













Tarih 22 Mayıs 2007. Derin yaralar bırakan bir gök gürültüsü Ankara’nın göbeğinde. Ulusta, tarihiyle müstesna Anafartalar çarşısına atılan, canlar yakan, yuvaları yasa ve kedere boğan bir bomba. Feryatlar büyük, acılar büyük…
Tarih 31 Ekim 2010. Bir acı gürültü daha, bir feryat yükseliyor Taksim meydanında. Telaş ve koçturmaca yaralıların arasında. Çevreye saçılmış yaralı siviller ve emniyet mensubu yiğitler.
Ne olursun kendine dikkat et güzel İzmir’im! Başkenti, sonra İstanbul’u kana bulayan bu alçaklar sana da göz dikerler.
Kimlerin canı acımadı ki daha başka. Erzurum’un kolunu kırdılar, Hatay’ın bileğini burktular, Mersin’in dişini söktüler… Muş’un, Hakkari’nin Niğde’nin canı yandı… oysa bu vatan hala (her zaman) dimdik ayakta. Öğrenemediler öğrenemeyecekler. Bileğimiz burkulur, kolumuz kırılır belki, belki dişimiz sökülür fakat yıkılmaz bu Vatan bedeni.
Neredeyse yarım asırdır bir kara bulut gibi yurdumun üzerinde dolansa da bu terör illeti. İt ürür kervan yürür işte. Ne terörün nede terörün arkasında duran güçlerin kudreti kafi gelmeyecek bu milleti susturmaya. Pire misali küçük ısırıklar attılar ve belli ki atmaya da devem edecekler. Neticeyle de pire gibi ezile ezile ölecekler.
Hani iki çocuğun kavgasını düşünün! Güçsüz olan her seferinde dayak yer. Hazmedemez ve uslanmaz işte. Koşup kaçar ve biraz uzaklaştıktan sonra dönüp taş atar, bağırır, küfreder. Bu tam karşılayan bir benzetme olmasa da terör de böyle. Gücü yetmiyor, arkamız dönükken gelip vuruyor, köşeye saklanıp taş atıyor. Birde perdeli bir masalı , yalanı var. Kürt halkının bağımsızlığını sağlayıp Kürt devleti kuracakmış. Kürt vatandaşımız esir değil ki bağımsızlık istesin. Onlarda bu memleketin birer asil ferdi. Silvanlı, Yüksekovalı bir vatandaşın Çankayalıdan, Bornovalıdan hiçbir farkı ve ayrımı yok. Hem bu nasıl bir kör anlayışsa Kürt devleti kurmak isterken en çok da Kürt kardeşlerimizin canını yakıyor. Kim demiş Türkiye’de Demokrasi yok diye. Bunca çirkefliğe rağmen hala Apo türküsü söyleyenler Meclis çatısı altında değil mi? İnsan öldürmenin reklamını yapmıyorlar mı televizyonlarında gazetelerinde. Kısa bir zaman evvel Kürtçe şarkı söylemek istediği için engellenirken sanatçılar şimdi Devletin Kürtçe yayın yapan kanalları mecmuaları var. Hiç kimse kalkıp da bu ülkede Doğu-Batı ayrımı yapılıyor diyemez. Diyen varsa zaten niyeti kirlenmiştir. Şırnak’ta görev yapan Öğretmeni, Hakkari’de ki doktoru Barzani görevlendirmiyor ya.
Kısır döngü bir ideoloji üzerinde aleni bir gerçek var ki ABD’nin İtalya’nın, Belçika’nın, Fransa’nın desteğini alarak yürüyor pkk. Zavallı Apo! Bugün ona af çıktı hadi çık desinler inanın çıkmak istemeyecektir. O bir maşaydı kullanıldı ve miadı doldu. Şimdi apo yaygarası yapanlar için sadece bir malzeme. Basit bir malzeme.
Yandı Anafartalar
Yandı Taksim…
Kan döküldü, gözyaşı döküldü. Çanakkale’de olduğu gibi. Netice de aynı. Nasıl ki Çanakkale’yi geçemediyse düşman, nasıl ki bu millet teslim etmediyse namusu bildiği topraklarını düşmana, bugünde itler sadece karanlıkta uluyacak. Fırsat buldukça çıkıp ısıracak belki. O köpekleri değil, önlerine kemik atıp onları kışkırtanları etkisiz hale getirmek aslında mesele.
31 Ekim 2010 Yer Taksim. Bir çevik kuvvet aracı yanında patlama.
Yıl 2007 yer Anafartalar. Üç tanesi bir liraya simit satan bir garibanın parçalanmış bedeni.
Yıl 1915 yer Çanakkale………………………
Ben yıl ve yer hanesini boş bırakayım siz doldurun. Sonra hep beraber bu kompozisyonun sonuç bölümüne bakalım.
“ Türk Milleti yüzyıllardan beri hür ve müstakil yaşamış ve istiklali yaşamak için şart saymış bir kavmin kahraman evlatlarından ibarettir. Bu millet istiklalsiz yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır”
Mustafa Kemal ATATÜRK _
Türkiye Cumhuriyeti İlelebet payidar kalacaktır. Hiç bir güç Türkiye’nin birlik ve beraberliğini bozamaz.
Taksim bizimdir, Anafartalar bizimdir, Yüksekova Erciş Beytüşşebap bizimdir….
Ne Mutlu TÜRK’ üm Diyene
