













Sarah Palin, son günlerde hayatımıza girerek renksiz varlığımıza bir ölçüde anlam katan güzel ve nadide kişiliklerden birisi…
Eline pek de yakışan tüfeği, Amerikan bayrağı motifli bikinisi ve dilini, ağzının sol kısmından çıkararak hınzırca dudağının üzerine yerleştirdiği resmi ile [gerçi son günlerde ortaya çıkan Palin’in çıplak fotoğraflarının sahte olduğuna dair açıklamalar da var, bunu da belirtelim] pek karşılaşmadığımız bir başkan yardımcısı adayı çeşidi…
ABD’de yapılacak olan başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti’nin adayı olan 73 yaşındaki kanserli ihtiyar John McCain’in kendisine yardımcı olarak seçtiği, eski güzellik kraliçesi, Alaska valisi güzel Palin’den bahsettiğimi anlamışsınızdır.
İşte bu Sarah Palin, 11 Eylül saldırılarının yıldönümü münasebetiyle ilk televizyon röportajını verdi.
Tüm dünyada, özellikle İslam ülkelerinde büyük bir tepkiyle karşılanan röportajın olduğu gün 19 yaşındaki oğlu Track’ı Irak’a uğurlayan Palin, evladını savaşa gönderdikten sonra duygularını şöyle açıklıyordu:
Burada rahat ve güvende olmak yerine daha büyük bir amaç için çalışmayı seçtiğinden dolayı onunla gurur duyuyorum.
Sarah Palin hanımefendinin kendi yurtseverlik duygularının tezahürüdür, bir şey diyemem… Fakat Irak’ın en sorunlu bölgelerden biri olan Diyala’da görev yapacak olan genç Track, Amerikan bayrağına sarılı olarak dönerse [ki böyle bir şeyin olmamasını dilediğimizin de altını çizelim] o zaman hokey annesinin tepkisi ne olur, açıkçası merak ediyorum.
Röportaja dönersek…
Cumhuriyetçi Parti’nin başkan yardımcısı adayı, söz konusu röportajda, Pentagon’daki büyüklerinin bile son derece ihtiyatla yaklaştığı meseleleri, kraldan kralcı bir eda ile anladığını gösteren cümleler kuruyor ve Gürcistan’ın NATO’ya kabul edilmesi taraftarı olduğunu, böylece Rusya’nın yaptıklarının yanına kâr kalmayacağını iddia ediyordu. Çünkü Gürcistan NATO’ya kabul edildiği takdirde Kuzey Atlantik Paktı üyeleri tarafından kendisine zorunlu olarak yardım edilecek, Rusya da istediği gibi davranamayacaktı. [Belirtmeden geçmeyelim: gün akşama ermeden, Palin’in söylediklerine karanlık değmeden Rusya Başbakanı Vladimir Putin alelacele Palin’in söylemlerine karşı bir demeç yayınladı ve gerekirse NATO’ya karşı savaşmaktan da çekinmeyeceklerini belirtti ki, çiçeği burnunda başkan yardımcısı adayının, konuşmadan önce söylediklerini iyice tartıp biçmesi gerektiği anlamına gelir bu…]
Devam edelim…
Kendisini Amerikan ordusunun başkomutanlığına hazır hissettiğini söyleyen Sarah Palin, kendi topraklarımızda saldırı gerçekleşmesine fırsat vermeden, düşmanı bulunduğu bölgede, yerinde vurmak şeklinde özetlediği Bush Doktrinini yürekten desteklediğini vurguladıktan sonra Başkan Bush’a olan hayranlığını şu şekilde kelimeler döküyordu:
Ben, Başkan Bush’un ülkemizi yok etmekte kararlı olan İslamcı teröristlerden bu dünyayı kurtarmaya çalıştığına inanıyorum…
Hayatında Meksika ve Kanada’nın dışında başka bir ülke görmemiş olan, söylentilere göre ömrü hayatında pasaport bile çıkarmayan ve muhtemelen hayatı boyunca bir İslamcı terörist ile karşılaşma fırsatı bulamayan Palin’in, Washington’un bile kullanmaktan kaçındığı İslamcı terörist tabirini kullanması ve ateşli bir şekilde ordudan, askerden, savaştan, vatandan bahsetmesi bana tuhaf geldi.
Palin’in, kendisini darı ambarında sanan tavuğun yakalandığı o aşırı kendine güven duygusu ile konuşmakta olduğu kesin…
Buradan bakınca otorite hastalığına yakalanmış gibi duruyor.
Gereksiz bir milliyetçi retorikle yatıp kalkmaya başlayan bu güzel insana, gücün o kadar da iyi bir şey olmadığını birisi anlatsa iyi olur.
Gün geçtikçe daha da yırtıcı olan bir şahine dönüşen Sarah Palin, bir an önce ruhsal destek almadığı takdirde güç istenci ve başkan yardımcılığı hayali ile heba olup gidecek…
Yazık olur…
Sonra çocuklarını hokey maçına kim götürecek, kim ayı avlayacak?
Gerçi söz konusu vatan…
Bu durumda hokey maçı da av partisi de teferruattır…