Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Ahmet Okyay
ahmetokyay@ymail.com
Postmodern Zamanda AŞK
14 Ocak 2010 Perşembe 19:46

Her zaman değişim halindedir insanın ve toplumun hareketleri.Her dönemin fikriyatı o dönemin sosyal,toplumsal hareketlerine etki etmiştir.Her dönemin kendine özgü fikir akımı,müzik anlayışı,moda tutkusu vs.olmuştur.Günümüzde -postmodern olarak tabir ettiğimiz zamanda- ki aşk kavramına yüzeysel bir dokunuş yapacağım.

Kolay tüketilme çağının doruklarında olduğumuz şu zamanlarda her kavramın içini boşaltıyor günlük hayatımızda çabuk harcayabileceğimiz metalar haline getiriyoruz. Aşk kavramını da postmodern karmaşanın girdabında geçmişte yaşanmış güzel insani duygulara rağmen göz ardı ediyor ve yok sayıyoruz.Uyanmıyoruz da uyanmakta istemiyoruz aslında her şeyin kolay tüketilmesi hoşumuza gidiyor.Egoistçe davranmak,mazoşist ruh yapımıza birer kırbaç darbesi oluyor.Her darbeden sonra üzülsek bile üzülmeyi sever hale geliyoruz.Her şeyin anlamsız olduğuna inanmaya çalışıyor etrafımıza bu yönde telkinlerde bulunuyoruz.Aslında farkındayız samimi olmadığımızın ve farkındayız her şeyin anlamsızlaşmasına katkıda bulunduğumuzun.Sadece bekliyor ve kırbaç darbelerinin tadını çıkarıyoruz pervasızca.Postmodern davranışta bir aşk nasıl olur sorusuna Umberto Eco şu şekilde cevap vermiştir. ”Sanırım postmodern davranış, ince ruhlu bir kadına aşık ve ona "seni delice seviyorum" diyemeyeceğini bilen bir adamınkidir. Çünkü adam kadının bu sözlerin Barbara Cartland tarafından zaten çoktan yazılmış olduğunu bildiğinin farkındadır (keza kadın da adamın bunu bildiğini bilir) yine de bir çözüm vardır. Adam "tıpkı Barbara Cartland'ın da söylediği gibi, seni çılgınca seviyorum" diyebilir. Bu noktada, yani sahte masumiyet gösterisinden kaçındıktan, bundan böyle masumca konuşmanın mümkün olmadığını ifade ettikten sonra söylemek istediğini yine de söyleyebilir tabi: yani onu yitik masumiyet çağında sevdiğini.” Yitik masumiyet çağında yaşanan aşkların ve aşk kavramının bu denli yitik kalmasının sebebi acaba kimlerdir ? Şuan bu kurala uyarak içinden gelmeden ve karşısındaki insanın da içinden gelmeyerek cümleler söylediğini bile bile kucaklaşıyorsa aşık olanlar kime yalan söylüyorlar acaba? Kendilerine mi yoksa tüm insanlığa mı ?   Başka bir soru daha toplumsal hayatta kavramların içini boşaltmaya çalışan, insanlar arasında ki güvensizliği tetikleyen, insanların yolda yürürken birbirlerine potansiyel suçlu gibi bakmasına neden olan sadece o toplumda yaşayan insanlar mıdır ? Arkasında yatan sosyolojik nedenler tüm insanlığın nerden geldiğini ve nereye gideceğine bir ışık tutmaktadır. Fakat sanayileşme sonrasından başlayıp günümüze kadar ki süreçte ortaya çıkan bu olumsuz tabloyu değiştirebilecek güçlü senaristlerin nerede yaşadığı ve ne yapacakları hala bilinmemektedir.Üzücü olan da budur.Bu dünya ya yaşamaya mı geldik yoksa yaşanılanları seyretmeye mi ?

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...
Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR