Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Sert Sessiz
Sert Sessiz
26 Ağustos 2010 Perşembe 12:32
''Oradayız hâlâ. Ne referandum, ne anayasa, ne 12 Eylül’le hesaplaşma fiyakası. Acının özrü olmaz. Bundan hâlâ 17 yaşında Erdal Eren; o hiç büyümeyen kardeşimiz.''
Facebook'ta takip et..

Hayatın geri kalanıyla idare etmek için sabahın sokaklarında koşar adım yetişmek zorunda olduğumuz gerçekler, ayrıntılarına kadar kendimizi tanımamıza olanak sağlıyor.

Mevsimler unutturmaz insana neyin inadıyla tutunacağız hayata, sorduğumuz ve yanıtsız kaldığımız nedir? Törenlerde ya da ağıtlarda bizden olan nedir? Hangi şarkının nakaratında sızlar kalbimiz? Hangi yaprağın düşüşü bizim tutunma ısrarımızdır? Hangi şiirin sokaklarında soluklanır, hangi şairin dizelerinde dinlenir ömrümüz? Çakıldığımız ya da çakılı kaldığımız sözcüklerin bize söylemediği nedir? Potin kokusuyla yanan genzimizde yer eden buhur kokusu kandil gecelerinden mi kaldı, yoksa gün günden beter günlerin yeni sarmalı mı bu?

Biz; hayatın gidişatına bir yerde dur demenin geçmişini içimizde çoğaltmanın bilinciyle sarıldığımız kitaplardan mı öğrendik doğruyu, yoksa insanların yetersizliğinden aldığımız örneklerle mi çoğalttık içimizdeki insanı?

Aslında hep oradaydık. Mendil satan çocuğun vicdanımızı sızlattığı karmaşadaydık.

Kaşesi muhasebecisinde kalmış küçük esnafa derdimiz anlatamasak da, hayatın bir yerinde yetişmek zorunda olduğumuz bir yerler oldu hep.   Bundandır oturduğumuz sıkış tıkış apartmanlarda “kapıcı”ya ekmek aldırmaya utandık. Kendimiz attık çöpümüzü. Ama değil mi ki; çöp de kapitalizmin bir saltanat biçimiydi? Düşünün evvel zamanda ne çöp vardı atacak, ne açlık, ne de açların ekmek bulma umuduyla karıştırdıkları çöplük.

Biz oradaydık; sabrın çatladığı yerde milli piyango satan insanların ellerine umutla bakmasak da bir ihtimal daha başka bir hayatın kollarına kuracağımız hamakta azıcık dinlenme düşleri kuranlardandık.

İçimize bağırdığımız tümcelerin sessizliği tüm sertliğiyle vurdu bilincimize. Doğrulup hayata karşı hayatı seslendiren insanların yanında, doğru olan için adım attık. Belki bir pankart sesiydi sevincimiz, belki bir duvar yazısında saklı kaldık. Çürüyen ve yeniden çürüyen şeylerin kapatması olmaktansa, yeniden üretmenin tüm anlamlarıyla sabaha uyanıp umudu çoğaltmanın ilk adımıyla başladık yeni güne.

Biz oradaydık; yangında külleri savrulan şairlerin yazamadıkları dizelerinde kaldı gözlerimiz. Tutuklu bir türkünün ilk notalarını biz savurduk hayatın afro saçlarına. Gece kadar giyinik, karakol kadar çıplak zamanların tanığı olduğumuz tarihi tersten yazmanın mürekkebiydik.

Oradayız hâlâ.

Ne referandum, ne anayasa, ne 12 Eylül’le hesaplaşma fiyakası. Acının özrü olmaz. Bundan hâlâ 17 yaşında Erdal Eren; o hiç büyümeyen kardeşimiz.

Oradayız hâlâ.

Israrın ve sorunun peşindeyiz.

Yüzümüz güneşe dönük öleceğiz.

C. Hakkı Zariç / Haberajans.com

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
HABER YORUMLARI
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...
Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR