Robert De Niro Kimdir?
06 Mart 2011 Pazar 12:15
Günümüzün en iyi kompozisyon oyuncusu. Her türlü karaktere rahatlıkla bürünen, sinemanın binbir yüzlü adamı. Rolünü oynamayı değil,onu yaşamayı benimseyen bir oyunculuk üstadı.
Robert De Niro, özellikle kendi
psikolojik sorunlarıyla boğuşan marjinal kişilikleri en iyi ve en
etkili şekilde canlandıran bir virtüoz.Sadece oyunculuk gücüyle,sinema
efsanesi olmayı başaran bir yıldız.
16 yaşından itibaren,çeşitli oyunculuk atölyelerine
katıldı.Oyunculuktaki başarısı sayesinde Lee Strasberg'in ünlü "Actors'
Studio"suna kabul edildi. "Off-Broadway" oyunlarında rol aldı.
Sinemaya,Fransız yönetmen Jean-Pierre Melville'in New York'ta çektiği
"Manhattan'da Üç Oda" filminde üstlendiği küçük bir rolle adım
attı.(1965)Ama gerçek anlamda sinemaya başlaması,Brian de Palma'nın üç
küçük bütçeli filmiyle oldu.(Greetings,The Wedding Party ve Hi Mom!)
1973 yılında kanser hastası bir beyzbol oyuncusunu oynadığı "Bang The
Drum Slowly" filmindeki başarısıyla dikkat çekti.Martin Scorsese ile
karşılaşması ise sinema tarihinin en başarılı oyuncu-yönetmen
ilişkilerinden birinin başlangıcı olacaktı. Kendisi gibi
'Italo-American' kökenli bu yönetmenle beraber önemli filmlere imza
atacaklardı.Bu birlikteliğin ilk ürünü,New York mafyasının alt
düzeylerinde kendilerine yer bulmaya çalışan iki italyan asıllı sokak
kabadayısının(De Niro ve Harvey Keitel) öykülerinin çarpıcı bir şekilde
anlatıldığı "Mean Streets (Sokaklar)" filmi oldu.(1973) Bu filmdeki
başarılı oyunculuğu sayesinde,Francis Coppola'nın "BABA-2" filminde,ilk
filmde Marlon Brando'nun oynadığı mafya babası 'Don Carleone'in gençlik
yıllarını, Brando'dan aşağı kalmayan bir performansla canlandırıp, 'en
iyi yardımcı erkek oyuncu oscarı'nı kazanmayı başardı.(1974)
1976 yılında,Scorsese'nin unutulmaz filmi "Taksi Şoförü"nde,New York
sokaklarında taksisiyle dolaşırken gördüğü ahlaksızlardan
tiksinerek,çocuk yaştaki bir fahişeyi (Jodie Foster)bataktan
çıkarabilmek için pezevengini(Harvey Keitel) ve müşterilerini
öldüren,taksi şoförü rolündeki unutulmaz kompozisyonuyla,oscar adayı
oluyor ve sinema yıldızı mertebesine yükseliyordu. Aynı yıl,Elia
Kazan'ın "The Last Tycoon" ve Bertolucci'nin "1900" filmlerinde başrolü
üstlendi. 1978 yılında Micheal Cimino filmi "The Deer
Hunter(Avcı)"da,Vietnam'da savaşan Ukrayna asıllı çelik işçisi rolüyle
bir oscar adaylığı daha kazanıyordu.
En iyi erkek oyuncu oscarını,orta siklet boks şampiyonlarından Jake La
Motta'nın fır- tınalı yaşam öyküsünün anlatıldığı,Scorsese'nin "Kızgın
Boğa" filmiyle kazandı.(1980) De Niro,rolün hakkını verebilmek için
yaklaşık otuz kilo almaktan çekinmemişti!Sine- mada daha önce görülmemiş
bu olağanüstü performansıyla dünya çapında beğeni
topladı.Aktör,oyunculuğun sınırlarını adetan baştan çiziyordu.
80'li yıllardaki başlıca filmleri olarak;Jerry Lewis'le oynadığı "King
Of Comedy",bir gangsterin hayatının değişik dönemlerini oynadığı Sergio
Leone'nin görkemli yapıtı "Bir Zamanlar Amerika'da",De Palma'nın
"Dokunulmazlar"ı sayılabilir. 1990 yılında,Robin Williams'la birlikte
rol aldığı ve yıllar sonra bitkisel uykusundan dönen bir hastayı
canlandırdığı Penny Marshall filmi "Uyanışlar"daki performansıyla uzun
bir ardan sonra tekrar oscar adayı oluyordu.Yine bu yıl,Scorsese ile
beraber "Goodfellas(Sıkı Dostlar)" filminde acımasız bir gangster
rolündeydi. Ertesi yıl Scorsese ile tekrar biraraya geldikleri "Korku
Burnu" filmindeki sadist katil rolüyle üst üste ikinci kez oscar
adaylığı kazanıyordu.
1993 yılında ilk ve şimdilik tek yönetmenlik denemesi olan "A Bronx
Tale" filmini çevirdi. 90'lı yıllardaki başlıca filmleri;Frankenstein'ı
oynadığı "Mary Shelley's Frankestein", Scorsese ile şimdilik son
filmleri olan "Casino",Al Pacino ile ilk kez beraber oynadıkları ve bu
yüzden büyük ilgi gören polisiye film "Heat(Büyük Hesaplaşma)",Brad Pitt
ve Dustin Hoffman'la beraber oynadığı ve bir pederi canlandırdığı
"Sleepers",Slyvester Stallone ile beraber rol aldığı "Cop Land",politik
bir taşlama olan "Wag The Dog", kariyerindeki en pasif ama en etkili
performanslarından biri olan,Quentin Tarantino filmi "Jackie
Brown",beyazperdede canlandırdığı mafya tiplerinin bir paradosi olan ve
Billy Crystal'le beraber komediyi denediği "Analyze This" oldu.
Son olarak yine bir komedi filmi olan "Zor Baba" çalışmasıyla
seyircilerin karşısına çıktı.Bu senede,aralarında Marlon Brando ve
Edward Norton ile beraber rol aldığı "The Score" filminin de olduğu üç
filmle filmografisini zenginleştirmeye devam ediyor.
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...