama dair ne varsa
Düşlerde yok kâbuslarda, zihin perdemizde…
Ne uyumayı özleriz ne de bekleriz, uyanmayı.
Gülmeyiz doya doya veya küfretmeyiz ağız dolusu.
Ne karnımız acıkır ne de üşürüz.
Yol tepmedik, hayli vakittir,
Unuttuk yürümeyi, bilmeyiz.
Ne duyarız ne duygulanırız, vesselam…
Şimdi uzağındayız, baharda kabarıp uyanan,
Envai çeşit tohumun zırhını deldiği,
Vaktiyle yürüdüğümüz, ekip biçtiğimiz toprağımızın,
Yatıyoruz altında, boylu boyumuzca
Kimimiz kefenli, kefensiz çoğumuz…
Bilinmez kimimizin yattığı yer gömenlerimiz dışında.
Çoğumuz gömülmüşüzdür merasimsiz, törensiz…
Yüzlercemizi bir çukura gömdükleri de var,
Granit, mermer veyahut ta bir haç duranda,
Başucunda mezarlarımızın
Şimdi uzağındayız üstünde olmanın, ayakta dimdik
Yatarız kimimiz daha soğumamıştır, kurumamıştır kanı
Kimimizden geriye kalan topraktır ve kemiklerimiz…
Binde bir bile değildir, ömrüne doyup ta ölenimiz.
Vaktimiz doldurulmuştur, verilince savaş fermanları.
Çekilen tetikler, yanan barut, mermi çekirdeği…
İlk çekirdekle ölenimizde vardır, can çekişenimizde.
Kılıçla kopmuştur, kimimizin başı
Kimimizin ezilmiş, paramparçadır kemikleri kimimizin.
Şarapnelle ölenimizde vardır, gaz odalarında da, topluca.
Kimimiz toprağa bile kavuşmadan yakılmıştır, fırınlarda
Buhar olanımızda vardır, Hiroşima’da, Nagazaki’de
Şimdi uzağındayız, güzelliklerin, çirkinliklerin yani her şeyin…
Bedenlerimiz dönüştü, dönüşmekte toprağa.
Biz başka türlüsüyüz ölülerin, öldürülenleriyiz!
Bazımız doğmamıştı henüz, analarıyla beraber…
Çocuktu bir kısmımız henüz,
Ağzımızda diş kalmayanlardı, bir diğer kısmımız.
Askerdik düşman (!) ordularda, birbirimize.
Vardı bir kısmımızın en ileri teknolojili silahları,
Vardı diğerlerimizin taşı sopası, sapanı ya da sadece elleri.
Öldürüldük, öldürüldük milyonlarcaydık, öldürüldük.
Sökülüp alındı elimizden kutsal yaşam hakkımız.
Bilmeyenimizde var neden öldürüldüğünü, bilenimizde,
Yurdu, özgürlüğü, bir avuç toprağı için savaşanımızda var,
Birileri öyle istiyor diye, sömürmek için daha fazlasını dünyanın,
Sürülüp bilmedikleri bir coğrafyaya, üniformalarla, apoletlerle,
Öldürülmeleri emredilip de ölenlerimizde var.
Biz başka türlüsüyüz ölenlerin, öldürülenleriyiz savaşlarla…
Şimdi uzağındayız, sizlerin ve yaşamın…
Hep vadesi varken terk-i diyar ettirilenleriz,
Olamaz, yok isteklerimiz, arzularımız hayallerimiz,
Ne ölebiliriz bir kez daha ne de öldürülebiliriz!
Koklayamayız hiçbir mevsimi ya da çiçeği
Dokunamayız ellerinize, size… Ellerimiz yok bizim!!!
Yok, hiçbir şeyimiz, ölülükten başka.
Ölülükte neye yarar, ortada işte…
Diyecek sözümüz yoktu zaten, kalmadı size….
Harikaaa
Mükemmel...