













Ne dedi bize?
Sen İstanbul'sun büyük düşün!
Sen Ankara'sın büyük düşün! Sen İzmir'sin büyük düşün! Sen Şuhut'sun... Sen Patnos'sun... Sen Adana'sın... Sen Antalya'sın... Sen Kızılcahamam'sın büyük düşün! Sen Borçka'sın... Sen Mengen'sin... Sen Balıkesir'sin... Sen Pozantı'sın... Sen Bitlis'sin... Sen Lapseki'sin büyük düşün! Sen Bursa'sın... Sen Keçiborlu'sun... Sen Çorum'sun... Sen Elbistan'sın... Sen Sarıkamış'sın... Sen Denizli'sin... Sen Tomarza'sın büyük düşün! Sen Diyarbakır'sın... Sen Kandıra'sın... Sen Erbaa'sın... Sen Erzurum'sun... Sen Şebinkarahisar'sın büyük düşün! Sen Of'sun... Sen Giresun'sun... Sen Nazilli'sin... Sen Isparta'sın... Sen Çamlıhemşin'sin... Sen Siverek'sin... Sen Konya'sın büyük düşün! Sen Beytüşşebap'sın... Sen Samsun'sun... Sen Çemişgezek'sin... Sen Tekirdağ'sın... Sen Van'sın... Sen Küçükçekmece'sin büyük düşün!
Şimdi ne diyor?
"Sen bana sen diyemezsin!"
Ben sana daha ne diim...
Senkronize başlıklı yazısında Yılmaz Özdil salı günü böyle yazmıştı köşesinde, yazısını okuduktan sonra yazmaya karar verdim SAYIN mevzusunu.
Saydırın…
Kendinize zorla “Sayın” dedirtmek için, partinize zorla “Ak” dedirtmek için sayın…
Bütün muhalefet liderlerine, sizi Anayasa Mahkemesi’ne şikâyet ederek, Anayasa Mahkemesi’nin aldığı karar doğrultusunda haksız olmadığı anlaşılan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcımız Abdurrahman Yalçınkaya’ya sayın da sayın…
Sayın başbakan…
Bu ne öfke yine…
Saydınız yine önünüze gelene…
Sayın başbakan…
Sayın ve rahatlayın!
Başbakan’ın fazlasıyla yorgun olduğunu düşünüyorum, dinlenmeye ihtiyacı olabilir…
Kaldı ki bu herkesin onay vereceği bir şey…
Yoksa ülkenin içinde bulunduğu durum aşikârken başbakan partime “Ak” demediniz, bana “Sayın” demediniz diye meydanlarda neden bağırıp çağırsın ki…
İkisi de zorla sahip olunacak bir şey değil ama bir tek şey ispatlıyor başbakanın tutumunu o da dikta rejim özentisi içinde olması…
Okuduğum bir kitaptan aklıma takılan şu cümleyi hiç unutmadım;
“Statüler kişisel saygınlığın güvencesi değildir…”
Başbakanın da bunları bilmediğini sanmıyorum ama bana “Sayın” diyeceksiniz diye diretmenin de anlamsız bir tutum olduğunu düşünüyorum…
Düşünsenize, ben size diyorum ki, “Bana attığınız maillerinize başlarken Sayın Cihan diye başlayın, bana “sen” demeyin, siz deyin…”
Olmaz değil mi?
Saygı, “Sayın” kelimesinin görevi belirten kelimenin başa getirilmesiyle elde edilmez, saygı karşındakine gösterdiğin sabırla, sevgiyle, onun için verdiğin emekle, onu düşündüğünü göstermekle ispat edilir…
Olur mu hiç?
Saygıyı hiç hak etmediği halde isminin başına “Sayın” kelimesi eklenince bir insana saygı duyulur mu?
Mesela birkaç yıl önce başbakanın kendisi Abdullah Öcalan’ın isminin önüne “Sayın” kelimesini eklemişti…
Sanırım anlaşılmıştır demek istediğim…
-mış gibi yapmak yakışmaz bir insana…
