Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Tekin Erdoğan
teerdmavikalem@hotmail.com
SEVMEK İNSAN OLMAKTIR
25 Aralık 2009 Cuma 14:58

 

         Bir mevsimin değiştiği noktada başlar kırılma... İçini parçalayarak, yakarak ve illa ki tarifzis bir hüzünle, karmaşa ve şaşkınlıkla kaplayacaktır. Adını koyamadığın şeyler birbiri ardına çözülüp isimlerini bulacaklardır ama bu seni rahatlatmayacaktır. Aksine herşey biraz daha karmaşıklaşacaktır bu netleşmeyle bereber alıştığınız davranışlarınızı ve ruh durumunuzu birkez daha değiştirmenin eşiğine getirir sizi kırılma. Hayata bağlanmak için çiviler çaktığınız yüzeyler bu kırılmayla unufak olduğundan çiviler boşa çıkar ve siz düşmeye başlarsınız. Bu olacak olandır. Bir düşmeyi yaşayacaksınızdır ve bu kaçınılmaz olarak başlar, hiç zama kaybetmeden. Düşmek dehşetli bir duygudur ama ilk çarptığınız gerçeklikle bitmez düşmeniz, düşüşünüz merdiveninin ilk basamağıdır bu gerçeklik. Ardından ayağa kalkıp kendinize hemencecik yeni bir uçurum bulur ya da yaratırsınız. Çünkü düşmek kaçınılmaz bir gereklilik gibi görünür size, düşmezseniz birşeyler eksik kalacakmış gibi gelir ve artık eksik kalacak şeylere tahammülünüz kalmamıştır. Alışılmışlıkla düşersiniz her bulduğunuz uçurumdan , düştükçe aklınız özgürleşir ,rahatlarsınız, kalbiniz daha az sızlamaya başlar, düştükçe rahatlarsınız... İşin aslı kendinizi bulmaya, kendinize yaklaşmaya başlamışzınızdır. Doğanızı keşfetmeye başlarsınız unuttuğunuz ya da uyuttuğunuz güdülerini,sezgileriniz, hisleriniz uyanmaya başlar. Aklınız kırılmanın gerçekliğini arayan bir bilgeye dönüşürken siz kırılmayı öğrenirsiniz, sırlarını keşfedersiniz, bu sizi kendinize yakınlaştırır ve sevdirir. İçinizdeki yargılayıcı ve eleştirici sesler yavaş yavaş kısılıp bitmeye doğru evrilir ve siz kendinizi sevmeyi keşfedersiniz yeniden ya da ilk kez...
            Kırılma bir tür göçtür ama bunu kolaylıkla kabullenip içselleştiremez ya da anlayıp anlamlandıramayız yaşamla. Yabancılaşmaya başlarız kendimize, kırılmanın ilk anlarında. "BU NASIL OLABİLMİŞİTİR? BÖYLE OLMAMALIDIR, BUNU UMMAMIŞIZDIR...vs" aslında olanlar tamamen ihtimaller evrnine aittir ve olağan dışı ya da imkansız değildir ama biz bunu beklemediğimiz için hazırlıksız yakalanırız. Düşmeyi anlamaya başlayınca işin rengi değişmeye ve acıların ardından gelecek gerçekliğin bedelinin bu olduğu anlaşılmaya başlanır ve bu kırılmayı gerçek anlamda haketiği yere taşır. Kırılma değerli ve özeldir ve eğer sonu getirmemişse getirdiği güzellikler eşsizdir. Kırılmanın getirilerini başka bir şey veremez.
           Kırılma özgürlüğe doğru açılacak kapılar, yıkılacak duvarlar, kişinin kendisiyle başlayacak mücadelesinin zaferinin müjdeleyecisidir. Kırılma acı verir ve verdiği acı çok büyüktür. Acıyla uyumlaşıp onula bütünleşip bir olmadan kırılmanın aşamaları geçilemez ve bir kısır çember oluşur. Fakat kırılma bunu doğurmak zorunda değildir hatta en düşük ihtimalli sonuç budur ve bu da size bağlıdır.
           Acı fizikselik boyutuna insede bazen, genelde içsel ve ruhsaldır. Kırılma başladığında artık herşey değişecek ve hiçbirşey eskisi gibi olmayacaktır. Tüm bunlara rağmen içten içe farkedersiniz, reddetseniz dahi, artık rahatlamaya başlamışsınızdır ve acı başka bir şeye dönüşmüştür sizin için. Öğrenilmiş ve öğretilmiş çaresizlikler ya da kaygılar, beklentiler hayal kırıklıkları ... size öğretilenden ve bilinenden çok daha farklı bir gerçeklik düzeyine ulaşmaya başlar. Artık hergeçen an daha huzurlu ve rahatsınızdır, zaman geçtikçe bu olgular daha da gelişir. Kırılma korkuların en büyüğünü yaşatır size ve bu korku kalbinizi durdurmaz ya da patlatmazsa siz başka bir boyutuna geçersiniz, kendinizin...

 

 

 

 

         Kırılma birçok yerde başlayıp bütün benliği sarar, önüne geçilemez özgürlük ve isyan yönelimleri gibi. Kendinizi bu değirmenin çarkları arasına atarsınız, ne kadar kaçmaya çabalarsanız çabalayın, en sonunda. Yârin yokluğu, gidişi, terkedişi, reddedişi... sizi bilimezlikler evrenine mahkum eder. Kalbinizi paramparça eder bir mavzer mermisi misali, sıcak ,hızlı ve ölümcül. Kafanızda bir bombardıman, bir savaş başlar böylelikle. Ruhunuzu kanatıp durur içinizdeki savaş, paramparça olur aklınız. Kırılmanın şiddeti artıkça acılar büyür aydınlanmaya doğru evrilerek. Ve evet çektiğiniz acı tarifsizdir ama siz bunu zaten göze almışsınızdır yirmibirinci asırda sevdalı olmayı seçerek. Kolay değildir asrımızda sevdalı olmak, çok karmaşık ilişkiler ağını örmüş bir sistemin içinde tutsaklaştırlmışken bütün varlığımızla bir isyandır ,en insancıl olanıdır üstelik, sevdalı olmak, sevdalanmak, bütün karanlıklara ve kötülüklere kafa tutmak, isyan etmek, köleliğe baş kaldırmaktır... SEVMEK İNSAN OLMAKTIR ve siz umarsızca sevdalanırsınız. Korkular , güvensizlikler, yalanlar, aldatmalar, samimiyetsizlikler, kötülük, ince hesaplar sizden uzaktır artık. Sizin yüreğinizin her atışı sevdayadır, sevdaya dairdir bütün düşünceleriniz,hayalleriniz,alıp verdiğiniz herbir nefes... Olurda sevmez olursa sevdiğniz sizi veya karşılığını bulamazsanız sevdanızın içinizde bir mevsinin değiştiği anda tamda, büyük bir kırılma olur ve kırılmalara ve herşeye rağmen ve herşeyiyle sevda solursunuz... Çünkü SEVMEK İNSAN OLMAKTIR...

 

 

 

 

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...
Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR