













İşte benim havam bu…
Herkes yaz güneşini beklerken, ben sarı sonbaharı özlerim.
Deli, deli yağan yağmurun köşe bucak da kalmış olan toprağın özlediğim kokusunu bana duyurmasını beklerim.
Herkes yazın kavurucu sıcağında tatile çıkar ben zaman, zaman beni hasta etse bile severim bu havaları ve bu havada dinlerim kafamı.
Birilerine göre herkes mersine, ben tersine…
Bana göre onlar dünya malına ben hayatın ta kendisine…
Severim Sarı Sonbaharı,
Çünkü insanların iki yüzlülükleri, çıkarcılıkları hep bu mevsimde karşıma çıkar benim.
Benim sevdiğim gibi son bahar da sever beni ve yüzüme vurur gerçekleri.
Şunu öğretti hayat bana;
İnsanlara şans verin ama asla kesin olarak güvenmeyin, çünkü bir kez sizi sırtınızdan vurmuş olan bunu daha sonra da eyleme dönüştürecektir, art niyetli olmasa dahi alışkanlığından ve bilinç adlında size olan kindarlığından ötürü mutlaka bir gün yineleyecektir hareketini.
Mutlaka deneyecektir sizi en az bir kez daha sırtınızdan vurmayı.
İşte bu sebeple hiçbir şekilde sırtınızı yaslamayacaksınız çatlak duvara…
En güzel yenilik insanın kendini yenilemesidir bence.
Bende kendim yeniliyorum her sarı sonbahar gelişinde.
Kendimi yeniliyor, sahtekârlardan, ikiyüzlülerden, namertlerden arındırıyorum kendimi, ne kadar şu an dahi vücudumda soğuk algınlığını hissetsem de seviyorum seni, Sevgilim Eylül…
KÜRESEL FELAKET
Son günlerde İstanbul İli yağan yağmurun etkisi altında…
Yöneticilerse sağanak siyaset altında, malumunuz iki partinin temsilcileri bir birlerine ot atıp duruyor biri sizin döneminizde yapılan alt yapı nedeniyle oldu diyor, diğeri onların döneminde oldu diyor…
Yeter artık Milletin Midesi bulanıyor…
2012 de yapılacak seçimde iki tarafa da halktan okkalı tokat geliyor…
Artık bende sonbaharı seviyorum...