













Sana şiirler yazmayacağım yazamam, ruhunu bedeninde meltemle bir geceyarası hatırlayanlara yazılır şiir benim düşler ülkemde.
Beste de yapamayacağım ne yazık, melodileri çok sevmeme rağmen maalesef öyle bir yeteneğim yok. Sana ruhumun sensiz çok sessiz kaldığını da söylemeyeceğim, terk edilmişlik dokunur sonra YARALARIM’a.
Ya da içimde hiç büyümeyen, büyüyemeyecek yıldız saflığında bir çocuğun çok yalnız kaldığını hiç mi hiç söylemeyeceğim. Yalnızlığın sadece damarlarında akan kan bağı olmadığına dem bile vurmayacağım. Zaten sen yalnızlığın seninle başlayan ve biten bir aymaz döngü olduğunu çoktan biliyorsun DİMAĞ’ında.
Gece yarısı deniz kenarının kendi içsel döküntüsünde sarardığını anlatmayacağım SANA.
Temmuz sıcağının dalgaları bile boğan o bunaltıcı kederinden hiç mi hiç bahsetmeyeceğim. Çünkü biliyorum;
sen zaten
kendi kederinden gri
sayfalar biriktiriyorsun AZIĞINDA.
Ve keder
kendi çıkmazında sarılıyor
her daim haylaz SAFLIĞINA.
Sana ışığı bol yakamozların köpüğünde kaybolan
Hayallerimi asla anlatmayacağım.
Çünkü hayal
Bir nida bir ses beklerken
Tek başına sıçrayarak uyanıyor
Yarı uyuklamaya çalışan parça bölük UYKUSUN’da…
Sana şiirler yazmayacağım ve anlatmayacağım ne yazık;
Anlatmak
kendi duvarlarıma vururken
birde incitiyor dönüşsüzlüğüyle
insan SELAMSIZ’lığımıza…
bu ne