Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Mustafa Ç. Çetinkaya
mustafa.cetinkaya@edebiyat.org
Şahlan Türkiye'm
22 Temmuz 2010 Perşembe 18:52

Türkiye yeni bir rota çizme aşamasında. Tarihin birçok döneminde çalkantılı günler geçirmiş olsa da,  şimdi yine ağır bir dönem içinde bulunduğumuz bu meşakkatli günlerden ümit ediyoruz ki pozitif bir netice ile çıkacaktır. 

                1980 ihtilali dönemini yaşayanlar ve araştıranlar bilirler; Türkiye 80’li yıllarda zorlu bir demokrasi sınavından geçmiştir. Siyasilerin tutuklanması, askeriyenin idareyi ele alarak başbakanı tayin etmesi, kapatılan siyasi partiler ve aynı liderler öncülüğünde açılan yenileri. İsim ve amblem değişikliğinden başka bir değişiklik olmadan kalınan yerden devam etme çabaları.

12 Eylül 1980den 6 Kasım 1983e seçimlerine kadar geçen süre içerisinde gelişmeler ve sonuç ne olursa olsun herkes gördü ki Türkiye; bütünlüğü parçalanamaz bir devlettir. Amerika, İngiltere, Fransa gibi ülkeler Türkiye politikasını sıkı takip ederken yanında gibi görünmeye çalışsalar da esasında taraflı hareket ederek kendi uygun gördükleri isimleri devlet kadrolarına getirmeye çalıştılar. İhtilal sonrasında yeni hükümeti kurmak isteyen Evren Paşa güvendiği politikacıları bir araya getirmek istemişti. Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan ve Alparslan Türkeş gibi dört büyük partinin liderleri varken beşinci partinin lideri Turhan Feyzioğlu başbakanlığa getirilmişti. Diğer liderler Hamzakoy ve Uzunada’da TSK’ nın teminatı ve gözetimi altındaydı. Turgut Özal’ında siyaset arenasına katılması, yeni anayasalar ve yeni düzenlemelerle beraber farklı bir yol, farklı bir süreç başlatılmıştı. Her ne kadar 80 ihtilal’ i Türkiye’yi menfi etkilemiş olsa da aslında Türkiye bu demokrasi sınavını başarıyla geçmiştir. Bugüne kadar gelişen olaylarda yine vatansever ve idealist bürokratlar ortaya çıkmış, zaman zaman tatsızlıklar ve olumsuzluklar yaşansa da Türkiye gücünü muhafaza etmiştir. İhtilal sonrasında yaşanan sağ-sol kavgaları, iç ayaklanmalar, PKK’nın ortaya çıkışı ve eylemleri, faili meçhul cinayetler ve şüpheli ölümler, suikastlar, siyasi tahrikler bugüne kadar süregelen karanlık ilişkiler Türkiye için her zaman tehdit oluşturmuştur. 

                Yıl 2010. Ne Demirelli bir Adalet partisi var, ne Ecevit’in CHP’si. Necmettin Erbakan’ın siyasi misyonu tükendi yada el değiştirdi. Alparslan Türkeş’in MHP’si yerine bambaşka bir Mhp var siyaset arenasında. Milli görüş tabanından gelenlerin çoğunluk teşkil ettiği bir Ak parti ve Kılıçdaroğlu ile yoluna devam edecek olan yeni bir Chp. Tarihin sayfalarını dikkatlice karıştırdığınızda 80 döneminde ki liderlerin daha idealist oldukları gerçeğini kabul etmek gerekir. Her ne kadar sağ-sol diye partiler mevcut olsa da ideolojik anlamda bir sağ-sol zihniyetçiliği kalmadı. Kendini aşırı solcu gösteren siyasi partililerin eylem yapmak, esnafın camını indirmek ve polisle çatışmaktan başka bir faaliyeti yok. TSK sessiz! Devam eden Ergenekon dosyası hem sivil hem de askeri diplomasiyi yıprattı ne yazık. Kayıtlardan silinen saldırı görüntülerinin aksine kayıt altına alınan özel hayatlar ve konuşmalar! Ve şu an Türkiye’nin önünde bir an evvel çözülmesi gereken Anayasa değişikliği mevzusu.
Türkiye bu zorlu süreci de atlatacaktır bundan yana kuşkum yok. Küresel krizden en az etkilenen ülkeler arasındayız. Sanayi ve tarımda yeni hamleler ircaa edilirken işsizliğin artış göstermesi düşündürüyor olsa da, liderler eskisi gibi güven vermese de, partiler arasında ideolojik değil dünyevi ayrımlar ve çıkar çatışmaları yaşansa da Türkiye bu zor imtihanın üstesinden gelecektir. İhtilal döneminde yaşanan sokağa çıkma yasağı, siyasilerin tutuklanışı, partilerin kapatılması gibi ağır utançlar yaşamıyoruz. İnanıyoruz ki devlet ile kurumları arasında ki çatışmalar son bulacak. Türk Silahlı Kuvvetleri şu zor günlerini atlatıp bünyesinde ki mikroplardan arınıp yine tek vücut olarak Türk ulusunun güven membağı olacak. Bizlere düşen sağduyulu davranarak kararsızlığa kapılmadan, sivil-asker, sağ-sol, mezhep ve köken ayrımı yapmadan millet olarak üstümüze düşen sorumluluğa sahiplenmek olacaktır.
Ne Cumhuriyetimize ne Demokrasimize, birlik bütünlük ve bağımsızlık ile kuvvet inancımıza içerden veya dışarıdan hiçbir güç tesir edemez, zayıf düşüremez. Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir ve milletin kalacaktır.

Haydi o zaman!
Şahlan milletim!
Şahlan Türkiye’m!...

 
Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Sabriye Barış
Yorum az kaldı
az kaldı mustafa bey türkiye şahlanacak ve bizler yine gururla yaşayacağız. çanakkalede olduğu gibi hiç bir şey yapamayacaklar bize. aramızda ki fitneciler cezasını çekecek, ortalığı karıştırmak isteyenler belasını bulacak ümitliyiz şahlanacak türkiye çünkü bu güzel ülkeye bu yakışır
23 Temmuz 2010 Cuma 21:03
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR